Utkun Büyükâşık’tan yeni şiirler: Kapı Aralığından – Edip Yeşil

Utkun Büyükâşık’ın üçüncü şiir kitabı ‘Kapı Aralığından’ Nezih-er Yayınları tarafından yayımlandı. Kitabın içinde yer alan şiirlerde başlık kullanılmamış, numaralandırılarak verilmiş. Bu da şiirin anlam kalıbını kırarak, okuru şiirin içine çekmeye ve şiiri yeniden kurmaya davet ediyor.

Edebiyatın türleri içerisinde en zoru şiirdir. Kolay gibi görünen basitten karmaşığa doğru gidilen bir yol, yol aldıkça içinden çıkılması güç bir labirent. Şair için belki de en zoru bu labirentin içinde kalarak, sözcük dünyasından bir dünya kurma heyecanını her şiirde tekrara düşmeden örmektir.

Günümüz şiirinin toplumcu gerçekçi dünyadan uzaklaştığı bir dönemde iyi şiirlerin yazılıyor olması umut verici.

Şair Utkun Büyükâşık,  ‘Kapı Aralığından’ ile hüznün ve acının orta yerinden umudu üflüyor üstümüze.

‘Karanfiller Çoğaltmak’ şairin ilk kitabı. ‘Karanfil de Büyür’ ikinci kitabı ve Nezih-er etiketiyle geçtiğimiz günlerde raflardaki yerini alan ‘Kapı Aralığından’ üçüncü şiir kitabı.

Kitap kapağı içeriğine uygun harmanlanmış bir tasarımla okura ilk elden ipucu veriyor, gerçek okurunu kendi dünyasına çağırırcasına. Şiirin ruhu en estetik haliyle kapakta dolaşıyor. Renkler kendi diliyle konuşuyor. ‘Kapı aralığından’ bakıldığında en sade haliyle şair Büyükaşık’ın şiiri bizi kapıda/kapakta selamlıyor. Sade bir kapak. Bilgelik ve adaleti temsil eden lacivert rengin üstünde özgürlük sembolü ve adaleti zedeleyen bir ur gibi duran kan lekesi… İçinde bulunduğumuz çağa bir gönderme verilmiş olsa da içerikle son derece uyumlu bir bağ kurmuş.

Kitap kırk sekiz sayfa. “sakla(n)dığım”, “elma kokusu” ve “yaraların izinde” ara başlıklarını taşıyan üç bölümden ve otuz dört şiirden oluşuyor. Şiirlerde başlık hiç kullanılmamış, numaralandırılarak verilmiş. Bu da şiirin anlam kalıbını kırarak, okuru şiirin içine çekmeye ve şiiri yeniden kurmaya davet ediyor.

kapı aralığından, Utkun Büyükâşık, 48 syf., Nezih-er Yayınları, 2020.

Utkun Büyükâşık toplumcu bir bakış açısıyla örmüş şiirini. Örerken estetik kaygıyı gözardı etmemiş, sözcükleri ustaca ilmek ilmek dokumuş. Valery’in dediği gibi şiirin içindeki fikri, elmanın içindeki gıda kadar saklı tutmuş. “saklandığın o ağaç / kesilmeden gelirim / diyen güzel çocukları özledim” (sf.16) dizelerinde olduğu gibi, Gezi’ye çıkan çocukları selamlamış.

Büyükâşık, içinde yaşadığımız çağın acımasızlığı karşısında, sloganik sözcüklere hiç teslim olmadan imge zenginliği sayesinde “bağırmadan”, usulca söylemiş söyleyeceğini. İmgeleri, gerçeklikten ne çok uzak ne de çok yakın, şiirin orta yerinde. Tam da nefesinin kesildiği an’da seslenir Yorgo Seferis’e, o naif sesiyle:

“ah seferis
iyi çocukları kalmadı dünyanın
ida dağı yerle bir
arganot falan değil
talan eden o kutsal dağı

karanlıktan
bir aşk çıkarır bizi bilirim
gün aşkın ışıyan hali” (sf.24)

Elmanın içine sinen ölüm kokusu bu coğrafyanın kaderi/kederiymiş gibi bir yerden bir yere taşınmaya devam etmekte. Zaman zamansızlık içinde… Şair, şiirinde Sur’daki çığlığı da duyumsar, Şengal’dekini de… “saklama kaplarına / buzdolaplarına sığdı bedenim / üflendikçe sur / karanlıkta şiirim” (sf.22) ve, Ankara Garı’nda duvara asılı duran saatin yelkovanına ve akrebine sabitler kendini, tam on sıfır dörde:

“aniden
masum gülüşü çocukların
en güzel yerinde dansın
kesildi homurtusuyla
savaş tanrısının

nerde bir saat görsem
asılı duvarında garın
sızlar içim
yüzlerce yaradır kalbim
edindiği o kanlı günden” (sf.31)

Çoğunluğun sessizliğini, susuşunu da duyamsar ve, “nerden geldik ve nasıl çekildik / kaplumbağa evlerimize” (sf.32) der. Ve sorumlu gözlere bakıp şöyle devam eder: “ellerimiz yıkansa da temizlenmiyor / üzerimize bulaşan kirden” (sf.34).

Şair, içinde bulunduğumuz karanlık çağın kapı aralığından b/akarken umutsuz değildir. Acıya bulanmış gökyüzüne rağmen bir çocuk edasıyla mutlu günlerini çağırıp konuk eder ve “şimdi o parka bakan/yapayalnız rahatlık” (sf.42) tan, ‘kapı aralığından’, kutuda son kalan umudu fısıldar kulağımıza: “üstümde unuttuğum parkam/biraz olsun ısıtıyor beni” (sf.26).

Mitolojiden, felsefeden beslenerek kuyumcu işçiliğiyle biçim ve içerik diyalektiğini iyi yakalamış kitabında şair Utkun Büyükâşık. En önemlisi de yinelemek gerekirse toplumcu bir bakış açısıyla örmüş şiirini. Kendine has üslup ve imge dünyasıyla sesini bulmuş bir şair şiirlerinde tekrara düşer mi? Bana göre düşmez. “Çünkü şiirin anlamı, şairin kişiliğine sıkı sıkıya bağlıdır. Bu gerçeği akıldan çıkarmamak gerekir.” (E.Cansever)

Kaynak: DUVAR

 

İlginizi çekebilir