“Varlığı Kanıtlanmış” Afrikalı Amazonlar

Alpern’in, Dahomey’in kadın savaşçıları ile giyim kuşamları, evlenmemeleri, cesur savaşçılar olmaları gibi bazı özellikleri nedeniyle yer yer aralarında benzerlikler kurduğu, mitolojideki Amazonlar birbirlerinden çok farklı.

Tarihte savaşçı kraliçeler ve “sıradan” kadın savaşçıların pek çok toplumda sayısız örneği var, mitik bir efsane olarak en bilinenleri de Amazonlar. Ancak bir de varlıkları 19. yüzyılda bizzat gözlemlenen ve Batılıların “Afrikalı Amazonlar” adını verdiği Afrikalı kadın savaşçılar var.

ABD’li araştırmacı ve Afrika uzmanı Stanley Bernard Alpern’in “Amazons of black Sparta: The women warriors of Dahomey (Siyah Sparta’nın Amazonları: Dahomey’in kadın savaşçıları)” başlıklı bibliyografyası “Afrikalı Amazonlar” adıyla Türkçe’de yayımlandı. İsveçli polisiye yazarı Stieg Larsson’un da ünlü üçlemelerinden birinde uzun uzadıya bahsettiği kitap, İpek Yardımcı’nın çevirisiyle Ayrıntı Yayınları’ndan çıktı.

Yunan edebiyatında ilk kez Homeros’un M.Ö. 6. yüzyılda yazdığı İlyada’da sözünü ettiği Amazonlar’a dair arkeolojik bulgulara ise, bugüne dek yurtları olduğu antik kaynaklarda geçen Anadolu’nun Karadeniz kıyılarında ve başka yerlerde rastlanmadı.

Mitolojideki Amazonlar, kölelik olduğunu düşündükleri evliliği reddeden, savaşmadıkları zamanlarda toprağı ekip biçen, hayvanlarıyla ilgilenen kadın savaşçılardı. Yalnızca savaşlarda bir erkek öldürenler, yılın iki ayında komşu kabilenin erkeklerinden rastgele seçtikleri biriyle beraber olabiliyordu. Anlatıya göre bu birlikteliklerden doğan kız çocuklarını Amazon olarak yetiştirirken erkek çocuklarını ise ya babalarının kabilelerine gönderiyor ya da bilerek sakat bırakarak yün eğirme gibi önemsiz işlerde köle olarak tutuyorlardı.

Ancak Batılı gezgin, kâşif ve sömürgeci birliklerin Afrika’da bizzat gözlediği ve “Dahomey Amazonları” adını verdikleri kadın savaşçılar, kurulan pek çok biçimsel benzerliğe rağmen, aslında patriyarkanın en katı biçimde işlediği bir toplumda, kendilerine görece ayrıcalıklı bir statü kazandırsa da savaşçılığa sürgün edilmişlerdi. Kadın savaşçılara sahip olmasının yanı sıra, çevresindeki diğer krallıkların aksine düzenli bir orduya çok daha önceden sahip olan Dahomey, yine Batılılarca bu nedenle Antik Yunanistan’daki Sparta’ya benzetilmişti.

Yazar Stanley B. Alpern, Batılı sömürgecilerin egzotik bakışlarını yansıttığı yazılarında ilk kez kayda geçen fantazyalaştırılmış bu kadın savaşçılar hakkındaki tüm literatürü inceleyerek hikayelerini yazıyor.

“Afrikalı Amazonların” kökenleri

Ordusunun çoğunluğu savaşçı kadın birliklerinden oluşan Dahomey Krallığı, “Köle Kıyısı” olarak adlandırılan Gine Körfezi’ndeki bölgenin iç kısımlarında, bugünkü Benin’de yer alıyordu. Kadın savaşçıların kökeni dair de birkaç teori var. Bunlardan biri, ilk kez Britanyalı böcekbilimci J. Alfred Skertchly’nin, bir törende Dahomey Kralı Wegbaja’nın önünde geçit yaptıklarına rastladığı, “gbeto” denilen fil avcısı kadınlardı. Alpern, “fil öldürebilen kadınların eninde sonunda düşmanları da öldürebilecek yetide olduklarının düşünülmesi akla yatkın” diyor.

Bir diğer teori ise, “Amazonların” kökeninin 1708’e kadar krallık yapan Wegbaja’nın oğlu ve varisi Akaba ile ikiz kız kardeşi Ahangbe’ye dayanıyor. Kardeşine eş statüde ve Kraliçe olarak ülkeyi yöneten Ahangbe, Akaba’nın bir savaşta ölmesi üzerine tahta tek başına sahip olur. Kadın savaşçılardan oluşan birlikler de taht sahibi ikizler döneminde oluşturuldu.

