Üstadlar cazla rapi buluşturdu – Işıl Çalışkan

Cazın üstadları bu kez yepyeni bir çalışmayla dinleyicinin huzurunda. B’R ŞEYLER EKS’K isimli grubun aynı adlı ilk albümüyle bir araya geldi: Çağıl Kaya, Tamer Temel, Serhan Erkol, Alper Yılmaz ve Volkan Öktem. Ancak bu kez deneysel bir çalışma olan rap-caz tarzında…

B’R ŞEYLER EKS’K, Çağıl Kaya (vokal), Tamer Temel (saksafon), Serhan Erkol (saksafon), Alper Yılmaz (elektrik bas), Volkan Öktem’den (davul) oluşuyor. Ancak isimler sizi yanıltmasın, çünkü müzisyenler bu kez rap-caz albümüyle çıkıyor müzikseverlerin karşısına.

B’R ŞEYLER EKS’K aynı adlı albümüyle iddialı bir giriş yaptı müzik piyasasına. Grubun müziği temelde Steve Lehman, Selebeyone, Kendrick Lamar gibi isimlerin müzikal yaklaşımlarından etkileniyor. Türkçe sözler, sound ve düzenlemelerle yepyeni bir deneme dinleyiciyle buluşuyor bu albümde. Sadece müzik değil birçok sanatsal öğe barındırıyor içinde. Bazen bir masalın içinde yürürken buluyorsunuz kendinizi bazense politik bir acıyla uykudan uyanıyorsunuz. Grubun vokalisti Çağıl Kaya, “Bizim dertlerimiz de büyük şehirde yaşayan, orta sınıf insanın hem günlük hem de bu ülkede yaşayınca ister istemez politik dertleri” diyor. Söz grubun vokalisti Çağıl Kaya’da…

B’R ŞEYLER EKS’K neyin eksiğini kapatmak için yola çıktı?

Bir şeyin eksikliğini gidermek için yola çıktık dersek bu biraz iddialı bir cümle olur bence. Dünyada benzer örnekler tabii ki var. Oluşturduğumuz müzik zaman içinde yeni bir hal aldı. Bir sürü türden etkiler var. Caz’dır, rap’tir, rock’tır demek doğru değil. O yüzden “Biz olmayan bir şeyi yaptık” diye ben demeyeyim ama bizim buralarda buna benzer bir şey var mı çok da emin değilim. Yeni bir müziği veya türü ortaya çıkaracağız diye yola çıkmadık tabii ki. Ama yeni bir şey yaptığımızı da düşünüyorum, hem müzik hem söz hem de düzenleme anlamında…

‘RAP YAZMAK BU ARA EN KEYİF ALDIĞIM ŞEY’

Belli bir türe oturtamam dediniz ama en ağırlıklı hissedilen caz-rap. Bu türün dünyada örneği var ama Türkiye’de yok. Türün Türkçe sözlerle uyumu nasıl?

Bununla ilgili araştırma yaparken çok fazla Türkçe rap müzik dinledim. Ve gerçekten çok iyi yapılıyor Türkçe rap. Çok uzun süredir de yapılıyormuş aslında ben çok daha sonra vakıf oldum olaya. Türkçe, içerik olarak da ifade biçimi olarak da çok yoğun, derin ve güzel bir dil. Rap yazmak zorlu bir şey ama bu aralar benim hayatımda sanırım bu kadar zevk aldığım başka bir şey yok.

Ben henüz çok yeniyim tabii Türkçe rap söyleyenlerin yanında. Ama üzerine bol bol düşünüp çalışıyorum ve B’R ŞEYLER EKS’K olarak yeni parçalar paylaşmaya da devam edeceğiz. Bizim yaptığımız müziğin içinde rap, caz, rock ve çağdaş müzik var bolca. Grubun müzikal yaklaşımı dolayısıyla düzenlemeler de tesadüfi bir şekilde değil, üzerine düşünülerek, sözün ya da müziğin bir diğerinin önüne geçmesini engelleyen ve birbirini besleyen bir bütün halinde oluştu.

Müzik türleri içermesinin yanı sıra sanatsal birçok esinti de var. Teatral bir hava da hissettiriyor. Müziğinizin diğer sanat dallarıyla etkileşimini nasıl ifade edersiniz?

Okuduğum şeylerle ilgili derinlemesine düşünmeyi seviyorum. O yüzden bir şey yazmaya çalıştıkça daha çok okumak üzerine yoğunlaşıyorum. Rap ile derdini doğrudan anlatabilirsin istersen. Ben doğrudan anlatmak yerine içine başka öğeler, simgesel anlatımlar, mecazlar, benzetmeler koymayı seviyorum. Onun dışında performans olarak sahnede sadece şarkı söylemek değil, bütün bedenimi kullanarak ifade etmekten çok hoşlanıyorum. Zaman içinde bende dansın ve bedensel ifadenin de içine girdiği bir anlatım biçimine dönüştü bu durum. Kendimi tamamen bırakıyorum diyebilirim galiba.

Çağıl Kaya ve Işıl Çalışkan

‘EĞLENCELİ OLMASINI ÇOK ÖNEMSEDİK’

Bu kolektif bir grup müziği oldukça dinamik bir soundu var. Eğlenceli olmasını çok önemsedik. Ama eğlenceyi ararken sığ olmaktan da uzak durmaya çalıştık. Dinlemesi kolay, zevkli ama aslında dikkatli dinlediğinizde son derece karmaşık öğelere sahip müzikal olarak da.

Eğlenceli olmasını önemsiyorsunuz. Müziğinizde politik ve derin birçok söz de var. Müziğin iyileştirici gücüne inananlardan mısınız?

