Topun yol haritası ve Sergen Yalçın – Ali Fikri Işık

Bütün maç boyunca kolları göğsünde bağdaş kurmuş olan Sergen Yalçın, bu beden diliyle ne anlatmaya çalışıyor? Derler ki, beden dili, ‘’ normal dilden’’ çok daha gevezedir. Bağdaştırılmış kollar, tipik bir savunma refleksidir. Sergen’in oynan oyunla kendi arasına koyduğu mesafe, sanırım savunulamaz gibi duruyor.

Belki çok alakasız olarak değerlendirilebilir ama yine de söyleme arzuma engel olmayacağım. Maçın 80. dakikasında taç çizgisinin üstüne Rıdvan, rakibiyle ikili mücadelede topu kaybetti ve kaybettiği top tesadüf eseri, iki elini de sıkı sıkıya bağdaştırmış Sergen Yalçın’a doğru fırladı. Sergen Yalçın bağdaştırdığı kollarını açma ihtiyacı duymadan, belini geriye doğru çekerek topun kendisine dokunmasını engelledi. Bütün maç boyunca kolları göğsünde bağdaş kurmuş olan Sergen Yalçın, bu beden diliyle ne anlatmaya çalışıyor? Derler ki, beden dili, ‘’ normal dilden’’ çok daha gevezedir. Bağdaştırılmış kollar, tipik bir savunma refleksidir. Sergen’in oynan oyunla kendi arasına koyduğu mesafe, sanırım savunulamaz gibi duruyor.

Sergen Yalçın’ın tasarladığı oyun ile maç içinde çıkan oyun arasında bir özdeşlik var mıdır? Maç içinde şekillenen oyunun arızaları uygulama arızaları mı yoksa detayları çalışılmamış, kâğıt üstünde basit karalamalarla kotarılmış bir tür soyut eksiz mi?

Bu soruya en doğru cevabı, topun döngüsüne bakıp verebiliriz. Beşiktaş oyununda topun yol haritasını, maç öncesi teknik direktör mü belirliyor yoksa oyuncuların özel inisiyatiflerinden kaynaklanan bir tür doğaçlama mı?

Beşiktaş’ın her blokunda, her pas alışverişinde ve her top seçeneğinde, topun ve pasın döngüsünü belirleyen olgun taktik plan değil, her oyuncunun görüş alanına giren diğer oyuncunun gölgesidir. Oyuncular, bir bulmacanın parçası olarak pas tercihi yapmıyor, tam tersine gördüğü, dokunabildiği en güvenli opsiyona pası teslim ediyor. Böyle bir pas döngüsü planlanmış değildir. Böyle bir paslaşma anlayışı, ne yapacağını bilmeyen çaylak oyuncuların, heyecanıyla açılanabilir ancak.

Peki Bugün Beşiktaş adına sahaya çıkan oyuncular için çaylak ifadesini kullanmak doğru mudur? Hayır değil. Eğer yanıt hayırsa o zaman oyuncular aslında bir oyundan yoksun olarak sahaya sürülüyor. Bir maçta, bir takımın ihtiyaç duyabileceği bütün oyun taktiklerinden yoksun biçimde maça çıkıyor Beşiktaşlı oyuncular. Kaleci ve defans oyuncuları arasında gerçekleşmesi gereken, açılış pasları şeması yok. Top savunma kanatlarına taşındığında, hem alan geçişi için seçenek opsiyonları, hem de alan üretecek aksiyonlar yok. Oyun merkezi inşa edilmediği için, toplar tam zamanlı olarak kanat dönüşümlerinde bir rotasyon oluşturmuyor.

İkinci bölgeden üçüncü bölgeye geçişler için özgün taktik düşünceler üretilmemiş. Duran toplarda üstünde çalışmış bir akıl bulmak çok zor. İkinci topları kazanmak için alan kapsayan bir görev bölümü yapılmamış. Eğer bütün bunlar yoksa, ortada sadece hücum planı olmaz; koca bir oyunun yokluğunu itiraf etmek durumunda kalırsınız.

Aynı şeyleri oyunun savunma prensipleri için söylemek yanlış olmaz. Mesela Beşiktaş savunmasının direnç merkezi nerede inşa ediliyor? Bunu bilen var mı?

Velhasıl, Sergen Yalçın kolektif oyuna inanmıyor; ona göre oyun denilen şey oyuncunun, kişisel becerisinden başka bir şey değildir.

Kaynak: DUVAR

İlginizi çekebilir