“İkizleri ya öldürüyor ya tapıyorlardı”

Alpern bunları aktarırken, Afrika toplumlarının ikiz çocuklara ilişkin inanışlarını da anlatıyor. İkizlerin Afrika toplumlarında özel bireyler olarak görüldüklerini söyleyen Alpern’in kitabına göre, bazı halklar ikizlerin koruyucu bir ruh taşıdıklarına ve ruhlar dünyasıyla temasta olduklarına inanarak onlara bir kutsiyet atfederken, bazı halklar ise, birden fazla doğurmanın hayvanlara özgü olduğuna inanarak ikiz çocukları öldürüyor, anneyi de cezalandırıyordu.

“Saray içi darbeye karşı güvence”

Yazarın “Amazonların” kökenine dair rasyonel yorumu ise, kadın savaşçıların kökeninin, saray içi bir darbeyle tahtı kaybetmekten korkan kralın, hanesinde sadece kadınların kalmasına izin vermesi ve muhafızlarını da onlardan oluşturması olduğunu anlatıyor.

Yazı olmayan toplumda bürokrasi

Kitabında Dahomey’in toplumsal ve yönetsel yapısına dair de pek çok bilgi paylaşan yazar, ikiz kardeşler Akaba-Ahangbe’nin yönetiminin bu Afrika krallığında sıra dışı kurumların doğmasına da yol açmış olabileceği yorumunda bulunuyor. Çünkü bütün erkek memurların, sarayda yaşayan kadın eş-görevlileri bulunuyordu. Kadınların işi, erkeklerin görev ve sorumluluklarını ezberlemek, onların performanslarını denetleyip giderlerini izlemekti ve bunların hepsi de kralın menfaati içindi. Ancak bunu, daha çok modern öncesinin göçebelerine has bir tür kadın erkek eşitliği gibi bir olguya yormamak gerekir. Çünkü gerçekte olan, okuma yazma bilmeyen bir toplumda, kayıt tutma probleminin titizlikle çözümüydü.

“Kutsal kralın eşleri ve kralın hinlikleri”

Yazar, Dahomey Krallığı’nın bölgedeki en totaliter rejimlerden biri olduğunu aktarıyor. Saraydaki kadınların hepsi kralın eşleriydi ve sayılarının 5 bin olduğu aktarılıyor. Onlar adeta kralın bedeninin uzantısı gibiydiler, kutsaldılar. Dokunmak ya da bakmak yasaktı. Sarayın dışına çıktıklarında önlerinde zil çalan birisi yürüyor ve herkes yol açarak arkasını dönmek zorunda kalıyordu. Kralın bazı asayiş olaylarını bu kutsallıktan yararlanarak bastırdığı, eşlerinden birini göndererek sorun çıkaran ve teslim olmamak için direnen kişileri bu şekilde etkisizleştirdiği kitapta anlatılıyor. Ve sonra da ölüme mahkûm ettiği bu kişilerin tüm mülklerine el koyduğu…

Neden Dahomey’de?

Yazar, Dahomey Krallığı’nda kadınların asker olarak görevlendirildiği ilk kesin tarihin 1729 olduğunu aktarıyor. Peki neden kadın savaşçılar Afrika’nın diğer krallıklarında değil de Dahomey’de vardı? Onlarla ilk kez karşılaşan 19. yüzyılın Batılıları bu soruya, Dahomey kadınlarının fiziksel güçleriyle yanıt vermeye çalışmışlardı ama gerçek ise, diğerlerine göre nüfusu daha az olan ve erkekleri savaşlarda ve köleleştirme ile eksilen ülkenin, başka çaresi olmadığıydı. Yazarın bu izahına eşitlikçi itirazlar yükselebilir ama unutmayın, 19. yüzyılda çok katı bir patriyarka düzeninin hâkim olduğu, kralın mülkü olan bir toplumdan söz ediliyor.

Batılılar “Amazon” dedi, Dahomeyliler ne diyordu?

Pek çok Batılı gezginin ya da askerin çoğunlukla kralın törenlerinde gözlemlediği kadın savaşçılara, Dahomey Toplumu elbette ki Batılılar gibi “Amazon” demiyordu. Onlara, “annelerimiz” anlamına gelen “Mino” diyorlardı.

