Uluslararası Çocuk Diyarı Film Festivali başlıyor

İkinci Uluslararası Çocuk Diyarı Film Festivali 11 Kasım’da başlıyor. Her aşamasında çocukların söz sahibi olduğu festivalin koordinatörü Şebnem Aktolga’yla konuştuk.

Bu yıl ikincisi düzenlenecek olan Uluslararası Çocuk Diyarı Film Festivali 11-18 Kasım tarihleri arasında Ankara’da Yılmaz Güney Sahnesi’nde çocuklarla buluşacak. Film gösterimleri, atölye çalışmaları, söyleşiler ve konserlerle dolu bir festival programı hazırlayan ekipte 20 çocuk bulunuyor. Tüm etkinliklere ücretsiz erişebilecek çocukları sinemayla iç içe bir hafta bekliyor.

Geçtiğimiz yıl ilk kez düzenlenen festivalin koordinatörü Şebnem Aktolga ile konuştuk. Çocukları çocuk gözünden anlatan 60’a yakın film ile her aşamasında çocukların söz sahibi olduğu bir festival hazırladıklarını söyleyen Aktolga, “Derdi çocuk olan herkesi festivalimize bekliyoruz” dedi.

‘ÇOCUKLARI ÇOCUK GÖZÜNDEN ANLATAN FİLMLER’

Bu yılki festivalde çocukları neler bekliyor?

Sinema gösterimleriyle onları sıkmayacak bir program hazırladık. Çocukları, çocuk gözünden anlatan filmlerle buluşturacağız. Toplamda 60’a yakın film göstereceğiz. Akşamları da 13+ gençlik filmleri ile ebeveynlere yönelik filmleri programa dahil ettik. Bunların yanı sıra atölye çalışmalarımız, work shoplarımız var ve söyleşiler düzenleyeceğiz. Yönetmenleri çocuklarla buluşturacağız. Açılışımızda Çankaya Belediyesi Zülfü Livaneli Kültür Merkezi Dans Atölyesi’nin bir dans gösterisi olacak. Şubadap Çocuk grubu da konser verecek. Kapanışımız da ‘Ah Şu Anneler Babalar’ adında, çocukların kendi oynadıkları bir tiyatro oyunuyla olacak. Çocuklara büyük bir şölen hazırladık ve herkes davetlimiz. Derdi çocuk olan herkesi festivalimize bekliyoruz.

Şebnem Aktolga

Uluslararası Çocuk Diyarı Film Festivali’nden çocuklar nasıl duygularla çıkıyor?

Bu festivalin çok büyük bir ihtiyaç olduğunu hayata geçirdikten sonra gördük. Çocukların gidebilecekleri sinema sayısı hâlâ çok değil. Çocuklar bu alanda biraz yok sayılıyorlar. Örneğin bazı ebeveynler 3 yaş gurubundaki çocuklar için ilk defa film gösterimi yapıldığını söyledi. 3 yaş grubunu ağırlamak ilerideki yaşam alışkanlıkları için önemli bir iskelet noktası oluşturuyor. Sanatı ve bilimi harmanlayarak doğru pedagojik eğitimle yapılan çalışmalar çocuklara sunulduğunda çocuk onu kendisi seçiyor. Farklı düşüncedeki ebeveynlere de bu açıdan ulaşabildik ve çok güzel dönüşler aldık.

‘SİNEMA ONLARI TAMAMEN İYİLEŞTİRMESE DE İYİ GELDİ’

Sokak çocukları ile engelli ve sığınmacı çocukların dışlanmadığı bir festival hazırladığınızı geçen yılki tanıtımınızda da vurgulamıştınız.

Ekonomik, fiziksel ve biyolojik olarak aynı imkanlara sahip olmayan, etnik kimlikleri farklı olan çocukları daha çok dahil etmeyi arzuluyoruz. Bunu yaparken de hiçbir gruptaki çocuğu ötekileştirmek istemiyoruz. Geçtiğimiz yıl Suriyeli çocukları ağırladık örneğin. Hayatlarında ilk defa film izlediklerini, film karşısında ağladıklarını gördük. Bu bizim için çok önemliydi. Savaş travmasına girmiş çocuklarla atölye çalışması yaparken onların etkilenme süreçlerini gözlemledik. Sinema onları tamamen iyileştirmese de onlara iyi geldi.

.

‘DAHA NİTELİKLİ BİR SİNEMA DİLİ OLUŞTURMAYI AMAÇLIYORUZ’

Çocuk filmlerine bakışınız, endüstriyel sinema anlayışından farklı bir yerde mi duruyor?

İçerik olarak bizim sinemaya dair bir bakışımız vardı. Çocuğa dair de bu bakışla hareket ettik. Tüketilen ve endüstriyel dünyayla iç içe olan bir içerik yerine daha nitelik kazanmış çocuk sinemasıyla bir pencere açtık. Çocuklar televizyonun saldırısı altındayken biz alternatif olarak daha nitelikli bir sinema dili oluşturmayı amaçlıyoruz. Elimizden geldiğince sinemasal değeri olan doğru filmleri seçiyoruz. Çocuk sineması büyüklerin sinemasından bu anlamda çok daha değerli. Çocuk kodu dediğimiz, 3 ve 7 yaş arasında oluşuyor. Bu dönem bilinçaltına seslenme dönemidir. Sinemayla çocuğun buluşacağı argümanların çok iyi seçilmiş olması gerekiyor.

Uzmanların rehberliğinde, çocuklara yönelik sinema, fotoğraf ve toplumsal cinsiyet atölyeleri düzenleyeceksiniz.

Çocukken bazı şeyler doğru dille ve doğru yöntemlerle anlatıldığında çocuklar ileriki hayatlarında ötekileştirmeme halini bizlerden çok daha iyi yaşıyorlar. Çocuklara böyle bir kod vermezseniz birbirlerini siyah ya da beyaz diye ayırmıyorlar, dışlamıyorlar örneğin. Onlar sizin öğrettikleriniz açısından hareket ediyorlar. Bu kodlar önemli olduğu için örneğin toplumsal cinsiyet atölyesinde dünyanın yalnızca heterolara ait olmadığıyla ilgili bir öğreti sunuyoruz. Birbirlerini dışlamamayı anlatıyoruz. Tek tip cinsiyet tahakkümüyle birbirlerine bakmamayı anlatıyoruz. Bunları alanında uzman akademisyenler bilimsel gerçeklerle yapıyor. Bunları çocuk diliyle anlatıyorlar. Bir diğer atölyemiz de ekoloji dostu çocuklar atölyesi. Doğaya, kediye, köpeğe, ağaca sahip olduğumuz inanışının karşısında onların sahibi olmadığımızı, arkadaş olabileceğimizi çocukların dilinden anlatıyoruz. Eğitim müfredatında olmasını istediğimiz konuları programımıza bu şekilde dahil ettik.

Kaynak: Gazete Duvar    (Serkan Alan)

İlginizi çekebilir