Tunus’un Kayıp Yakınları- Rosalino Levantino

Arap Baharı’nın filizlendiği tüm coğrafyalarda meyve verip vermediği muğlaklığını korurken isyanların başlangıç noktası olarak bilinen Tunus’ta süreç muhtelif protestolarla devam ediyor. Sicilyalı kadın yönetmen Ester Sparatore kamerasını bilhassa 2011 yılında tetiklenen başkaldırıdan sonra, İtalya yollarında kaybolanların yakınlarına doğrultuyor.

Geride Kalanlar (Celles Qui Restent/Those Who Remain) adlı film kimi anne, kimi kız kardeş, kimisi de eş olan kadınlara odaklanıyor. Belgeselin hayranlık uyandıran baş kahramanı, kocasından uzun zamandır haber alamamış, bir Amazon kadını hissini uyandıran Om El Khir Ouirtani. Hayat mücadelesine özlediği eşi Nabil‘in yokluğunda, üç çocuğunu büyüterek devam eden başına buyruk Om El Khir benzer durumda olan kadınlara destek veriyor, devlet tarafından kayıpların izinin ortaya çıkarılması amacıyla onları örgütleyip gerçeğe ulaşacakları dinamikleri körüklüyor.

Anne, kız kardeş, eş…

Örneklerini tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de gördüğümüz, ellerinde kayıp yakınlarının fotoğraflarıyla ilgililere hesap soran çoğu kadın protestocu kâh İçişleri Bakanlığı’nın, kâh Tunus’taki İtalya Büyükelçiliğinin önünde toplanıp taleplerini dile getirebiliyorlar. Belgeselde yetkililer tarafından şimdiye kadar atılan adımların yetersizliğinden bezmiş, hatta ümitsizlikten kendini yakmış olan kayıp yakınları olduğunu öğreniyoruz.

Kayıpların izinin ortaya çıkarılması için göstermelik düzenlemelere inançları kalmamış kadınlar iki taraflı komisyonun kurulması ve somut adımlar atması gerektiğinin farkındalar. Taleplerini barışçıl protestolarla ifade etseler de suçlu muamelesi görüp polislerce şiddetli muamelelere tabi tutuldukları dinamikler de olmuş. Çocuğundan haber alamadan yaşlanıp vefat etmiş ebeveynleri de duyuyoruz belgeselde.

Yakınlarının izinin kaybolduğu tarihlerden itibaren Avrupa’nın bazı televizyon kanallarına yansımış İtalya’daki görüntüleri, kadın kahramanlarımızın ümitlenmesine, buna bağlı olarak da aynı zamanda bir muammanın içinde kaybolmalarına sebebiyet vermiş. Om El Khir kapı kapı, hatta kent kent dolaşıp hem kocası hem diğer kayıplar hakkında bilgi toplayıp elindeki verileri mantıklı senaryolar çerçevesinde yorumlamaya çalışıyor.

Daha iyi bir yaşam uğruna…

Hayatlarını daha iyi bir istikbal için özellikle Akdeniz’de riske atanlara eğilen birçok filmden farklı olarak yönetmen Sparatore mültecilerin geride bıraktığı kadınların vaziyetine şahitlik etmek istemiş. Her geçen gün daha sıkı tedbirlerle korunmaya çalışılan, bir Orta Çağ kalesi görünümündeki Avrupa trajik dinamiklere rağmen kurban vermeyi tüm hızıyla sürdürüyor ne yazık ki!

Siyasi mücadelesiyle özel hayatı girift biçimde birbirine girmiş Om El Khir çocuklarına şefkatle bakan, zamanı geldiğinde onlara tane tane dua öğreten, keyifli olduğunda şarkı söylemeyi seven hayat dolu bir kadındır. Gerici İslam’ın öngördüğünden farklı davranışlar sergileyen bağımsız ve güçlü bir kadın olması, zamanla eşinin muhafazakâr akrabaları tarafından dışlanmasının sebebi gibi görünmektedir.

Hayatın onu beklenenden çok farklı yönlere sürüklemiş olması onu aslında yormuştur, kendisine eskisi gibi itina ile bakamamaktadır ama ümidini asla yitirmemiştir.

Duruma hassasiyetle yaklaşan sinemacı Sparatore kahramanıyla veya filmin diğer kadınlarıyla asla röportaj formatında görüşmüyor. Onları bir gölge gibi izleyip görüntülerin sadece kendi namına konuşmasını sağlamak için gerekli zemini oluşturuyor.

Avrupa Parlamentosu’nda Tunus’lu bir kadın

Geride Kalanlar dünya prömiyerini İsviçre’nin Nyon kasabasında Nisan ayında 50. kez düzenlenmiş olan Visions du Réel’de yapmış, 89 dakikalık Fransa, İtalya, Belçika ortak yapımı bir belgesel. Seyirci filmin kahramanının peşinden merak ve ilgiyle sürüklenirken belgeselin sonlarına doğru riskli bir protestoyla gerginlik zirve yapıyor. Seslerini duyuramamaktan muzdarip kayıp yakınları kadınlar gayet işlek Bizerte köprüsünde trafiği felce uğratıyorlar. Artık kaybedecek bir şeyleri kalmamışçasına, bazıları epeyce agresif şoförlere karşı direnip dertlerini mümkün olduğunca medyatik şekilde ifade etmeye çalışıyorlar; çaresizlik içinde çırpınan kayıp annelerinin çığlıkları seyircinin içine işliyor.

Belgeselin son kadrajında ise Om El Khir’i görmeye alışkın olduğumuz yoksul Tunus ambiyansından farklı bir yerde izliyoruz. İddialı çağdaş mimariye uygun biçimde inşa edilmiş bir devlet kurumunun uzun koridorunda emin adımlarla ilerlerken kamera onu omuzundan takip etmektedir. Om El Khir Tunus’taki 500’ü aşkın kayıp için tanıklık etmek üzere Avrupa Parlamentosu’na gelmiştir, Podemos partisinin davetlisi olarak… (RL/AS)

İlginizi çekebilir