Vizyon belgesi: Öğretmenler için güvencesizlik, öğrenciler için çocuk işçilik

Eğitim Sen Genel Başkanı Feray Aytekin Aydoğan, Milli Eğitim Bakanlığı 2023 Vizyon Belgesi’ne ilişkin Sendika.Org’a değerlendirmelerde bulundu. Aydoğan eğitim emekçileri için güvencesizliğin dayatıldığını, kadrolaşma politikalarının süreceğini, öğrencilerin ise ucuz iş gücü olarak görüldüğünü aktardı.

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk dün (23 Ekim) 2023 Vizyon Belgesi’ni açıkladı. Selçuk’un açıklamış olduğu vizyon belgesine ilişkin telefonla ulaştığımız Eğitim Sen Genel Başkanı Feray Aytekin Aydoğan, vizyon belgesinde oldukça muğlak ifadelerin yer aldığını fakat buna rağmen öğretmenler, eğitim ve bilim emekçileri için güvencesiz çalışma koşullarının devam edeceğini; kadrolaşma politikalarının süreceğini ve öğrencilerin ise ucuz işgücü olarak görüldüğünü belirtti.

Selçuk’un göreve geldiğinde öğretmenleri tekrar değerli ve güvende hissettirecek çalışmalar yapacağını söylediğini anımsatan Aydoğan, “Öğretmenler özelinde baktığımızda sözleşmeli ve ücretlilik vurguları üzerinden güvencesiz istihdamı net bir şekilde devam ettirileceği ve hızlandırılacağı kesin olarak belirtilmiş durumda. Bunu 100 günlük planda da görmüştük. Böyle bir eğitim politikasını devam ettirileceğinin net bir şekilde farkındaydık” dedi.

Aydoğan vizyon belgesinin, sözleşmeli ve ücretli öğretmenliğin devam edeceğinin, hem yasal hem de fiili olarak iş güvencesine ilişkin çok ciddi bir tehdit içerdiğini şu sözlerle ifade etti:

Sözleşmeli öğretmenlere dönük yıl düzenlemesi 4+2’den 3+1 şeklinde düzenleneceği söylendi Erdoğan tarafından. Bu öğretmenlerin ihtiyacını karşılamaz. İş güvencesi ile en temel talepleri mazerete dayalı tayin haklarıydı. Çocuklarından kilometrelerce uzakta çalışmak zorunda bırakılıyor sözleşmeli öğretmen arkadaşlar. Bunu yalnızca 3+1 şeklinde düzenleyebileceklerini söylediler. Bunu söylemesine rağmen belgenin içeriğinde 3+1 düzenlemesinin takvim ve planlamasına ilişkin hiçbir madde yok.

Ücretli öğretmenlik: Ekonomik krizin devam edeceğinin göstergesi

Ücretli öğretmenlerin sözleşmeli ve kadrolu öğretmenlerden daha kötü koşullarda çalıştığını belirten, her türlü baskı ve mobbinge maruz kaldığını belirten Aydoğan, bu durumun devam edeceğinin altını çizerek “Bu ekonomik anlamda da krizin devam edeceğinin net göstergesidir. Bu sözleşmeli ve ücretliliğin temel istihdam şeklinde olacağının altı net bir şekilde çizilmiştir.

Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) resmi olarak 117 bin öğretmen ihtiyacı olduğunu ve 17 bin köy okulunun kapatıldığını aktaran Aydoğan, vizyon belgesinde ataması yapılmayan öğretmenlere ve ihraç edilen öğretmen, eğitim ve bilim emekçilerine hiç değinilmediğinin de altını çizdi.

Formasyonun bakanlığa bağlanması liyakatı reddeden bir süreç anlamına gelebilir”

MEB ayrıca pedagojik formasyonun da yüksek lisans programı haline getirileceğini açıklamıştı. Aydoğan bu konuda da belgede belirsizlikler olduğuna dikkat çekerken, formasyon sürecinin bakanlığa bağlanmasının yaratacağı sorunları şu sözlerle ifade ediyor:

Bir öğretmenin akademik, bilimsel eğitim alması gereken kurumlar üniversitelerdir. Var olan haliyle üniversiteler de bilim üreten kurumlar olmaktan çıkmıştır. Ama dünyanın her yerinde bu eğitimi verecek yerler üniversitelerdir. Bakanlıklar iktidarların organlarıdır. Üniversiteler dışında bunu sadece Milli Eğitim Bakanlığı yapar, üstlenirse bakanlıklar aynı zamanda iktidarın tekrar ve tekrar kendini ürettiği, kendi ihtiyaçları doğrultusunda öğretmen yetiştirme politikalarını uygulayabileceği bir tehlikeyi de gösteriyor bize.

Açıklamadaki en temel sorunlardan biri de bütün öğretmenler, eğitim ve bilim emekçileri için liyakat. Öğretmen yetiştirmeden başlayan, liyakatı reddeden bir süreç anlamına gelebilir. Orada bir madde daha var, eğitim fakülteleri üzerinden bir komisyon oluşturulacağı ve eğitim fakültelerindeki öğrencilerin yeterliliğine karar vereceği gibi yine ucu açık bir düzenleme var. Mülakatla KPSS’den sonra yapılan eleminasyon kadrolaşma politikaları üzerinden liyakatı reddeden değerlendirme komisyonları üzerinden işletilirse süreç daha eğitim fakültelerinden başlayacak demektir. O madde de apayrı bir sorun. O değerlendirilecek olan kurulu komisyon için de hiçbir bilimsel, objektif kriter belirlenmemiş.

Ölçüt mülatak ve kadro politikaları

Özetle liyakatı reddeden çember git gide büyüyor. Belgede yalnızca okul idareceleri üzerinden bir vurgu yapıldı ama o da son derece  ucu açık bir şekilde belirlenecek ölçütlere göre karar verilecekti. Bu ölçütler bizim somut olarak gördüğümüz mülakatlar ve kadrolaşma politikaları.

Öğrenciler ucuz işi gücü olarak kullanılacak

 Vizyon belgesinde “sektör”, “piyasa”, “piyasanın ihtiyaçları doğrultusunda öğrenci yetiştirme” gibi vurguların bolca bulunduğuna dikkat çeken Aydoğan, ayrıca “çocuklara çalışma fırsatı” diye bir maddenin olduğunu vurgulayarak “Bu çocuk hakları ihlali anlamına gelen bir madde. Çocukların çalıştırılması “fırsat” olarak gösteriliyor. Özelleştirme politikalarının hızlandırılacağını görüyoruz. 4+4+4’ten sonra OSB’lerin yanına çok sayıda okul yapılmıştı. Bu daha da artacak” dedi.

Aydoğan son olarak şunları kaydetti:

”Var olan durumda zaten meslek liselerine giden öğrenciler ucuz işçi olarak görülüyor, bu koşulların çok daha sertleşeceğinin de bir göstergesi.

Özelleştirme politikaları da, gericileştirme politikaları da devam ediyor. Öğretmenler üzerinden de güvencesizlik, liyakatı reddeden politikalara, kadrolaşma politikalarına hız verileceği görülüyor. Geçmişten bugüne değişen. Şimdiye kadar yaşadığımız bu olumsuz süreçlerin hızlanacağının da bir belgesi bu vizyon belgesi.”

 

Kaynak: Sendika.org

İlginizi çekebilir