Projesi bu kadar kısa ömürlü olmasına rağmen John Boydell’e sanat pazarlaması ve pazarlamacıları tarihinde ayrı bir yer kazandıran olgu, İngiliz milliyetçiliğinin arkasına saklanarak ve önceden kurduğu bağlantıları kullanarak bir nevi “mega-proje” girişiminde bulunmasıdır.

Avrupa’da milliyetçilik çanları çalarken; ama Fransız İhtilali henüz patlak vermemişken, 1786 yılında Londra’da bir akşam yemeğinde, ulusal bir İngiliz resmi türü oluşturma fikri ortaya atıldı. Bu fikrin sahibi, gravürcülük ve gravür ticaretinden çok zengin olmuş, Kral III. George’un yandaşı, birkaç sene sonra da Londra belediye başkanı olacak John Boydell idi.

Boydell, 1720 yılında dünyaya geldi. Yirmi yaşında gravürcülüğü öğrenmek için çıraklık yaptı, ve 26 yaşında kendi baskılarını satmak için Londra’da bir dükkân açtı. Kariyerinin başlarında, yaptığı gravürlerin  sanatsal değerinin olmadığını anladığı için, kendi üretimlerinin yanı sıra başka gravürcülerin baskı ve gravürlerini de toplayıp, bunları kitap haline getiriyordu. Amacı İngiliz gravürlerini Fransız gravürlerinin kalitesine eriştirmekti. Boydell’in bu alandaki diğer girişimcilerden farkı ise, Fransa’yla gravür ticareti yapabilmesiydi. İngiltere’de yapılmış gravürleri kalitesiz oldukları için satın almak istemeyen Fransız tüccarların karşısına, İngiltere’nin en iyi gravürcülerinden olan William Woollett’e ısmarladığı bir gravürü çıkarıp hem İngiltere’nin gravür piyasasını canlandırmış, hem de Fransızlara kendini kabul ettirmeyi başarmıştı. Boydell’in asıl büyük hamlesi ise, Kral III. George’un saray ressamı Benjamin West’in, 1771’de Royal Academy of Arts’ta sergilendiğinde büyük ses getiren The Death of General Wolfe adlı tablosunun gravürünü Woollett’e yaptırması, ve A Collection of Prints, Engraved after the Most Capital Paintings in England adlı, seri haline gelecek olan büyük çapta baskı kitabını yayınlaması olmuştu. Hatta 1790 yılında Londra belediye başkanı olduğunda, kendisi için şöyle diyecekti: “Bir kitap sayesinde belediye başkanı olan ilk kişiyim.”[1]

 

Benjamin West, The Death of General Wolfe, 1770

 

Boydell, kendisine ün ve servet getiren bu girişimlerinin ardından, uzun zamandır tasarladığı üç aşamalı büyük projesini hayata geçirmek için adım attı: Projesi, bir müzeden, Shakespeare oyunlarının illüstrasyonlu kitaplarından ve müzede sergilenen tabloların gravür kitabından oluşuyordu. Bu projeyi, Fransız tarih resmi gibi, bir “İngiliz resmi türü” oluşturmak için tasarladığını öne sürüyordu.[2] Projenin ana kaynağı olarak Shakespeare’i seçmesi ise gayet yerindedir, çünkü Shakespeare, 17. yüzyıldan beri “İngiltere’nin millî yazarı” olarak anılmaktaydı.[3] Boydell’in, ulusal bir resim türü yaratmak için ulusal yazarları önplana çıkaran işler ortaya koymak istemesi bu anlamda tasarısına uygundu. Ayrıca, 1737 yılında yürürlüğe girip 109 yıl yürürlükte kalacak Ruhsat Kanunu ile Londra’da trajedi ve dram türünde oyun sergileme hakkı yalnızca iki tiyatroya (Drury Lane ve Covent Garden) verilmişti. Bu tiyatrolarda da, halkın her kesimi tarafından çokça izlenip sevildiği için daha çok Shakespeare oyunları oynanıyordu. Bu sayede Shakespeare oyunlarının görünürlüğünün artması ve birçok kişi tarafından sevilip popüler olması da, bu proje için Shakespeare’in seçilmesine neden olmuştu.

Boydell, bağlantılarını kullanarak projesinin ilk aşaması için Sir Joshua Reynolds, Henry Fuseli, John Opie ve Angelica Kauffman gibi, zamanın kabul gören, ünlü ressamlarını yağlıboya tablolar yapmaları için ikna etti. Shakespeare Gallery, 1789’da, Londra’nın en gözde caddelerinden biri olan Pall Mall’da, müze için özel olarak yaptırılmış bir binada, otuz dört tabloyla açıldı. Buna paralel olarak, oyunların illüstrasyonları, tabloların da gravürleri yapılmaya başlandı. John Boydell, yapılan gravürleri büyük ve kaliteli ciltli kitaplar halinde basıp satışını yapıyor, illüstrasyonları ise abonelik sistemiyle satıyordu. Boydell’in bu girişimi önceleri ilgi çektiyse de bu ilgi yavaş yavaş söndü, ressam ve gravürcülere para ödenemez oldu ve 1804 yılında proje iflas etti. İflastan sonra ise tüm tablolar, illüstrasyonlar ve gravürler piyango çekilişiyle bir koleksiyoncuya verildi, müze binası da Birleşik Krallık’ta Güzel Sanatları Destekleme Enstitüsü’ne devredildi.