Komutanlarının bazıları dışında hepsi 16-17 yaşlarında olan ve kısa bir tüfekleri ile kılıçları bulunan kadın savaşçılar, kralın atadığı kadın generaller ve daha alt rütbeli kadın subaylarca silah eğitimi alıyor, egzersiz yapıyorlardı. Kocaman şemsiyeleri, bayrakları, davulları, trampetleri ve flütleri vardı.

Kadın savaşçılar nasıl seçiliyordu?

Peki, kadın savaşçılar nasıl belirleniyor ve kralın ordusuna alınıyordu? Bazı aktarımlara göre Dahomey’de çakıl taşı kullanılarak herkes tek tek sayılıyordu ve her evde kaç genç kadın bulunduğu biliniyordu. Kralın vekilleri de genç kadınları inceleyerek hizmete uygun “görünenleri” seçiyordu. Yazarın buna dair anlatımı şöyle: “Mesela balık etli olanlar kralın yatağı; güçlü kuvvetli olanlar ise kralın muhafızlığı için seçilirdi. Kölelerin kızları ise, saray köleleri olarak kulaklarından işaretlenirdi.”

“Krala hediye sunulanlar”

Ayrıca krallığın en iyi ailelerinin bakire kadınlarının arasından da “Amazonlar” seçiliyordu. Bazı anlatılara göre ise “Amazonlar”, zengin vatandaşların veya şeflerin “krala hediye olarak sunulmakla şereflendirilen ve bunun için 8-10 yaşından itibaren yetiştirilen kızlarıydı”.

Bir diğer “askere alım” kaynağı ise, eşini aldattığı için saraya gönderilen ve ölüm cezası yerine “Amazon kolordusuna” katılmayı seçen kadınlardı.

Kadın bedenine müdahale

“Amazonlar”, kralın kutsal eşleri olarak, bozmanın cezası ölüm olan “bekaret yemini” ediyorlardı. Alpern kitabının “Bekarlık” başlıklı bölümünde, “Amazonların” yaşamının bu yönünün yanı sıra, Dahomey toplumunda kadın bedeni üzerindeki müdahaleleri anlatıyor. Bunların başında da “kadın sünneti” denilen “eksizyon” geliyor.

Kitapta aktarılana göre, Dahomey toplumunda kız çocukları regl olmalarından itibaren evliliğe hazır görülüyor ve annelik kutsanıyordu. Çocuk doğuramayan kadınların kötü ruhun etkisinde olduğuna inanılıyor, bekarlık küçümseniyordu: “Bekarlık sadece aptallara, delilere, sara hastalarına ve cüzzamlılara mahsustu.”

Ancak Alpern bu durumun yer yer abartı olduğunu çünkü toplumdaki kadın sayısının azlığı nedeniyle, alt sınıftan pek çok erkeğin evlenemediğine de işaret ediyor. Hatta kral bu nedenle seks işçiliğini kurumsallaştırmıştı.

Yemini bozarlarsa?

Bu yüzden “Amazonlar” bekarlık yeminiyle, bağlı oldukları kültürel köklerden ayrılıyordu. Ve onlara kralın eşleri anlamındaki “ahosi” dense de çoğunun hiçbir zaman kralla arasında bir cinsellik olmadığı herkes tarafından biliniyordu. Yazar, bekarlık yeminini bozanlara karşı ölüm cezasının her zaman katı bir şekilde uygulanmadığını, bazı ibretlik cezalandırmalar dışında, kadın savaşçıların “libidolarını tamamen bastıramadığını”, bazen sevgilileri olduğunu ilan ettiklerinin aktarıldığını anlatıyor.

Aslında bekarlık yemini ile amaçlanan, “kralın onurunu korumak” değil, savaşçı kuvvetler olan “Amazonların” hamilelik ve annelik engelleri olmadan kendilerini görevlerine adamalarıydı.

Kralın hile amacıyla yeminden azadı

Bazen de kralın, kadın savaşçıları geçici olarak bekarlık yemininden azat ettiği anlatılıyor. Burada ise tabii ki bir iktidar tekniği olarak hinlik hemen göze çarpıyor: “En genç ve usta kadın askerler köylere gönderiliyordu. Amazonlar, ahosi olduklarını gösteren aksesuarlarını çıkarıyor ve sıradan genç kadınlar gibi başlarının üzerinde bir su kabıyla çarşıya gidiyorlar; ‘gülümseyerek, tatlı tatlı sohbet ediyor ve bakışlarıyla erkekleri baştan çıkarıyorlardı’. Delikanlı erkeklerin takıldığı yollardan geçiyor ve akıllarını çelip onları yakınlardaki ormanlara götürüyorlardı. Sonraki gün kralın eşine bulaştıkları için adamı yetkililere şikâyet ediyorlardı. O zaman erkeklerden ölüm ezası ve askerlik görevi arasında seçim yapması isteniyordu.

