Türkiye’nin yeni bağımsız müzik oluşumu: Collective Music House! – Müjde Yazıcı

Türkiye’nin en iyi ve en özgün yerli gruplarından Peyk’in solisti İrfan Alış’ın kurduğu bağımsız müzik oluşumu Collective Music House, müziğe hevesli gençlere şarkı sözü yazımı, beste yapma ve bir şarkıyı hayata geçirmek için gereken diğer tüm teknik konularda eğitim veya destek veriyor.

İrfan Alış’ın geçen yıl bir şarkı yazarlığı atölyesi denemesi sonrası kurmaya karar verdiği bu oluşumu sosyal medyadan takip edebilirsiniz.

İrfan Alış, “Bu devirde” diye başlayan cümlelere kulak asmıyor, bu devirde müzik alanındaki tüm deneyimlerini paylaşmaya hazır. İsteyenin cüzi bir ücretle katılabildiği Collective Music House’u Alış anlattı.

Collective Music House’u hangi ihtiyaçtan ve ne zaman kurdunuz?

İlk atölye denemem geçen sene oldu. Kadıköy’de Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nde 24 kişi ile başladım. Fakat katılımcıları elemeden kim gelmişse beraber oturduk, şarkı yapmayı, söz yazmayı anlattık. Aralarında bazı denemeler oldu. Hatta birkaç proje orada başladı. Bir işe yaradığımı hissettim. İnsanların ihtiyacı olan bilgilere, tecrübeye ve şarkı yapım pratiğine sahiptim. Hocanın dediği gibi “Bana damdan düşen birini bulun!” O kişi benmişim meğer. Olay böyle başladı.

Bu oluşumla ne tür hedefleriniz var?

Hedeflerim çok iddialı ama hayallerim dersen birçok yerde bu atölyeyi yapmak, şarkı yazarlarını keşfetmek, onların ürünlerini topluma kazandırmak, bunu yaparken de kendi kalite ölçütlerimizin ibriğinden geçirmek ve o standartları tüm katılanlara izah etmektir.

Şu ana kadar Collective Music House olarak neler yaptınız?

Dört adet şarkı yaptık şu ana kadar. Harika işler oldu bana göre. Dört şarkının ikisinde atölyede yazıldı sözleri, her şeyiyle. Diğerlerine de el attık. Bunun dışında da insanların projelerine tavsiyelerde bulunduk ve o üretimlerde değişerek devam ediyor. Katılımcıların tanışıp yeni üretimlere açılmasının da önü açıldı. EP, Collective Music House Volume 1 adı altında 1 Nisan’da çıkacak. Bundan sonraki atölyelerde de bunu hedefliyoruz. Her atölyeden çıkan kayıtları aynı isim altında Volume 2, 3, 4, 5 gibi yayınlamak nasip olur umarım.

Projede Serdar Öztop’un da adı geçiyor. Nasıl bir iş bölümü var?

Serdar Öztop stüdyosunda atölyenin ev sahipliğini yaptı. Aynı zamanda yapılan şarkılara teknik olarak kayıt, mix ve mastering konusunda destek oldu. Bir de Manda Stüdyo var, Mustafa Soydemir. Onun stüdyosunda da kayıtlar alındı. Mustafa Soydemir, tüm enstrümanları çaldı neredeyse. O da atölyeye katılımcı olarak gelmişti ama yürütücü oldu. Açıkçası angaryaya boğdum onu. Şakası bir yana çok güzel çalıştık. Önümüzdeki atölyeleri de beraber yürüteceğiz.

Türkiye’de gönüllü olarak sanat hayatına katkı sağlamaya çalışan kişilerin sayısının çok az olduğu bir devirde böyle bir oluşum içine girmenizi nasıl açıklarsınız? Bu bir örnek olabilir mi diğer müzisyenler veya sanatçılar için?

Peyk’ten Özgür Ulusoy ve arkadaşları İsimsiz Orkestrayı kurdu. Collective Music House gibi bağımsız müzik oluşumları da var. Artarak devam edecektir. Ta ki tam anlamıyla tüm ülkede çok amaçlı salonlara sahip bir sanatçı oluşumu kurulana dek bu sürecek diye umuyorum.

Bu oluşuma genelde kimler katılıyor? Gözlemlerin nelerdir?

Sanat üretme isteği olan ve biraz da yetenek sahibi herkes katılabiliyor. Çok farklı işlerden insanlar geldi. Bazıları şarkı yazma, üretme ve yayınlama konusunda biraz utangaç tabii. Onların yeteneklerini ortaya çıkarmak değil, var olanı görüp onlara inandırmak asıl yaptığımız. Sonrasında alınan sonuçların onlarda yarattığı mutluluk, aynı bizim daha önce ürettiğimiz güzel şeylerde yaşadığımıza benzer. Çok güzel tabii.

Günümüzde kayıt teknolojinin de artmasıyla ülkede herkes birbirinin kopyası işler yapıyor. Çok az özgün çalışmaya rastlıyoruz. Collective Music House’a katılan kişilerde özellikle gençler arasında müzik üretimine yaklaşım nasıl sence? Özgün olmak birinci hedefleri mi?

Aslında benim derdim de bu ve bu konuyu daha ilk başlarda katılımcılara anlatmıştım. Müzik alanında çok şey bilmek, çok şey dinlemek sizin onlara daha az benzeyen şeyler yapmanız için gerekli demiştim. Bu da özgünlük demek. Ee tabii bu benim derdim, onların derdi olmuş mudur gelecekteki üretimlerine bakmak gerek.

Collective Music House’u büyütme planların var mı? Hayalinde neler var veya nasıl bir oluşumun hayalini kurardın mümkün olsa? 

Projeyi büyütmeyi çok isterim. Mümkün olsa ülkenin her şehrinde çok amaçlı bağımsız salonlar açıp oralarda atölyeler, etkinlikler yapılmasını sağlardım. Atölyeler, stüdyolar açarak harcamak isterdim ömrümü ve oradaki insanların üretmelerine şahit olmak, müziğin, sanatın her evin ihtiyacı olduğunu anlatmak isterdim. Ve de şehirlerin, ülkenin her köşesinin dünyaya açık olduğunu evrenselleşebilmesinin mümkün olduğunu anlatmak isterdim.

Collective Music House’tan öğrencilerinle Peyk’te bir şekilde çalışmayı düşünüyor musun? 

Başladık bile. Mesela Mustafa Soydemir, İsimsiz Orkestra ile bir şarkı yapacak. Veysel Çolak zaten Peyk’tendir ve diğerleri de. Artık birbirimizi daha iyi tanıyoruz ve tanıdıklarla müzik yapmak çok güzel bir duygu. Bu atölyelerde yapılmış şarkıları konserlerde çalmak isterim. Neden olmasın.

Peyk konserlerine devam ediyor bu arada. Nasıl geçiyor konserler?

Yıllardan beri çoğalarak güzel ve güçlü bir şekilde devam ediyor. Garip ama gerçek, 10 yıldır hep yoğun bile sayılabiliriz. 5 Nisan Taksim Sanat Peformance, 6 Nisan Ankara Shelter, 13 Nisan İzmir Cingirock’ta çalıyoruz.

Kaynak: DİKEN

İlginizi çekebilir