TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası Denizli Şubesi’nce “Enerji, Çevre, Ekonomi” başlıklı panel gerçekleştirildi.

22 Aralık 2018 Cumartesi günü EMO Denizli Şubesi 12. Dönem Enerji Komisyonu Başkanı Erim Arıcı yöneticiliğinde Makina Mühendisleri Odası Denizli Şubesi Toplantı Salonunda gerçekleştirilen panelde Türkiye’de elektrik enerjisinin durumu, termik santraller başta olmak üzere enerji üreten santrallerin doğamıza ve yaşamımıza verdiği zararlar tartışıldı.

Üç oturumda gerçekleştirilen panelde ilk olarak elektrik mühendisi Olgun Sakarya “Elektrik enerjisinin bugünü ve yarını” başlıklı sunumunda elektrik enerjisi üretme işinin endüstriyel bir faaliyet olduğunu, endüstriyel faaliyetlerin de doğaya ve insana zararları olduğunu söyledi. Türkiye’de elektrik enerjisi için kurulu gücün 88.000 MW olduğunu, bugüne kadar ölçülen en yüksek tüketimin ise (26 Temmuz saat 14.30’daki anlık ölçüme göre) 47.660 MW olarak gerçekleştiğini söyledi. Bu durumda rakamlara göre arz fazlası olduğundan bahseden Sakarya, ülkemizde termik santrallere ihtiyaç olup olmadığının cevabını izleyicilere bırakıyorum dedi. Buna rağmen İstanbul ve Kocaeli’nde elektrik kesintileri olduğundan bahseden Sakarya, bunun ithal bazlı doğalgaz durumundan kaynaklandığını aktardı. Türkiye’de elektrik tüketiminin en çok arttığı alanın ticaret alanı olduğunu bunun nedeninin de gün geçtikçe sayısı artan alışveriş merkezlerinden (AVM) kaynaklandığını söyledi. Almanya’nın güneş enerjisinden daha fazla yararlanarak nükleer ve diğer enerji kaynaklarındaki üretimi azaltma yoluna gittiğinden, bizde ise güneş ve rüzgar enerjisi üretiminde istediğimiz düzeyde olmadığımızı belirten Sakarya “doğamızı, çevremizi çocuklarımıza temiz bırakmak varken kirli bir şekilde bırakmayı tercih ettiğimiz görülüyor” diyerek sözlerini bitirdi.

İkinci olarak “Kömür yakan santrallerin çalışma prensibi ve çevresel etkileri” konulu sunumunu gerçekleştiren makine mühendisi Orhan Aytaç ise Eskişehir Alpu Termik Santrali örneğiyle bir termik santralin işleyişini şemalarla anlattı. Daha sonra kömür yakan santrallerde oluşan atıkların (kül, cüruf, alçı taşı, arıtma çamuru vb. endüstriyel nitelikli katı atıklar, evsel nitelikli katı atıklar, soğutma suyu, proses atık suları, tehlikeli kimyasallardan oluşan endüstriyel nitelikli sıvı atıklar, evsel nitelikli sıvı atıklar ve kükürt dioksit, azot dioksit, karbon mono oksit, karbon di oksit, hidrojen florür, hidrojen klorür ve toz emisyonu gibi gaz atıklarının) çevreye olumsuz etkileri olduğunu ve bu atıkların bertaraf edilmesi gerektiğini belirtti. Yine bu atıkların asit yağmurları olarak hava kirliliğine yol açması, sera gazlarının özellikle karbon di oksit emisyonunun sera etkisi ve iklim değişikliğine neden olması, santrallerde kullanılan suyun doğadan önemli miktarda çekilerek daha yüksek sıcaklıkta kimyasallar içererek tekrar doğaya geri verilmesi, kömürün depolanması nedeniyle içten yanma sonucu oluşan zararlı gazların toprak ve yeraltı sularının kirlenmesine neden olması gibi birçok olumsuz etkilerin olduğunu söyledi. Ayrıca hava kirliliğinde ana etken maddelerin insan sağlığı üzerinde birçok olumsuz etkisi olduğunu belirterek sözlerini bitirdi.

Üçüncü ve son olarak söz alan Ender Kelleci de “Eskişehir Alpu özelinde sivil inisiyatifin organizasyonu” başlıklı sunumunda Türkiye’nin en verimli ovalarında termik santrallerin kurulduğundan bunların kurdurulmaması için Eskişehir’de yapılan mücadeleleri görüntülerle aktardı ve oluşturulan sivil yapılanmalardan söz etti. “Eskişehir Yaşam Platformu” adı altında birçok sivil örgütün birlikte hareket ettiğini anlatan Kelleci, mücadelenin sokakta yapılması gerektiğini ancak buna izin verilmediğini söyledi. Bu mücadelede TMMOB gibi kuruluşların desteğinin önemli olduğundan bahseden Kelleci, sosyal medyanın çok iyi kullanılarak tüm çalışmaların gündemde tutulması gerektiğini, ayrıca birlikte hareket etmenin önemine vurgu yapıp destek olunmasını söyleyerek konuşmasını tamamladı.

İlginizi çekebilir