Türkiye, Kürtleri kardeş savaşına itiyor – Fehim Taştekin

Kürdistan’da Kürtler arası kardeş kavgasını akla getiren bir tehlikeli taşo gelişiyor. Türkiye sınırdan güneye doğru sarktıkça PKK de içlere kayıyor. KDP’nin bu iki gelişme karşısında Gare’ye doğru değişim gerilimi yeni bir aşamaya taşıdı.

.
Türkiye’nin Irak Kürdistan Bölgesi’nde Kürdistan İşçi Partisi’nin (PKK) kamp alanlarına yönelik aylardır Pençe-Kaplan Operasyonu ile baskıları Kürtler arasındaki husumetleri tetikliyor. Geçen nisanda Kandil Dağları’nın karşısındaki yer alan Rewanduz ilçesine bağlı Zine Wertê mobil Peşmerge güçlerinin gönderilmesiyle ilgili gerilim Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) ile PKK’yi karıştırmanın tamamlanmasına getirmişti. KDP, Türkiye adına hareket etmekle suçlanmıştı. Sular tam durulmadan 9 Ekim’de, Türkiye’nin “ikinci Kandil’i izin vermem” diyerek hedeflenen Ezidi yurdu Şengal’deki PKK varyasyonunu bitirmek ve sonuçlandırmak Ezidileri yönetimden dışlamaya dönük olarak Erbil ile Bağdat arasında imzalanan mutabakat tartışmalara yeni bir boyut kattı. 

KDP’li Başbakan Mesrur ​​Barzani’nin emrindeki Leşkerê Gulan adlı özel kuvvetler ile Zerevani komandoları PKK’nin tariheki Med devletine atfen “Medya Savunma Alanları” adını verdiği kamp alanlarından biri olan Gare’yi çevirme hareketi başlattı. Kürt kaynaklarınagöre 14 Ekim’de önce Spilka köyü ile Barzan mıntıkasına yerleşen Leşkerê Gulan’ın askerleri, 23 Ekim’de de Dînartê, Melkê, Dosteka, Gîsê, Mezrînganê, Navxoş, Difrî ve Mamişmiş’te konuşuldu. 24 Ekim’de ise Zerevani güçleri Duvriye ve Gise’de kontrol noktaları kurdu. KDP’nin Suriyeli Kürtlerle kurduğu Roj Peşmergeleri’nin bazılarında olduğu konuşlanan güçler arasında. 

Bu hareketlilik PKK’nin bir cinayet ve saldırı planlarından sorumlu tutulduğu suçlamaların gölgesinde gelişti. 8 Ekim’de Serziri Gümrük Kapısı Asayiş Müdürü Gazi Salih Alihan’ın PKK tarafından öldürüldüğü öne sürüldü. PKK suçlamayı reddetti. Daha sonra Kürdistan Bölgesi Güvenlik Konseyi, diplomatik misyonlar ve ticari kuruluşlara saldırı planlarının önlendiğini belirtip 12’si PKK’yle bağlantılı 17 şüphelinin gözaltına verildiığını duyurdu. Kürdistan yer alan Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) ve bu planlardan habersiz yaşam belirtmeleri, açıklamaya gölge düşürdü. Yine de suçlamalar operasyon için psikolojik zemin oluşturdu. 

Al-Monitor’a konuşan PKK kaynakları bu konuşlanmayı, Gare anlat kuşatma, Gare ile Metina birleştirilen, böylece Türkiye’nin geçen beri Haftanin’de yürüttüğü operasyonları Metina’ya doğru genişletmesinin önünü açma girişimi olarak görüyor. 

Türk medyası gelişmeyi Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin PKK’ye yönelik kapsamlı askeri harekât hazırlığı olarak duyurup kamp alanlarının kuşatıldığını ve iç kesimlerle bağlantı yollarının kesildiğini kaydetti. 

PKK genel olarak bu tür sevkiyat ya da konuşlanma girişimlerini “Türkiye’nin gerillayı tasfiye planlarına ortaklık etme” çabası olarak görüyor. PKK Yürütme Komitesi Üyesi Murat Karayılan, KDP’nin Haftanin, Metina, Gare ve Behdinan’a bağlı savaşa hazırlık yaptığını belirterek “Nerede bir noktamız varsa hemen oraya bir güç yerleştirmek istiyorlar” dedi. Bu gidişatın istemedikleri halinde bir savaşa dönebileceği uyarısı yapan Karayılan “Ben şahsen fedailere, Kürtleri hedef talimatını vermek istemiyorum” ifadelerini ifade etti. Karayılan PKK’nin Kürdistan yönetimine alternatif oluşturduğu, kurumları hedef öğren ve Kürtlerin kazanımlarını attığı suçlamaları reddedip “PKK’nin direnişi kırılırsa Türkiye’nin Erbil’e de yöneleceğini” kaydetti. 

KDP tarafı ise PKK’yi, Türkiye’ye Kürdistan’da üslerini genişletmek için bahane vermekle eleştiriyor. Kürdistan Parlamentosu Dış İlişkiler Komisyonu Rebwar Babkeyi, PKK’nin Kürdistan’ın anayasal olduğunu belirterek “PKK’nin Kürdistan’ın kurumlarına saygı göstermesi Kürdistan’ın çıkmasıyla olur… PKK’nın sınır bölgelerinde olması, köylerin boşaltılması ve Türkiye askerlerinin sınır içine çekilmesine neden oldu ”dedi. Kürdistan Parlamentosu İçişleri Komisyonu Üyesi Hikmet Muhammed de “PKK, Kürdistan kurumlarına saygı duysaydı gümrük müdürünü şehit etmezdi” suçlamasını yöneltti. 

