‘Üç Türkü’ye Caz Değdi: Nazdrave – Pınar Tarcan

Davulcu Ediz Hafızoğlu’nun “Nazdrave” (Şerefe) serisi sonbahara “Üç Türkü” albümüyle girdi. Müzisyen ile türkülerin düzenlemelerini ve yeni projelerini konuştuk.

Müzisyen Ediz Hafızoğlu‘nun yeni projesi Nazdrave‘nin Anadolu türkülerinden oluşan EP’si ‘Üç Türkü‘ sonbahara yetişti.

‘Kerpiç Kerpiç Üstüne’,  ‘Çay Benim Çeşme Benim’ ve Aşık Veysel’in eseri ‘Uzun İnce Bir Yoldayım’dan oluşan üç şarkılık EP, Hafızoğlu’nun kendi plak şirketi Lin Records etiketiyle çıktı.

Serhan Erkol’un aranjmanıyla müzikseverlerle buluşan ‘Kerpiç Kerpiç Üstüne’ Atakan Akdaş, ‘Çay Benim Çeşme Benim’ ise Taylan Özgür Ölmez tarafından seslendirildi.

‘Uzun İnce Bir Yoldayım’ ise Türkiye cazının üç ismi Cem Tuncer, Ercüment Orkut ve Hafızoğlu’nun düzenlemeleri, Jülide Özçelik’in vokaliyle bizlerle.

Jazz İstanbul’dan Nazdrave 13’e ‘caz türküler’ fikri nasıl yürüdü?

Bestelerle birlikte el ele yürüdüler diyelim. Üç Türkü EP’sine kadar türkü kaydetmedik Nazdrave ile. Bulut Gelir vardı bir tek, bir Rumeli Türküsü.

Uzun zamandır da çeşitli şekillerde çaldığımız şeyler vardı. O kadar uzun zamandır çalıp bunları kaydetmemiştik ki, sanırım vakti geldi, bu aralar sadece türküleri kaydedip, ondan sonra yine bestelerden oluşan bir Nazdrave albümü gelecek.

“Türküler kişisel fikirlerle başka bir yön buluyor”

Aranjman kısmı nasıl gelişti? Bağlama yerine alto saksafon, gitar… Kulağa zor geliyor ama ortaya çıkan iş çok yenilikçi. Deneysel mi ilerlediniz?

Uzun zamandır bu tür denemeler yapılıyor zaten, biz yeni bir şey yapmıyoruz. Sadece aranjörlerin kişisel fikirlerine gore türküler başka bir yön buluyor.

Serhan Erkol, Cem Tuncer ve Ercüment Orkut ile Üç Türkü EP’sinin düzenlemelerini yaptık. Kasım’daki Kampüste Caz Nazdrave turnesinden sonra da beş parçalık bir albüm gelecek.

“14 yaşıma kadar dinlediğim müzikler çok şey kattı”

Balkan background’u sizin bütün çalışmalarınıza siniyor gibi ya da canlı olarak dinlediğimizde çalışınıza. Neden?

Acaba neden! Doğup büyüdüğüm Deliorman toprakları yüzünden sanırım. 14 yaşıma kadar sürekli duyduğum müzikler, içinde bulunduğum ortamlar bana çok şey kattı kesinlikle.

Aşık Veysel türküleri, hepsi bu yeni haliyle kayıtları tamamlandığında ne hissettirdi size kişisel olarak?

Özellikle elektronikleri ekledikten sonra bundan sonra hangi yöne gidebileceğimiz hakkında daha net fikirlere sahip olduk.

“Kazandığımız parayı Lin’e yatırıyoruz”

Lin Records alternatif çalışıyor, piyasada var olma mücadelesi ne durumda? Kitleye ulaşma sıkıntısı oluyor mu?

Lin Records başından beri müzik ve müzisyenlere hizmet için kurulan bir plak şirketi. 50 albümü geçmişiz bugüne kadar.

Yayınlamaya da devam ediyoruz, gücümüz yettiği kadar da devam edeceğiz. Plak şirketinden para kazanma gibi bir beklentimiz olmadığı için için olayın ekonumik tarafına takılmadan, müzisyen olarak kazandığımız paraları oraya aktararak bu işi yapmaya devam ediyoruz.