Dahomey toplumunda kadın

Peki bir Batı Afrika krallığı olan Dahomey’de sıklıkla sözünü ettiğimiz erkek egemenliği ne durumdaydı ve kadınların yaşamı nasıldı? Kadınlar tüm ev işlerini yapar; çocuklarla ilgilenir; ürünleri eker biçer, satar; küçük ölçekli ticaret yapar; hayvanlara bakar; yakacak odun toplar; yabani bitkileri temizler; su getirir; kafalarının üzerinde yük taşır; palmiye yağını işler; çanak çömlek, sepet yapar; yün eğirir; kumaş boyardı. Kitapta yer alan bir gözlemcinin 1803 tarihli tanıklığından aktaralım: “Kadınlar, eşlerine aşırı derecede saygıyla yaklaşıyor ve itaat ediyor. İçlerinde eşlerinin yemekleri olan, su kabağından yapılmış kaseleri sunarken bile diz çöküp yemeği gözlerini kaçırarak veriyorlar. Çünkü eşlerinin yüzüne direkt bakmaları fazla cüretkâr sayılıyor.

Kadınların “genelde aşağı derecede varlıklar olarak görüldüğü” bu topluma ilişkin modern Dahomey tarihçisi Edna Grace Bay’in ise şu görüşlerine kitapta yer veriliyor: “Yaygın görüşe göre, kadınlar kadın oldukları için hor görülür, aşağılanırdı. Erkekler ise onların ‘ihanete ve kalleşliğe’ eğilimli olduklarını düşünürdü. Şimdi bile Abomey’de birinin yaptığı işin değersiz olduğunu anlatan bir erkek, ‘bir kadın bile olamadın’ diyebilir.”

İşte kadınlar, erkek hakimiyetinin işlediği bu toplumda “Amazon” olduklarında, geldikleri yer ne kadar aşağı derecede olursa olsun devletin elit kadınları arasına katılıyorlardı. Aslında toplumdaki sıradan bir erkeğin “mülkü” olmaktan, kralın “mülkü” olmaya bir geçiş yapıyor ve bunun getirdiği ayrıcalıklara ve saygınlığa sahip oluyorlardı. Bir zümreyi ifade eden, kralın tüm eşleri (ahosi) gibi, “Amazonlar” da sarayın dışına çıktıkları zaman zil çalan bir kadın köle onların önünden giderdi. Zil sesi, erkeklere yoldan çekilmelerini, belirli bir mesafede durmalarını ve başka yöne bakmalarını söylerdi. “Amazon” kafilesinden bir kadına dokunan erkeğin ise hayatı tehlikede demekti. Huzura kabullerde ve devlet törenlerinde bile kral, kadınların ortasında durur, yere çizilen bir çizgiyi, baş hadımağası dışında hiçbir erkek geçemezdi.

Saray protokolünde de kadın memurlar, erkek görevlilere göre öncelikliydi. Aynı şekilde “Amazonlar” da erkek askerlerden öncelikli tutuluyordu. Ayrıca kadın savaşçıların bazen sayıları 50’yi bulan köleleri de olabiliyordu.

Alpern’in, Dahomey’in kadın savaşçıları ile giyim kuşamları, evlenmemeleri, cesur savaşçılar olmaları gibi bazı özellikleri nedeniyle yer yer aralarında benzerlikler kurduğu, mitolojideki Amazonlar birbirlerinden çok farklı.

Stanley Bernard Alpern kitabında “Afrikalı Amazonların” giyim tarzları, aksesuarları, muskaları; kullandıkları silahları; sayılarını; evlerini; askeri ve beden eğitimlerini; duyarsızlaştırılmalarını; danslar, şarkılar ve müzik ile, semboller ve ödüller ile nasıl birlik ruhu oluşturulduğunu; geçim yöntemlerini ve savaşları da anlatıyor. Kitapta ayrıca savaşlarda uyguladıkları taktiklerin yanı sıra, “Afrikalı Amazonların” başarı gösterdiği savaşlardan da tanıkların anlatımlarına dair epik sahnelere yer veriliyor. (SA/AS)

Künye

Afrikalı Amazonlar

Yazar: Stanley B. Alpern

Çeviren: İpek Yardımcı

Yayınevi: Ayrıntı Yayınları, Şubat 2019, 320 sf.

http://bianet.org/biamag/kitap/205749-varligi-kanitlanmis-afrikali-amazonlar

İlginizi çekebilir