The Independent: Ne yazık ki Trump Erdoğan’dan uzak değil

İngiliz gazetesi The Independent’ın ekonomi müdürü ve eski başyazarı Ben Chu yaşanan krizi, Trump ve Erdoğan benzerliğini yazdı.

Sadece 14 yıl önce, Türkiye’nin kurumları öylesine yeterli kalitede görülüyordu ki, AB üyeliği ciddi bir ihtimal olarak görülüyordu… Çok az kişi bugünkü demagoga dönüşeceğini düşünüyordu. Donald Trump yönetimindeki ABD de benzer bir kriz yaşayacak.

Karizmatik başkan seçimleri kazanıyor ama geri adım atmayan bir otoriter.

Çoğunlukla kırsal bölgelerde yaşayan mütedeyyin seçmen tabanını popülist ve bölücü konuşmalarla ateşliyor. Uluslararası kurumları yerin dibine sokuyor ve kendisini rahatsız eden uluslara hakaret ediyor. Akrabalarını güçlü pozisyonlara getiriyor. Aptalca ekonomik teorilerin propagandasını yapıyor. Bağımsız merkez bankasının faiz artırmasından şikâyet ediyor.

Donald Trump? Hayır, Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Cumhurbaşkanı.

Erdoğan, demokrasi, özgürlük ve hukukun üstünlüğünün artık bir değer kalmadığını öne sürüyor. Trump medyayı ‘halkın düşmanı’ olarak tarif ediyor ve aynı fikirde olmadığı yargı kararlarına saldırıyor. Erdoğan damadı Berat Albayrak’ı hazine ve maliye bakanlığına atıyor. Trump’ın 37 yaşındaki damadı Jared Kushner ‘üst düzey danışmanı’.

Erdoğan, dünya üzerindeki tüm kanıtlara rağmen, düşük faizlerin enflasyonu yükseltmek yerine düşürdüğüne inanıyor. Donald Trump, her bir güvenilir ekonomistin bakış açısının aksine, ABD’nin ticaret açığının gümrük vergisinin artırılması ve ticaret savaşlarıyla ortadan kaldırılabileceğini, mevcut cari hesap fazlasının bir tür ulusal zafer olduğunu düşünüyor.

Erdoğan Birleşmiş Milletler’in ‘çöktüğünü’ söylüyor ve Hollandalıları ‘Nazi kalıntıları’ olarak niteliyor.

Trump Dünya Ticaret Örgütü’nü bir ‘felaket’ olarak damgalıyor ve Afrika’daki ‘b.k çukuru’ ülkelerden söz ediyor.

Erdoğan yüksek faiz oranlarını ‘bütün kötülüklerin anası’ diye tanımlıyor ve bu meselelerde ‘sorumluluk almaya’ yemin ediyor.

Trump, Federal Rezerv’in borçlanma maliyetini artırmasından ‘memnun olmadığını’ söylüyor.

Bu iki adam arasındaki büyük fark ne? Erdoğan açısından, bütün bu popülist yıkımın ekonomik hesaplaşma gününün gelmiş olması.

Türk Lirası serbest düşüşte. Erdoğan’ın bağımsızlığına müdahale etmesinin ardından, Merkez Bankası’nın döviz piyasalarını yatıştırmak için gerekeni yapmasına izin verileceğine pek az kişi inanıyor. Damadı olan hazine ve maliye bakanının herhangi bir inandırıcılığı yok.

Bağımsız kurumların altını oyduğunuzda, iyi yönetişimin kurallarını çiğnediğinizde, uzman görüşlerini gözardı ettiğizde ve nepotizmi (adam kayırmacılığa) serbest bıraktığınızda olacak olan bu.

Türkiye tabii ki ABD’den çok farklı bir yer. 2016’daki başarısız darbe girişimi Erdoğan’ın otokrasiye yürüyüşünü hızlandırdı. Trump’ın muhalifleri, Türkiye’nin aksine hapiste değil. Türkiye’nin aksine, ABD’de gazeteciler hapiste değil.

Fakat işler çorap söküğü gibi ilerleyebilir.

Sadece 14 yıl önce, Türkiye’nin kurumları öylesine yeterli kalitede görülüyordu ki (siyaseti de hızla doğru yönde ilerliyordu), AB üyeliği ciddi bir ihtimal olarak görülüyordu. 2006’da Boris Johnson bile Türkiye’nin AB üyeliğini savunuyordu. O günlerde Erdoğan, güvenilir siyasi figürler olan Ali Babacan ve Mehmet Şimşek gibi teknokratlardan ve uzmanlardan görüş alıyordu. Çok az kişi bugünkü demagoga dönüşeceğini düşünüyordu.

Şimdi, ABD’nin Trump yönetimindeki gidişatını düşünün. Başkanın, herhangi bir selefi tarafından yapılsa ağızları açık bırakacak türden alçaltıcı tavırları rutin haline geldi. Cumhuriyetçiler, Barack Obama, Bill Clinton veya Hillary Clinton tarafından yapılsa azil sürecini başlatmak için koşturacakları davranışları görmezden geliyorlar.

Filozof ve ekonomist Adam Smith’in bize bir zamanlar dediği gibi, bir ulusta bol miktarda yıkım vardır.

Smith bu ifadelerle, bir ülkenin bitişini ilan etmenin genellikle erken olduğunu söyler. Ulus devletler liderlerinin bol miktarda aptallığı ve yolsuzluğu, halklarının da ahmaklığıyla başedebilir.

Bir ekonomide ivme vardır. Erdoğan’ın otoriterliğe dönüşüne rağmen Türkiye’ye dış sermaye akmaya devam etti. Amerikan ekonomisi, kısmen Obama yıllarının sağlam temelleri, kısmen de Trump’ın temelsiz vergi kesintileri sayesinde yıllardır gördüğü en büyük hızla büyüyor. İşsizlik son 20 yılın en düşük seviyelerinde. borsa patlıyor.

Bununla birlikte, altınızdaki zeminin yıkılacağı nokta geliyor. Ve bu kırılma gerçekleştiğinde, çok hızlı olabiliyor.

Erdoğan yönetiminde Türkiye bu noktaya varmış görünüyor. Amerika aynısını yapana kadar ne kadar zaman geçecek? Sadece iki yıl önce bu soruyu sormak absürd görünürdü. Ne yazık ki, Trump ve Cumhuriyetçi Parti’deki yardımcıları sayesinde, artık öyle değil.

Kaynak: Gazete Duvar

İlginizi çekebilir