Truman Show’dan Alternatif Yaşam Modeli Ekoköylere

Yeni İnsan Yayınevi’nden çıkan Ekoköy Findhorn isimli kitap, topluluğun kimlerden oluştuğunu ve dahası böyle bir topluluğu bir arada tutan etkenleri anlatıyor.

Jim Carrey’in başrolünü oynadığı Truman Show filmini hatırlar mısınız?

Truman Burbank (Jim Carrey), bebekken bir TV kanalı tarafından evlat edinilmiştir. O andan itibaren de ‘Truman Show’ adlı bir televizyon programında kendisini oynamaktadır. Bu durumdan bihaber yaşayan Truman, mükemmel ama bir o kadar da basmakalıp bir hayata sahiptir.

İçinde bulunduğu yapay stüdyonun ise ne olduğunun farkında değildir. Bu durumdan şüphelenir, harekete geçer ve binlerce insanın takip ettiği kurulu hayatın dışına çıkmanın yollarını arar.

Filmin, izleyende bıraktığı kırılma anı da burada belirginleşirken akla şu soru gelir: “İnsan, kurulu hayatın dışına çıkmaya cesaret edebilir mi?”

Truman Show’dan bir kare

Yeni İnsan Yayınevi, bu soruya ekoköylerin anlatıldığı bir dizi kitapla yanıt veriyor: “Diğer pek çok şeyin aksine, ekoköyler şaşırtıcı derecede farklılık gösteriyorlar. Zaten koskoca dünyada tıpkısının aynısı olsalardı sıkıcı olmaz mıydılar?”

Alternatif yaşam formu ekoköyler olabilir mi?

Yeni İnsan Yayınevi’nden çıkan Ekoköy: İthaca, Ekoköyler: Yeni Rotamız, Ekoköy Findhorn isimli üç kitap, varolan genel geçer yaşam koşullarını beğenmeyen, reddeden ya da yeni bir hayat kurmak isteyen topluluklara odaklanıyor. En ilginç deneyim de “Ekoköy Findhorn”da anlatılıyor. Çünkü, yapılamaz denilen ne varsa yapılabildiğinin yaşanmış bir örneği gibi bu kitap.

Findhorn topluluğunun yaşadığı ekoköy Findhorn, İskoçya’da bir balıkçı köyü olarak biliniyor. Kitap, bu topluluğun ilk nasıl bir araya geldiğini, kimlerden oluştuğunu ve dahası böyle bir topluluğu bir arada tutan etkenleri anlatıyor.

 

Ekoköy Findhorn 

Topluluğun ilk anlarının kelimelere döküldüğü Peter’in tanıklığıyla başlayan kitabın sayfalarını çevirirken, fotoğraflarla da kendinizi topluluğun bir parçası gibi hissediyorsunuz.

Ayrıca, topluluğun kurucularından Eileen’in yazısı “Işığın Krallığı” da topluluğun daha iyi anlaşılması için bir rehber niteliğinde.

Kitabın okuyucu da genel olarak bıraktığı ilk izlenim, insanın duyarlı bir şekilde doğayla iletişim kurması halinde etrafındaki dünyayı değiştirebileceği yönünde.

 Foto:Yeşilist -Ekoköy Findhorn

Kitaptan

* Yaşam sonsuz farklılıkların üzerine saçılan ve sayısız güzel forma bürünen bir birlik. Biz insanlar bu karmaşık örüntünün bir parçasıyız ve aslında yaşam hiyerarşisinde öyle bir yer alıyoruz ki daha yüksek ve daha düşük bilinç formlarının da farkına varabiliriz. İnsanlık artık kendi bilincine vardığı bir noktada.

* Bitkiler aleminde çalışan doğa ruhlarını görmezden gelmek, birlikte çalışmamız ve işbirliği yapmamız gerekenlere zarar verecek, onları yabancılaştırarak türlü yanlış yöntemleri benimsememize yol açar.

* Kiminle nerede olursam olayım ve ne yaparsam yapayım tümünü sevmek, aldığım en iyi derslerden biriydi.

* Işık saçan bir enerji yayılır ve tüm yaşamı oluşturur. Bizimle bitkiler, doğa ruhları ya da bu gezegendeki hayatı paylaştığımız insanlar aracılığıyla konuşsa da, tümü arkalarındaki ve içlerindeki derin gerçekliğin yansımalarıdır. Findhorn Ekoköyü’nde mit gerçeğe dönüştü ve bize sadece spiritüalizmin yeni bir formunu değil, yeni bir yaşam ve birlik vizyonu da sundu. Esasen devalar ve doğa ruhları kendi benliklerimize ait yönlerdir. Bizi gerçek kimliğimize, içimizdeki kutsal gerçekliğe yönlendirirler. Ekoköyün hikayesi bu hayatın sayısız biçimde kutlanmasıdır. Bu kutlamaya katılarak hissettiğimiz neşe, kendimizin ve etrafımızdaki tüm yaşamın güzelliğini açığa vurmaya olan bağlılığımızı artırsın.

Findhorn hakkında

Findhorn Vakfı 1962 yılından bu yana, bütüncül ve sürdürülebilir yaşama yönelik yaptığı çalışmalarla uluslararası platformda tanınmakta. Doğayla uyum içinde üretmek ve yaratmak her zaman temel hedefleri olmuş ve bunun doğal bir sonucu olarak da 1981 yılında Findhorn Ekoköyü’nü kurmaya yönelik girişimlerine başlamışlar. Proje, çevresel, sosyal ve ekonomik koşullar altında sürdürülebilir gelişmenin gerçekleşebileceği gösterebilmek amacıyla hazırlanmış.

Ekoköy, Findhorn Vakfı’nın da katkısıyla sürdürülebilirliğin yeni sınırları olarak açıkladıkları, ekolojik yapılar, yenilenebilir enerji kaynakları, enerji verimliliği, biyolojik atık su arıtma sistemi, geri dönüşüm, yerel organik gıda üretimi, sürdürülebilir ekonomi, kapsamlı karar alma süreçleri gibi alanlarda oldukça gelişme göstermiş. Bunlardan en dikkat çekici olanlarından biri “Living Machine” adı verilen su arıtma sistemi. Dr John Todd tarafından geliştirilen bu sisteme göre atık su tamamen doğal yollarla, kimyasal kullanılmayan biyolojik bir sistemle arıtılabilmekte. Bir diğer dikkat çekici özellikleri de ekoköyde bulunan rüzgar tribünleri. Sayıları dört olan bu tribünler vasıtasıyla 750kW’a kadar elektrik üretimi yapılabiliyor.

Kaynak: Bianet

İlginizi çekebilir