YÖK’ün kontenjan raporuna tepki: ‘Niteliğe değil niceliğe bakıyor’

Yükseköğretim programlarında doluluk oranının yüzde 90’ı aştığı belirtilen YÖK Raporu’na Öğretim Üyeleri Derneği Başkanı Yeşildere ve Eğitim Sen’den Bozdoğan tepki gösterdi.

Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) yerleştirme sonuçlarına göre 753 bin 461 aday tercihlerinden birine yerleşti, programlardaki doluluk oranı ise yüzde 90’ı aştı.

YKS yerleştirme sonuçlarının açıklanmasının ardından Yükseköğretim Kurulu (YÖK) sonuçlarla ilgili bir değerlendirme raporu açıkladı.

Rapora göre, yükseköğretim kurumlarında doluluk oranı 91.36 oldu. Devlet, vakıf ve KKTC üniversitelerinde boş kontenjan 71 bin 233, yükseköğretim kurumlarına yerleşen öğrenci sayısı ise 753 bin 461.

2018’de boş kontenjan 128 bin 508 iken, bu yıl 71 bin 233 oldu. Raporda bunun gerekçesi, “planlama” olarak ifade edildi.

Eğitim Sen Genel Yükseköğretim ve Eğitim Sekreteri Özgür Bozdoğan ve Öğretim Üyeleri Derneği Başkanı Tahsin Yeşildere, YKS sonuçlarını ve YÖK raporunu bianet’e değerlendirdi.

Bozdoğan: YÖK’ün tespitleri tekrardan ibaret

Özgür Bozdoğan, öncelikle YÖK’ün hazırladığı rapora, raporun hazırlanma biçimine ve raporun mantığına dikkat çekilmesi gerektiğini söyledi. Bozdoğan şöyle devam etti:

“YÖK’ün raporunda, yerleştirme sonuçlarının sevindirici olduğu, doluluk oranının yüzde 90’ı aştığı, boş kontenjanlarda azalma olduğu, YKS sistemi ile üniversitelerin doluluklarının artması gibi temel çıkarımlar söz konusu.

“2006-2019 yılları arasında değerlendirme yapılmış ve kontenjanların azaltılmasıyla, üniversitelerin doluluk oranlarının arttığına yönelik bir iddia var. Türkiye’deki üniversiteleşme politikasıyla öğrencilerin yerleşmesiyle arasındaki ilişkiyi sadece sayısal bir ilişkiye indiren ve boş kontenjanların sayısının azaltılmasını, öğrencilerin istedikleri bölüme yerleşmesi olarak gören bir mantık var.

“Bu yıl basına yansıyan oranlarda ise şunu görüyoruz; ilk bir yıl içerisinde üniversiteyi terk etme, yerleştiği bölümden ayrılma oranı Türkiye’de oldukça yüksek. Nedeni de yükseköğretim ile istihdam arasında kurulan ilişki ve lisans mezunu işsizlik oranındaki artış.

“YÖK’e göre tek ölçü kontenjanlardaki azalma”

“Üniversitelerin değiştiği bir ortamda YÖK için tek parametre boş kontenjanlardaki azalma. Bu azalmanın nedeni, YÖK’ün bir yıl içinde kontenjanların bir bölümünde kısıtlamaya gitmesi. Çevredeki üniversitelerdeki pek çok bölüm kapatıldı. Ancak YÖK, ısrarlı bir şekilde konuyu üniversiteleşme politikası üzerinden değil, kontenjan sayısı üzerinden tartıştığı için, oranların çok ciddi değişimler olmadığını söyleyebilirim.

“YÖK’ün raporu bu şekilde hazırlaması, kamuoyunun da konuyu sadece boş kontenjan kaldı mı, ne kadar kaldı şeklinde tartışmasına neden oldu. YÖK tartışmayı yönlendiriyor, dolayısıyla bu noktaya çok odaklanmamak gerekiyor.”

Yeşildere: Bunu başarı olarak nitelendirmek yanlış

Öğretim Üyeleri Derneği Başkanı Tahsin Yeşildere ise YÖK Raporu’nu ve YKS sonuçlarını başarı olarak görmediğini vurguladı ve “YÖK doluluk oranıyla büyük bir iş yaptığını gösteriyor ancak 2 milyon 528 bin öğrenciden 800 bine yakın öğrenci sadece yerleştirmeye hak kazanmış. Bu, başvuran kişi sayısı içerisinde aslında düşük bir rakam. Bunu ne derece başarı olarak görmeliyiz? Rakamlar üzerinden yüzdelemek ve bunu başarı olarak nitelemek yanlış” dedi.

“YÖK niteliğe değil niceliğe bakıyor”

Yeşildere, boş kalan kontenjan sayısının 2019’da daha da gerileyerek 71 bin 233’e düşmesini; açılan üniversiteler, öğretim üyelerine düşen öğrenci sayısı ve verilen eğitimin niteliği üzerinden tartışılması gerektiğini söyledi. Yeşildere, şöyle devam etti:

“Açılan fakültelerde kontenjanlara bakıyoruz, öğretim elemanı yok ama mezun veriyorlar. Dolayısıyla nitelikten değil nicelikten bahsediliyor sürekli. YÖK’e niteliği ne kadar yükseltiyorsunuz diye sormak lazım.

Üniversitelerin niteliği gerçekten tartışılmalı. En iyi 500 üniversite içerisine Türkiye’den 7-8 tane üniversite girebiliyor. Ancak bunlarda hangi kriterlere göre giriyor. Bunları değerlendirmek lazım. Üniversitede niteliği yükselteceğimize niceliği yükseltiyoruz.

Zaman geçtikçe niteliği de kaybediyoruz. YÖK ve ÖSYM’nin başarı olarak açıkladığı bu rakamsal göstergeler, öğrenci ve velileri yanıltmasın. Yerleştirmeye hak kazanan kişi sayısını net olarak okul kayıtlarından sonra göreceğiz. Çünkü ne kadarı kayıt yaptıracak, ne kadarı yaptırmayacak bilmiyoruz. Dolayısıyla yeni bir değerlendirme için de beklemek lazım.”

YÖK 2019 YKS yerleştirme sonuçları raporuna göre;

ÖSYM’ye 2.528.031 kişi başvurdu. Bu yıl örgün öğretim programlarında yükseköğretim kurumlarının toplam kontenjanı 824.694 oldu. Raporda üniversitelerde doluluk oranlarının geçmiş yıllara göre yükseldiği dikkat çekildi. 2018’de bu oranının yüzde 84.69, bu yıl ise yüzde 91.36 olduğu belirtildi.

71 bin 233 boş kontenjanının 39 bin 862’si devlet üniversitelerinde. Devlet üniversitelerinde doluluk oranı yüzde 93.89.

Yüzde 84.14 doluluk oranına sahip vakıf üniversitelerinde boş kontenjan 24 bin 776. Bu üniversitelere yerleşen öğrenci sayısı 131 bin 485.

KKTC üniversitelerinde doluluk oranı yüzde 57.35. Bu üniversitelerdeki boş kontenjan 5 bin 978. Bu üniversitelere yerleşen öğrenci sayısı 8 bin 39.

Diğer üniversitelerde ise (ÖSYM kılavuzunda yer alan yurtdışı üniversitelerde ise 843 boş kontenjan var. Bu üniversitelere yerleşen öğrenci sayısı 660.

Kaynak: Bianet-Sakine Orman

İlginizi çekebilir