“Van Asayiş’te Çocuklara Çocuk Gibi Davranılmamış”

Van Asayiş Şube Müdürlüğü’nde işkenceye maruz kalan çocuklar, savcılıktaki ifadelerinin ardından serbest bırakıldı. Van Barosu’ndan Zehra Ateş, prosedür işletilirken çocuklara çocuk gibi davranılmadığını belirtti.

Van’ın İpekyolu ilçesine bağlı Hacıbekir Mahallesi’nde 15 Şubat günü Van Asayiş Şube Müdürlüğü’nde gözaltında işkence ve kötü muameleye maruz kalan çocuklar savcılıktaki ifadelerinin ardından serbest bırakıldı.

Abdullah Öcalan’ın Türkiye’ye getirilişinin yıldönümü olan 15 Şubat’ta eylem hazırladıkları iddiasıyla gözaltına alınan on bir çocuk  serbest bırakılırken, Şube Müdürlüğünde işkenceye maruz kaldıkları doktor raporuna da yansıyan üç çocuk için Van Barosu savcılığa suç duyurusunda bulunmuştu.

Ters kelepçe, tekme, küfür…

Çocukların ifadelerinde; polislerin ters kelepçe yaptıkları, dipçik ve tekmeyle vurdukları, çocukların kafasını klozete soktukları, hakaret ve küfür ettikleri yer alıyordu.

Götürüldükleri Van Asayiş Şube Müdürlüğü’nde 3’ü işkenceye maruz bırakılan 11 çocuğun savcılık ifadesinin ardından serbest bırakıldığını belirten Van Barosu Çocuk Komisyonunu Yönetim Kurulu Üyesi avukat Zehra Ateş, çocuklardan birinin yakın akrabasının avukat olduğunu ve olaya da Baro olarak bu şekilde dahil olduklarını aktardı:

“Van Barosu Başkanı, İnsan Hakları Komisyonu ve Çocuk Hakları Komisyonu Başkanımız çocuklarla görüştü. Görüşme sonrasında tutanak tuttuk, fotoğraflar çekildi. Başkanımız aynı gün Cumhuriyet Savcılığına başvuruda bulundu.

Gözaltına alınma süreciyle ilgili olarak en başından itibaren huhuksuz bir şekilde delil toplama söz konusu olduğu için bugün görülen duruşmada bu toparlanan delillerin hiçbirinin soruşturmaya dayanak olmaması gerektiğini belirten Ateş, “Dolayısıyla çocukların serbet bırakılması tesadüf değil. Takipsizlik gerekiyordu. Bizim işkence olayı ile ilgili polisler hakkında suç duyurumuzla ilgili olarak ise yargı mercilerinin nasıl karar alacağını merakla bekliyoruz” dedi.

Fotoğraf: Van Barosu’nun internet sitesinden alınmıştır

“Çocukların zaten karakola götürülmemesi gerekiyor”

Çocukların karakola götürülmemesi gerektiğinin altını çizen avukat Ateş şöyle devam etti:

“Bu dosyada baştan beri vahim olan şey de bu zaten. Yeni düzenlemeye göre çocukların psikolojisi düşünülerek oluşturulan Çocuk İzlem Merkezlerine götürülmesi gerekiyordu çocukların. Çocukların zaten karakola götürülmemesi gerekiyor. 18 yaşından büyükler karakolda ifadeye gider.  Bu çocukların en başta çocuk şubeye götürülmesi lazımdı. Prosedür işletilirken bu çocuklara hiç çocuk gibi davranılmamış. 18’inden büyük bir terör suçlusu yargılanırmış gibi soruşturma yürütüldü.

“Aslında biz de savunmayı o şekilde yaptık. Söz konusu olan şiddet olaylarının detaylı bir şekilde dosyaya yansıması yönündeydi. Çünkü bizim bu söz ettiğimiz konular doktor raporlarında da yer alıyor. İddia değil.

“Gözaltı süresi çok uzun tutuldu”

“Başka bir vahim durum ise çocukların gözaltı süreleri çok uzun oldu. Derhal ifadeler alınabilirdi, buna hiçbir engel yoktu. Ama bugüne kadar bekletildi bu çocuklar. 15’inde gözaltına alındılar, bugün ifadeleri alındı. Ve bir avukat arkadaşımızın tutukluğa itiraz talebi de reddedildi. Bu da çok vahim.”

Öte yandan Avukat Ateş, olayın karakolda gerçekleştiğini belirterek “Ama benim şahsi görüşüm sanki bu kötü muamele olay yerinde, polise direnirken yapılmış gibi bir havaya sokuluyor. Aslında olay tam olarak işkence. Ters kelepçe, şiddet, kolezete kafasının sokulması…  Bu, şiddet bile değil, işkencedir.”

Ne olmuştu?

15 Şubat günü Van’ın İpekyolu ilçesi Hacıbekir mahalesinde gözaltına alınan ve Asayiş Şube Müdürlüğü’ne götürülen on bir çocuğun 3’ü polis işkencesine maruz bırakılmıştı. 17 yaşındaki O.D., 16 yaşındaki Ş.Y., 14 yaşındaki Ö.S.’nin vücutlarının çeşitli yerlerinde ve kafalarında darp ve işkence izlerinin bulunduğu doktor raporuna da yansımıştı.

Baro’nun tuttuğu tutanakta çocukların özetle şu ifadeleri yer aldı:

O.D.:”Minibüste muavin olarak çalışırım. İşten eve gittikten sonra polisler mahalledeki olaylar nedeniyle beni yakalayıp yere yatırdı. Dipçikle sırtıma, botlarla karnıma vurdular. Yakalandığım esnada saçımdan tutup yüzüme gözüme yumrukla vurdular. Tuşba Asayiş Karakoluna götürdüler. Orada da tokatladılar. Kafamı klozete sokup ağır hakaret ve küfürde bulundular. Sonra Bölge Araştırma Hastanesi’ne götürüp rapor aldılar.”

Ş.Y.: “Yakalanmadan önce ateş ettiler. Ve gaz sıktılar. Durmamı istediklerinde durdum. Beni yere yatırıp ters kelepçelediler. Ardından tekme tokat vurdular. Dipçikle kafamın ardına vurdular. Ardından yüzüme, gözüme ve burnuma yumrukla vurdular. Tuşba Asayiş Karakoluna (Van AVM arkası) götürdüler bizi. Gece geç saatte hastaneye rapor almaya götürdüler. Ondan sonra Çocuk Şubeye getirdiler.”

Ö.S.:”Polis aracından 8 polis indi, beni ters kelepçelediler. Yere yatırıp yüzükoyun şekilde sırtıma iki defa dipçikle vurdular. 8 polis tekmelerle darbetti. Ardından 3 polis beni kaldırıp yüzüme yumrukla vurdu. Beni polis aracına bindirdiler. Araçtayken bir polis elindeki mermi ile kafama sert bir şekilde vuruyordu. Bizi Van AVM arkasındaki karakola götürdüler. Beni orada tokatladılar. Çok ağır küfür ve hakaretler ettiler. Aynı hakaretleri araçta da yaptılar. Tokatlamadan sonra beni tuvalete götürüp kafamı klozete soktular. Şu anda sol gözümde bulanıklık var, gözümde kaşınma var.”

Kaynak: Bianet – Ayşegül Özbek

İlginizi çekebilir