TEKEL işçilerine 10 yıl sonra açılan dava

TEKEL işçilerinin 10 yıl önce Ankara’da yaptığı eyleme, Mart 2019’da dava açıldı. Mahkeme, işçilerin avukatı Bayraktar’a gönderdiği yazıda, yargılamanın bitirilmesi için 75 günlük bir “hedef süre” konduğunu ifade etti.

TEKEL işçileri Aralık 2009’da Ankara, Kızılay’da bir araya gelip hakları için aylarca eylem yaptı, birçok kez polis müdahalesine maruz kaldılar. Eylem büyüdü, önce tüm Türkiye’de sonra da dünyadan duyuldu.

Savcılık ise o günlerde hazırladığı iddianameyi, olaydan 10 yıl, iddianame tarihinden 9 yıl sonra mahkemeye gönderdi. İddianame kabul edildi. 19 işçinin yargılanacağı davanın ilk duruşması 27 Haziran 2019’da, Ankara 7. Asliye Ceza Mahkemesinde görülecek.

Avukat Kazım Bayraktar bianet’e yaptığı açıklamada, “Siyasi iktidarın bir işçi hareketinden, bir halk hareketinden korktuğunu, bu korkuyla 6 yıl sonra Gezi davası açıldığını, TEKEL davasının da bu korku politikasıyla üretildiğini, davanın amacının baskı, tehdit ve yıldırma olduğunu” ifade etti.

Bayraktar, “TEKEL işçilerinin Ankara’daki eylemini hiç unutamamışlar anlaşılan, hiç akıllarından çıkmamış. Gözdağı vermek amacıyla eski dosyalar açıldı, bir politika çerçevesinde arşivler indirildi” dedi.

“Henüz zamanaşımı dolmadı”

Savcı Yıldırım Bayyurt imzalı 16 Mart 2010 tarihli iddianame, 9 yıldır mahkeme gönderilmeden bekletiliyordu. Bu ay mahkemeye gönderildi. Ankara 7. Asliye Ceza Mahkemesi iddianameyi kabul etti ve 19 işçiye dava açıldı.

İki işçi “görevi yaptırmamak için direnme; siyasi partiler veya meslek kuruluşlarının kullanımında olan bina, tesis veya eşyaya zarar verme”, tüm işçiler “kanuna aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşleri düzenleme, yönetme, katılma” suçlamalarıyla yargılanacak.

Avukat Kazım Bayraktar, şu an için hiçbir suçlamayla ilgili zamanaşımı süresinin dolmadığı bilgisini verdi.

“Yargılamada 75 günlük ‘hedef süre’ gerçekçi değil”

Bayraktar ayrıca kendisine davanın taraf avukatı olarak “Yargılamada Hedef Süre Formu” gönderildiğini de açıkladı:

28 Mart tarihli formda şu ifadeler yer alıyor:

“Yargılamanın azami 75 günde tamamlanması hedeflenmekte olup, bu hedefin gerçekleştirilmesinde tarafların ve avukatların katkı ve desteği büyük önem arzetmektedir. Taraflardan kaynaklanan sebeplerden meydana gelen gecikmelerin hedef sürenin hesabında dikkate alınmadığı da göz önünde bulundurularak, bu hususlara hassasiyet göstermenizi rica ediyoruz.”

Bayraktar, mahkemenin hem davanın çabuk bitirilmesi için böyle bir uyarı yaptığını hem de ilk duruşma tarihini, iddianamenin kabulünden 3 ay sonrasına verdiğini söyledi:

“75 günde yargılamanın bitirilmesi gerçekçi değil. İktidar yargı sürecini kısaltma vaadinde bulundu ama tam tersi oldu. Bunu yargı reformu çerçevesi altında kamuoyuna ilan ettiler ama bunu gerçekleştirebilmek için yargının altyapısını değiştirmeleri gerekirdi. Bu altyapıdaki bir yargıda süre sınırlaması konulamaz. Hedef süre uygulaması, yargı kurumlarının altyapısıyla bağdaşmıyor.”

Bayraktar, mahkemenin kendi politikasını kendisinin uygulamadığını belirterek 90 gün sonraya duruşma günü verdiğini hatırlattı.

“Sanık işçilerin hepsi Ankara dışında”

Avukat Bayraktar, “Bu davanın 75 günde bitmeyeceği ilk duruşmada belli olur” diye konuştu:

“TEKEL işçileri Ankara’ya değişik illerden gelerek eylem yapmışlardı, şu anda hepsi başka illerde. İlk duruşmada o illere talimat yazılacak, SEGBİS kurulacak. Dava uzun sürecek.”

Bayraktar, “27 Haziran’da Ankara Adliyesinde olacağız, Tekel direnişini bir kez daha hatırlatacağız” dedi.

TEKEL işçileri hakkında

Özelleştirme İdaresi Başkanlığı, Şubat 2008’de TEKEL’in sigara ve tütün bölümü için ihaleye çıktı. İhale sonucunda British American Tobacco (BAT) 1 milyar 720 milyon dolar vererek TEKEL’e ait Adana, Ballıca, Bitlis, Malatya, Samsun ve Tokat sigara fabrikalarının sahibi oldu.

İhaleden kısa bir süre sonra da BAT, Türkiye`deki fabrikasında çalışan işçilerin çoğunu işten çıkaracağını duyurdu. Firma 10 bin 818 TEKEL işçisinden 8 bin 247’sinin iş aktini feshetti.

Hükümet de işçileri 4/C’ye [657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 4. maddesinin C fıkrası] geçirmeyi önerdi. İşçiler bu öneriye, 4/C statüsüyle çalışmanın sözleşmeli çalışan olmak anlamına geldiği, en fazla 4-11 aylık istihdam içerdiği, maaşları yaklaşık yarıya düşürdüğü gibi sebeplerle karşı çıktı.

Bu karşı çıkış karşılık bulmayınca işçiler Kızılay meydanında 15 Aralık 2009’da eyleme başladı. Eylemler yaklaşık üç ay sürdü. Mart 2010’da Tekgıda-İş Sendikası Başkanı Mustafa Türkel, çadırların kaldırılacağını ve eyleme son verileceğini açıklayınca işçiler TÜRK İŞ’i de protesto etti. İşçiler, Taksim meydanında kutlanan 1 Mayıs 2010’da da pankartlarıyla mitinge katıldı. (Kaynak: Wikipedia)

Kaynak: Bianet-Ayça Söylemez

 

İlginizi çekebilir