Aydınlar ve siyasetçiler ise 1990’larda lanetlenen Brakuji yani kardeşler arası savaşın tekrarlanmaması için seslerini yükseltti. 1992’de Kürtler arasında arabuluculuk yapan siyasetçi Mihemed Emin Pencewini olası bir savaşın sadece KDP ve PKK ile bazı kalmayıp tüm Kürtleri kapsayacağı uyarısında bulundu. Pencewini Kürt davasını yarım asır geriye götürecek bir savaşı aşkı için herkese sorumluluk üst çağrısı yaptı.

Uzun yıllar Kürt hareketleri içinde yer almış siyasi gözlemci Mustafa Şimdiye kadar karşılıklı çok hatalar olduğunu ama PKK’nin artan oranda Güney Kürdistan üzerinde yüke dönüştüğünü belirtti. Al-Monitor’a değerlendirmelerde bulunan Şefik, KDP’nin Gare’ye sevkiyatında yatan üç temel faktöre işaret etti: PKK’nin hareket tarzı Türkiye’nin operasyon alanlarını genişletmesine neden oluyor. Türkiye kuzeyden baskıyı artırdıkça PKK de daha güneye kayıyor. PKK diğer gruplar üzerinde egemen olma kullanıyor. 

Şefik, “PKK yıllar içinde güneydeki imkânları siyasi çözüm için bir fırsata çeviremedi. Kuzeyde zor duruma düştükçe güney üzerinde bir yük haline geldi. Bir iki kez olsa ‘taktik hata’ denilebilir. Ama süreklilik arz edince bunun strateji olduğu anlaşılıyor. Sorunların artması PKK’nin pozisyonuyla bağlantılı. KDP hisseli: Eskiden beri PKK ne zaman kuzeyde sıkışsa yönünü güneye çeviriyor ”diye konuştu. 

PKK’nin başlangıçta çekici olduğunu ve bununla güç kazandığını söylemedi devam etti: “Ama başka bir sorununu çözmek için Kürdistan’ın dört parçasında daha özgün siyaset üretme yerine başkaları üzerinde egemen olma yolunda ifadeler kullanın. Kuzeyde başarsa da güneyde buna müsaade edilmedi. Bu mücadele politik sahsaydı sorun buraya gelmezdi. Ama askeri alanda aynı boyutta güç verildi için sert tepkilere neden oluyor. Türkiye, kuzeyde sınır hatlarında hareket alanı daraldıkça PKK güçlerini alana kaydırdı. PKK içlere kaydıkça Türk devleti de geliyor. Türkiye’nin güneye dair de hassasiyetleri var. PKK ise hem Rojava hem güneyde Türkiye’ye zemin sunuyor. Kürdistan hükümeti bundan kaygılı. ” 

Şefik, PKK’nin halkta etkisi ve iç sorunlarda taraf tutan tutumunun da sorun teşkil ettiği belirtip ekledi: “PKK sürekli KDP’ye karşı bir tutum bildir. KDP’ye karşı KYB’yi hep kışkırttı, yine KDP’nin diğer muhaliflerinin yanında yer aldı. Hatta KDP’den Hatta Haşd El Şaabi’yi bile üstün tuttu. Hep yanlış yolda ilerledi. Hâlbuki PKK’nin en fazla ihtiyacı KDP’yedir. Hiçbir zaman Güney Kürdistan’ın herhangi bir değerini almadı. Şimdiye kadar PKK ile güney güçleri arasında dört kez savaş yaşandı. Bu kadar bedel aynı hataya düşmemek için yeterli. ” 

Erbil’den isminin saklı kalması şartıyla Al-Monitor’a konuşan bir Kürt ise Gare’nin sınırdan daha içeride, Türkiye’nin buraya müdahale edemediğini, o yüzden Leşkerê Gulan ve Zerevani’nin devreye sokulduğunu söylerken, bu hamlede KDP’nin de kendi hesapları olduğunu vurguladı. Kürt kaynağa göre PKK klasik kamp alanlarının dışında varlığını artırıyor, Soran’dan Gare’ye kadar özel timler bulunduruyor; PKK’nin güneyde toplumsal olarak örgütlenmeme yerelde girişimimlerle fiilen taban buluyor; KDP de bu durumu kendine tehdit olarak görüyor. PKK’nin doğuda Behdinan-Soran irtibatının kesilmesi sayesinde sevkiyattan beklenti de Gare kuşatması, batıda ise Rojava’ya gidişlerin zorlaştırılması. 

PKK’ye yakın bir kaynak ise Dînartê’nin günlük Bamışmış köyünde küçük bir çatışmadan Gulan güçlerinin geri çekildiğini, Karayılan’ın açıklamasının gerilimi biraz yatıştırdığını, bağımsız arabulucu olarak devreye girmesiyle iki taraf arasında görüşmelerin başladığını aktardı.

Özetle PKK, Kürt sorununu ve Kürtlerin savunurken geleceğini bir bütün olarak görmek, KDP PKK’nin Türkiye ile savaşı güneye çekerek Kürdistan’ın kazanılmış anayasal statüsünü tehlikeye attığını düşünüyor. İki yapı arasında programlar dışında da kan uyuşmazlığı var. Türkiye’nin cevabı onlarca yılın altına itilmiş husumetleri diriltiyor, yeni Brakuji senaryolarını akla çıkıyor.

Kaynak: Al-monitor

İlginizi çekebilir