‘Müziğin iyileştirici gücü’ çok farklı mecralarda kullanıldıkça bana sanki anlamını kaybediyormuş ve yüzeyselleşiyormuş gibi geliyor. O yüzden de hep çekinirim böyle bir tanımlamadan. Ama tabii ki bu soruyu o noktadan algılamıyorum ve ortak acıların da sevinçler kadar çok dile getirilerek paylaşılmasını çok önemli ve değerli buluyorum. Bir şeyleri sürekli duyurmak, tekrar etmek paylaşmak demek. Salt müzik değil, dinleyici için bir anlam yaratan söz ve müziğin bir araya olması iyileştirici güce çok büyük katkı sağlıyor. Bir arada olmak, beraber aynı şeyi söylediğimizi hissetmek, ya da biz B’R ŞEYLER EKS’K olarak çalarken karşımızdaki dinleyicinin onu o şekilde algılaması çok büyük bir ortaklığa sebep oluyor diye düşünüyorum.

‘SÖZLERİN ANLAŞILIR OLMASI ÇOK ÖNEMLİ’

Albümdeki şarkıların en iddialı özelliklerinden biri de sözlerin çok açık şekilde anlaşılır olması. Bunun dışında nelere dikkat ettiniz?

Sounda da tabii çok önem verdik. Bu müziği ayrı ayrı yerlerde kaydettik. Volkan Öktem kendi stüdyosunda kaydetti, Alper Yılmaz o sırada Amerika’daydı. Oradaki evinde kaydetti. Tamer Temel, Serhan Erkol ve ben, saksafonlar ve vokali bir stüdyoda kaydettik ve bu kayıtları birleştirdik. Bu tarz bir kayıt deneyimi benim için ilk. Çünkü bundan önceki albümlerde toplu olarak kaydederdik. Aynı şekilde mix mastering süreci de daha farklı oldu dolayısıyla. Anlaşılır olması ve karşıya doğru şekilde geçebilmesi çok önemli tabii. Bu anlamda mix’i yapan arkadaşımız Emre Malikler ve mastering için de sevgili Selim Sayari’ye tekrar teşekkür etmek isterim.

Sözlerin anlaşılırlığı ile ilgili düşüncelerin çok mutlu etti. Dediğim gibi, sözlerle ilgili çok çalışıyorum, hem anlamsal olarak hem de performans anlamında ve çalışma süreci çok zevkli gerçekten. Her parçanın bir metronomu var ve bazen ondan daha hızlı ya da daha yavaş söylemeye çalışıyorum defalarca. Çok keyifli. O yüzden benim için net olarak anlaşılması çok önemli. İnsanlar ilk defa duyuyorsa bazı yerleri yakalıyorlar. İşin içinde güncel politika ve günlük yaşamdan şeyler de var tabii ki. Bunların dinleyiciye geçiyor olması çok mutlu ediyor.

‘ARKADAŞ OLMANIN ROLÜ BÜYÜK’

Orkestra ilmek ilmek örülmüş gibi. Ayrı yerlerde kaydedilmiş olmasına rağmen… Hiçbir ilmek kaçmamış. Bu yılların birlikteliğinin meyvesi mi ne dersiniz?

Birbirimizi iyi anladığımız için, sahnede müziğe de yansıyor bu durum. Dediğim gibi ayrı ayrı kaydettik ve ilk defa canlı çalacağımızda nasıl olacak diye bir heyecan vardı. Herkes tabii ki çok deneyimli ve iyi müzisyenler. Ama aynı zamanda arkadaş olmanın ve her zaman birbirini anlamaya çalışmanın rolü büyük. Dolayısıyla hem içimize sinen bir kayıt hem de canlı performans süreci geçiyor. Bu da sanatsal anlamda bütüncül bir sonuç veriyor.

‘İYİ DEĞİLİM, İYİ OLAMAM, ANKARA KATLİAMI’NA YAZILDI’

‘İyi Değilim İyi Olamam’ şarkısı 10 Ekim Ankara Katliamı’na mı yazıldı? Nedir hikayesi?

Evet Ankara Katliamı’na yazıldı. Hepimizde zamanın ağırlığı ve olanların acısı birikiyor. Oturup 10 Ekim için bir parça yazayım diye çıkmadı ama kendimi bir anda bu parçayı yazarken buldum o dönem. Albümden önce de sahnede çaldığımız bir parça ‘iyi değilim iyi olamam’.

Rap müziğin son dönemdeki yükselişinde toplumsal ve politik bir çıkarım yapılabilir mi? İnsanlar konuşmaya ihtiyaç duyuyor olabilir mi?

Kendini ifade etmenin çok değişik yolları var müzikal olarak ama rap derdini ifade edebilmenin en direkt yolu müzikle. Bir yandan sınıfsal da bir ifade şekli çokça. Nerede, nasıl yaşıyorsan oranın derdini anlatıyorsun ve dert anlatmakla ilgili çok ciddi bir gücü var. Tam olarak nasıl bu kadar popüler oldu bilmiyorum ama şu an popüler kültürün en önemli öğelerinden biri haline geldi. Bunun sosyolojik analizini yapamam ama bir şekilde insanları çok kolay etkiliyor. Bizim dertlerimiz de büyük şehirde yaşayan, orta sınıf insanın hem günlük hem de bu ülkede yaşayınca ister istemez politik dertleri. Hem içinde bulunduğumuz dünyayı eleştiren hem de var oluşumuzu sorgulayan dertler, çoğumuzunki gibi…

Kaynak: DUVAR

İlginizi çekebilir