“Asıl amacımız Kaş’ta sanat köyü”

Asıl amacımıza çok yaklaştık. Kaş’ta bitirmek üzere olduğumuz sanat köyü, arazisi… Adını henüz koymadığımız ortamda Lin Records prodüksiyonlarını yapmaya başladığımızda plak şirketinin artık kendi sesine kavuşacağını düşünüyoruz.

Sanat köyü nasıl olacak biraz anlatır mısın bu projeyi? 

Kaş’taki hayalimizin başlangıcı 2000 yıllarının başına kadar gidiyor. İsmet Sıral’ın Caz Köyü projesini gerçekleştirmeye çalışırken devletin koyduğu engeller yüzünden üzerine benzin döküp kendisini yakarak hayatını sonlandırması bizdeki bu kıvılcımı ateşlemişti.

Öğrenciyken imkanımız yoktu ama şimdi Ece ile birlikte, ailelerimizin de desteği ile oluşturduğumuz ve yapım aşamasında olan bu ortamda sanatla ilgili çok fazla şey yapacağız.

Bunlar sadece mizik ile ilgili çalışmalar olmayacak. Sanatın tüm disiplinlerini kapsayacak. Öncelikle evimiz aynı zamanda içinde akustik piyanosu da olan bir kayıt merkesi oluyor.

Kaş’ın dışında, 740m rakımda ve ormanın ortasında 20 dönüme yakın bir arazide yaşamaya başladık. Ettafımız ve arazimiz çam ormanı, badem ağaçları, asmalar, incir ve nar ağaçları ile kaplı.

Stüdyoya gelenler bungalow’larda konaklayıp şehir ve insanlardan uzak bir yerde kampa girip müzik üretebilecekler. Yılın tamamına yayılacak olan etkinlikler yapılacak.

Müzik, tiyatro, resim, heykel, ahşap oymacılığı vs gibi atölyeler yapılacak. Malum Lilya topraklarındayız, buraya uygun bir amfitiyatro tapılıyor. Burada konserler ve gösteriler düzenlenecek.

Tüm bunların faaliyete geçmesine az zaman kaldı. Bir birbuçuk yıl içinde her şeyimizi bitirmiş ve faaliyete geçmiş olacağız.

Lin Records Atölyeleri 10 yıldır sürdürdüğümüz bu eğitim serilerinin devamı.

Dergicilik zamanından beri yerli ve yabancı çok değerli müzisyenlerle bu atölyeleri gerçekleştirdik.

Bu sene de Akbank Caz Festivali kapsamında bu atölyeler gerçekleşiyor.

20 Ekim Pazar 12.00’da Cem Tuncer ile Gitar Atölyesi, 14.00’da Serhan Erkol ile Saksafon Atölyesi,

16.00’da da değerli hocamız Can Kozlu ile Davul Atölyesi gerçekleşiyor.

Bir sonraki hafta, 27 Ekip Pazar günü de 12.00’da Ercüment Orkut ile Piyano atölyesi, 14.00’da Cenk Erdoğan ile Perdesiz Gitar Atölyesi, 16.00’da da Kağan Yıldız ile Kontrbas Atölyesi gerçekleşiyor.

Hangi seviyede ve yaşta olursa olsun, ne enstrüman çaldığının bir önemi yok, müzisyenlerin ya da adaylarının atölyelere katılmalarını tavsiye ediyorum. Kitaplarda okuyarak ya da videoları izleyerek öğrenemeyecekleri nirçom şeyi öğreneceklerdir.

Soru sormak, başkasının sorusunun cevabını almak çok değerli.

“Müziği hakettiği şekilde duyuracağız”

Bu kadar değerli müzisyenin yaşadığı bir ülkede o müzikleri hakettiği şekilde duyurmak için elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz.

Bir de belgesel müzikleri projesi var, “Şimal Yıldızı”, 1950’lere flashback gibi, bu çalışma nasıl gelişti?

Cem Fakir ile ortak olarak çalıştığımız ilk belgesel oldu. 2010 yılında yayınlandı. Konusu zaten çok ağır. O sıralar da dünyanın çeşitli ülkelerinde turnedeydim. Başka şehirlerde o hikayelerin müziklerini bestelemeye çalışmak oldukça farklı hissettirdi bana.

Kaynak: BİANET

İlginizi çekebilir