TTB’den “Hipokrat Yemini” düzenlemelerine dair görüş

Önce, Sakarya Üniversitesi’nde tıp fakültesi mezunlarına okutulan Hipokrat Yemini’nden “cinsiyet, etnik kimlik ve cinsel yönelim ayrımı yapılamayacağına” yönelik bölümün çıkarılmasına karar verildi. Ardından İnönü Üniversitesi de benzer bir adım attı. TTB’den “etik görüş” geldi.

“Unutulmamalıdır ki, binlerce yıllık tarihsel süzgeçten geçerek evrensel kabul görmüş mesleki değerlerin belli bir anlayışın yaşam görüşü doğrultusunda değiştirilmesi olanaklı olmadığı gibi, bu tür girişimlerde bulunulması kabul edilemez. Hekimler şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonra da kişilerin var olan farklılıklarını dikkate almaksızın, herhangi bir ayrım yapmadan hastalarının ve toplumun acılarını dindirmeye devam edecektir.”

Türk Tabipleri Birliği Etik Kurul’dan yapılan açıklama son günlerde Sakarya ve İnönü Üniversitesi rektörlerinin Hipokrat Yemini’ni değiştirmek istemelerine ilişkin.

Önce, Sakarya Üniversitesi’nde tıp fakültesi mezunlarına okutulan Hipokrat Yemini’nden “cinsiyet, etnik kimlik ve cinsel yönelim ayrımı yapılamayacağına” yönelik bölümün çıkarılmasına karar verildi.  Ardından İnönü Üniversitesi de benzer bir adım attı.

Yemini “sapkınlık” olarak değerlendiren İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Kızılay, “toplum ve aile değerlerini korumak adına yemin metinlerinin üniversite senatosunun onayından geçtikten sonra mezun öğrencilere okutulacağını” söyledi.

Söz konusu “çarpıtma” hakkında Türk Tabipleri Birliği (TTB) Etik Kurulu’ndan açıklama geldi.

Cenevre Bildirgesi hatırlatıldı

TTB’den yapılan açıklama-etik görüş şöyle:

“Son günlerde hekimle birey ve toplum arasındaki temel değer güveni ifade eden Hekimlik Andı ile ilgili tartışmalar medyada yer almaktadır. Kimi üniversitelerde mesleğin en temel, evrensel ilkelerinden olan “ayrımcılık yapmama” üzerinden tartışmalar yürütülmektedir.

“Söz konusu üniversitelerin yöneticilerinin ant metninde yer alan ve ayrımcılık yapmamaya dair ilkeyi açıklayan “cinsiyet, cinsel yönelim ve etnik köken” ifadelerini ant metninden çıkarma çabasına girdiklerini, evrensel kabul gören metni yok sayarak üniversite senatosunun onaylayacağı metnin okunmasına izin vereceklerini öğreniyoruz. Bu noktada konuyla ilgili Etik Kurul görüşünün kamuoyu ile paylaşılmasını gerekli görüyoruz.

“Hekimlik Andı tıp fakültesini bitiren hekimlerin meslek yaşamına başlamadan önce temel mesleki değerleri koruyacaklarına, hangi koşullarda olursa olsun, hekimliği mesleğin evrensel etik değerleri çerçevesinde yürüteceklerine dair kendilerine ve topluma verdikleri bir sözdür. Hekimlik Andı aslında Dünya Tabipler Birliği’nin (DTB) en eski politika belgesi olan Cenevre Bildirgesi’dir.

“Cenevre Bildirgesi 1947 yılında DTB’nin ikinci genel kurulunda kabul edilmiştir. On yıllar içinde büyük bir özen ve dikkatle küçük değişiklikler yapılan bildirge son olarak 2017 yılında güncellenmiştir ve DTB’nin hekimlik mesleğinin etik değerlerini koruyan en temel ve en tutarlı belgesidir.

“Hekimlik Andı’nın maddelerinin ortak özelliği insan yaşamına saygı duyulacağı, hastanın sağlığının önceleneceği, zarar vermekten kaçınılacağı, hastanın mahremiyetinin korunacağı ve hiçbir şekilde ayrım yapılmayacağının ifadesidir. Hukuksal bağlayıcılığı olmayan bu metinlerle hekimin vicdani yükümlülüğü belirtilerek ötekine -bireye, topluma- bu ilkelerin yaşama yansıtılacağı güvencesi verilmekte, hekim sorumluluğu cisimleştirilmektedir.

Evrensel değerler

“Hekimlik Andı’nı ya da Cenevre Bildirgesi’ni anlamak için hangi koşullarda oluşturulduğunu bilmek gerekir. 1930-1940’lı yıllar ve İkinci Dünya Savaşı gerek Nazi deneyleri, gerek Birim 731’de Japonların işgal altındaki Çin’de yürüttükleri deneyler, gerekse Tuskegee çalışması olarak bilinen ABD’de siyah, frengili hastalar üzerinde yürütülen deneysel çalışmalarda, hekimliğin bilgi birikiminin insanlık aleyhine kullanıldığı dramatik örnekler, savaş sonrasında DTB’nin kurulmasında tetikleyici bir rol oynamıştır. Türk Tabipleri Birliği, DTB’nin 27 kurucu tabip birliğinden biridir ve Cenevre Bildirgesi’nin oluşumunda ve güncellenmesinde katkı sunmuştur.

“DTB kuruluşundan bu yana hekimliğin güç odaklarından bağımsız bir biçimde sürdürülmesini sağlamak üzere tutum belgeleri, politika metinleri yayımlamakta ve güncellemektedir.

“Bu belgeler tüm ülkelerin seçilmiş hekim örgütü temsilcilerinin katıldığı çalışma gruplarında geliştirilmekte, ülkelerin tabip birliklerinde tartışmaya açılmakta ve genel kurullarda kabul edilmekte, güncellenecekse bu mekanizmalar içinde tartışılmakta ve yayımlanmaktadır. Bu yolla hekimliğin evrensel değerlerinin korunması ve geliştirilmesi sağlanmaktadır.

“Bu nedenle hekimliğin evrensel mesleki değerlerinin çerçevesinin çizilmesi ya da tahrip edilmesi herhangi bir tıp fakültesi ya da üniversite senatosunun yetkisi dahilinde değildir.

“Hekimlerin seçilmiş temsilcilerinin sağlık alanındaki sermaye odaklarından ve siyasal iktidarlardan bağımsız olarak mesleğin değerlerini koruma ve geliştirme çalışmalarına müdahil olmak hiçbir biçimde bu mekanizmaların dışında yer alan kurum ve kuruluşların haddi de değildir.

“Hekimlik Andı’ndan, hekimin görevi ile hastası arasına girmesine izin vermeyeceği özellikler içinde yer alan etnik köken, cinsiyet ve cinsel yönelimin çıkartılmak istenmesinin, insan hakkı ihlallerinin arttığı, İstanbul Sözleşmesi’nin yok sayıldığı bir siyasi iklim ortamında yaşanıyor olmasının rastlantı olarak kabul edilemeyeceği açıktır.

“Sakarya ve İnönü üniversitelerinde Hekimlik Andı’nın içeriğinin bu yönde değiştirilmesi girişimleri, hekimliğin mesleki değerlerine güç odaklarının müdahale girişimi anlamına gelmektedir. Hekimler, etnik köken, cinsiyet ve cinsel yönelimle ilgili ayrımcı tutum ve davranışlar içine girmemeli, bu özelliklerinden dolayı kişilere sağlık hizmeti vermekten kaçınmamalıdır.”

Kaynak: Bianet

İlginizi çekebilir