‘TCK 299. tarafsız cumhurbaşkanı içindi ama cumhurbaşkanı artık partili’

YARSAV eski Genel Başkan Yardımcısı Murat Aydın, cumhurbaşkanı artık icracı olduğu için ‘Cumhurbaşkanına hakaret’ suçunu düzenleyen TCK 299’un değiştirilmesi gerektiğini belirtiyor.

 Recep Tayyip Erdoğan’ın cumhurbaşkanı seçildiği 2014 yılından bu yana “Cumhurbaşkanına hakaret” suçunu düzenleyen TCK 299. Maddeden açılan davalarda patlama yaşanıyor.Hukukçular Kerem Altıparmak ve Yaman Akdeniz’in English PEN için hazırladığı ve Ağustos 2018’de açıklanan “Türkiye’de can çekişen ifade özgürlüğü” başlıklı rapora göre TCK 299. Maddeden 2010 yılında 133 dava açıldı. Dava sayısı 2015’de 1953, 2016’da 4 bin 187’ye çıktı. Mahkumiyet kararları ise 2010’da 29 iken, 2016’da 884 oldu. İnsan Hakları İzleme Örgütü’ne göre ise 2017 yılında “Cumhurbaşkanına hakaret” suçundan 2 bin 99 kişi mahkum oldu. Davalar 2018’de de devam etti, ancak henüz raporlar açıklanmadığı için bu sayı bilinmiyor.

BU MADDEDEN MİLLETVEKİLLİĞİ BİLE DÜŞTÜ

Sanatçılardan karikatüristlere, gazetecilerden yazarlara ve hatta sosyal medya kullanıcılarına kadar çok geniş bir yelpazede açılan “Cumhurbaşkanına hakaret” davaları, muhalefet partisi liderlerine karşı da kullanılıyor. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından açılan tazminat davaları için 8 yılda 822 bin 500 TL tazminata mahkum edilmişti. HDP Grup Başkanvekili ve Muş Milletvekili Ahmet Yıldırım’ın vekilliği de “Cumhurbaşkanına hakaret” suçlamasıyla verilen hapis cezası nedeniyle düşürülmüştü.

Seçimin yaklaşmasıyla birlikte siyasi tartışmaların alevlendiği şu günlerde Cumhurbaşkanı Erdoğan, yine TCK 299’a sarıldı. Son olarak dün İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener hakkında suç duyurusunda bulundu.

TCK 299. Maddeyi iptal istemiyle Anayasa Mahkemesi’ne taşıdığı için sürgün edilen ve sonrasında istifa eden hakim Murat Aydın, bu maddenin Anayasa’ya uyum kanunu ile değiştirilmesi gerektiğini, çünkü artık Cumhurbaşkanı’nın aynı zamanda bir siyasi partinin başkanı ve icracı kurumun başı olduğunu belirtiyor.

CUMHURBAŞKANI ARTIK TARAFSIZ DEĞİL, PARTİLİ VE İCRACI

Artı Gerçek’e değerlendirmelerde bulunan YARSAV eski Genel Başkan Yardımcısı Aydın, şunları söyledi: “Seçim dönemlerinde siyasi tartışmalar sertleşir. Dolayısıyla seçim dönemi dışındaki zamanlara göre ifade özgürlüğü konusundaki genişlik de artar. Ama Türkiye hukuk sisteminde şöyle teknik bir sorun var: Ülkenin birliğini temsil ettiği ve partiler üstü tarafsız bir konumda olduğu için özel bir statüye sahip olan bir cumhurbaşkanının bu özel statüsünü korumak için özel bir suç olarak ‘cumhurbaşkanına hakaret’ suçu yasaya konulmuş. Yani Türk Ceza Kanunu 299. Maddesi. Bu madde, tarafsız, partiler üstü, ülke birliğini temsil eden, günlük siyasi tartışmaların dışında olan, icracı olmayan bir cumhurbaşkanı için düzenlenmişti. Oysa 16 Nisan referandumundan sonra artık cumhurbaşkanı tarafsız değil, bir partili. Bir partinin genel başkanı ve icracı konumda. Çünkü hükümetin başı, hükümeti kuran kişi. Artık başbakanlık yok, dolayısıyla günlük siyasi ekonomik tartışmaların doğrudan içinde olan bir kişi. Bu kadar siyasi tartışma içinde taraf olarak bulunan cumhurbaşkanının çok doğal olarak seveni de sevmeyeni de olacaktır. Ve ona yapılacak eleştirilerin şiddeti, tarafsız ve ülkenin birliğini temsil eden bir cumhurbaşkanına göre daha fazla olacaktır. Son Balçova Belediye Başkanı’yla ilgili karar da dikkate alınırsa cumhurbaşkanına hakaret suçu siyasi hasımları tasfiye aracı haline gelebilir.” (İzmir’in Balçova İlçesi CHP’li Belediye Başkanı Mehmet Ali Çalkaya’nın yeniden adaylığı ‘cumhurbaşkanına hakaret’ davasında tazminata mahkum olması nedeniyle düşürülmüştü.)