John Boydell’in bu heyecan verici macerasına baktığımızda sorulması gereken soru şudur: Acaba Boydell tüm bunları gerçekten İngiltere aşkına, ülkesi kendine özgü bir resim türü kazansın diye mi yaptı? İpuçlarına baktığımızda, asıl amacın bu olmadığını; aslında Boydell’in, İngiltere’nin özellikle varlıklı kesiminde zamanın modası olan milliyetçilik duygularını harekete geçirip daha da zengin olmayı planladığını söyleyebiliriz. Bunu da şuralardan görebiliyoruz:

 

1. Boydell projeye ilk başladığında, siparişlerini iyi ressam ve gravürcülere, yüksek ücretler teklif ederek vermiştir. Gravür kitaplarını satıp müşteri kitlesini oluşturunca, resimleri ve gravürleri daha düşük ücretle yapacak genç, ya da öncekiler kadar yetenekli olmayan sanatçılarla çalışmaya başlar. Böylece hem resimlerin, hem de gravürlerin kalitesi düşer. Yeni bir ulusal resim türü yaratmak gibi ciddi bir meselede kaliteyi her şeyden üstün tutmak gerekirken, Boydell’in asıl derdi daha çok kâr elde etmektir.

2. Hatıralara baktığımızda, bazı ressamların bu işi milliyetçilik duygularından ve ortaya çıkacak yeni ulusal resim türünün bir parçası olma heyecanından değil de, Boydell’in iyi bir tacir olduğunun bilinciyle, resimlerinden yapılmış gravürler yüksek fiyatlarla satılacağı ve sadece resimleri değil gravürler karşlığında da para alacakları için kabul ettiklerini öğreniyoruz. Üstelik, sipariş verilen ressamların hepsi İngiliz değildir; aralarında İsviçreli, Alman ve Amerikalı ressamlar da bulunur.

3. Kitaplardan önce müze açılmışsa da, proje fikrinin altındaki asıl amaç, Shakespeare oyunlarının gravür kitaplarını yapıp satmaktır. İllüstre edilmiş kitaplar yan gelir sağlasın, müze ise kâr amacı gütmeden, projeyi görünür kılsın, gravür kitaplarını daha popüler hale getirip satışları artırsın diye işletilmiştir.[4]

4. Yeni bir resim türü yaratma işine hiçbir ön çalışma yapmadan atılan Boydell’in, resimleri çok da önemsemediğinin belki de en önemli kanıtı, resimlerin kendi aralarında bir birlik olmamasıdır. Shakespeare’in tüm eserleri resmedilirken, belli bir üslup gözetilmeksizin, ressamın kendi stiline göre eserler ortaya çıkmıştır. Dolayısıyla bazıları neoklasik tarzdayken, bazıları romantizmi müjdeler. Önceki çizimlerinde peyzaj üzerine yoğunlaşmış bir ressam, konudan çok doğayı önplana çıkarırken, portre ressamları (yine konuya bağlı kalmadan) tek bir karakteri resmetmeyi tercih etmişlerdir. Koleksiyonda hem kalabalık sahnelerin, hem de daha yalın resimlerin görülmesi mümkündür. Oysa, Fransa’daki gibi ulusal bir resim türü ortaya çıkarılacaksa, hem üslup hem de konu birliğinin sıkı bir biçimde denetlenmesi gerekmektedir.

 

Sir Joshua Reynolds, Puck, 1789

 

Henry Fuseli, Titania and Bottom, 1790

 

James Northcote, Romeo and Juliet, Act V Scene III, 1790

 

Projesi bu kadar kısa ömürlü olmasına rağmen John Boydell’e sanat pazarlaması ve pazarlamacıları tarihinde ayrı bir yer kazandıran olgu, İngiliz milliyetçiliğinin arkasına saklanarak ve önceden kurduğu bağlantıları kullanarak bir nevi “mega-proje” girişiminde bulunmasıdır. Neredeyse yaşamı boyunca biriktirdiği tüm varlığını bu son ve şahane girişiminde kullanarak büyük bir kumar oynamıştır. Fakat kendi sonunu kendisi getirmiştir. Düzgün başlayan projesi, gerçek amacın yüzeyde görünen amaç değil de, daha çok para kazanma hırsı olmasından ötürü, kısa bir süre içinde tarih olmuştur. Yine de, Boydell’in çabasının tamamen boşa gittiğini söylemek çok doğru olmaz. Özellikle Bir Yaz Gecesi Rüyası ve Fırtına adlı eserlerden yola çıkılarak yapılmış tablolar, yaklaşık elli sene sonra Kraliçe Victoria döneminde en popüler zamanını yaşayan “peri resmi” türünün; kalın ciltli, kaliteli kâğıda basılmış gravür kitapları ise coffee table tabir edilen kitapların öncüsü sayılır.[5]

 

 

 


[1] “The Print Collector”, The Art Amateur, Vol. 4, No. 5, New York, 1881, s. 94.

[2] Frederick Burwick. “Introduction: The Boydell Shakespeare Gallery“. The Boydell Shakespeare Gallery. Ed. Walter Pape and Frederick Burwick. Bottrop, Essen, Verlag Peter Pomp, 1996.

[3] Patrick Cheney, Shakespeare, National Poet-Playwright, Cambridge, Cambridge University Press, 2004, s. 46.

[4] Richard D. Altick, Paintings From Books: Art and Literature in Britain 1760-1900, Columbus, Ohio State University Press, 1985, s. 43.

[5]Sven Hermann Arnold Bruntjen, John Boydell (1719–1804): A Study of Art Patronage and Publishing in Georgian London. New York, Garland Publishing, 1985, s. 160.

Kaynak: E-SKOP

  • Hakkımızda
  • Künye

 

Başka Bir Denizli… Başka Bir Ülke… Başka Bir Dünya… MÜMKÜN…