HUKUKEN SORUNLU HALİ 16 NİSAN’DAN SONRA ARTTI

Kendisinin TCK 299. Maddeyi Anayasa’nın 2. Maddesindeki “hukuk devleti” ve 39. Maddesindeki “ispat hakkı” ilkelerine aykırılık gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi’ne götürdüğünü hatırlatan Aydın, “Eskiden tarafsız, ülkenin birliğini temsil eden cumhurbaşkanının bile özel korumaya tabi olamayacağını, bu suçun ayrı düzenlenemeyeceğini belirtiyorduk. O zaman için bile bu maddenin hem hukuk tekniği hem de siyaseten sorumlu olmasını bir tarafa bırakıyorum, 16 Nisan’dan sonra hukuken sorunlu hali daha artmıştır. Şimdi bir partinin genel başkanı olan, tarafsız olmayan, ülkenin bütün günlük icraatından sorumlu, siyasi tartışmaların doğrudan içinde bir cumhurbaşkanıyla, aslında bir başkan ya da başbakan ile karşı karşıyayız. Dolayısıyla burada bir uyum yasasına ihtiyaç var. Bu kişiye karşı işlenen suçun yeni statüye karşı düzenlenesi gerekir. Hakaret elbette serbest olmamalıdır ama cumhurbaşkanına hakaret suçu özel bir düzenleme olmaktan çıkarılmalı, diğer kamu görevlerine hakaret gibi cezalandırılmalıdır. Mademki eski başbakan gibi icracı ve bir parti genel başkanı, o zaman bu kişiye karşı işlenen suçların da bu zeminde değerlendirilmesi gerekir” diye konuştu.

Aydın, bu durumun sadece mevcut cumhurbaşkanı için değil tüm cumhurbaşkanları için geçerli olacağını da sözlerine ekledi.

İKİSİ DE BAŞKAN AMA FARKLI CEZALAR ALACAK

Ayrıca parti genel başkanlarının birbirlerine hakaret etmesi durumunda farklı statülerde ceza alacağını da belirten Murat Aydın, “Oysa ikisi de sayın genel başkanı olarak konuşuyor” dedi.

HAKARET Mİ ELEŞTİRİ Mİ: ÇOĞUNDA İSABETLİ KARAR VERİLMİYOR

Söylenen sözlerin “hakaret” mi yoksa “eleştiri” ya da “politik tartışma” mı olup olmadığı konusunda da değerlendirmelerde bulunan Aydın, bunun her olay için ayrı değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Ancak Aydın, yargı sisteminin tarafsızlık ve bağımsızlık ile ilgili yaşadığı sorunun bu davalara da yansıdığını söyleyerek, ekledi: “Bütün kararların yanlış olduğu söylenemez. Ama çoğunda isabetli karar verildiğini söylemek çok mümkün değil.”

TAHAMMÜL SINIRI DAHA YÜKSEK OLMALI

Siyasilerin eleştiri karşısında tahammül sınırının yüksek olması gerektiğinin de altını çizen Aydın, mevcut durumda eleştiriye tahammül düzeyinin sorun olacağını ifade etti.

Murat Aydın, şunları söyledi: “İcracı bir cumhurbaşkanının tarafsız cumhurbaşkanına göre eleştiri konusunda daha toleranslı olması gerekir. Çünkü partili cumhurbaşkanı günlük siyasi tartışmaların içindedir ve doğal olarak daha fazla eleştiri ile karşılaşacaktır. Bu nedenle tahammül sınırı daha yüksek olmalıdır.”

Kaynak: Artı Gerçek – Derya Okatan

İlginizi çekebilir