Tarihi güncel tutan sergi – Vecdi Erbay

“Yalnızlık ve Suya Dair” başlıklı fotoğraf sergisi, Amed Şehir Tiyatrosu sergi salonunda açıldı. Sergi 31 Aralık’a kadar Diyarbakır’da, 17-18 Aralık’ta ise İstanbul’da olacak.

Fotoğrafçı Fatma Çelik, yakın zamanda bir projesinden söz etmişti bana. Sason’dan Ermenistan’a göç etmiş Ermenilerin hikayesini fotoğraflarla anlatan bir projeydi bu. Fotoğrafları çekerken çektiği eziyeti de anlatmıştı elbette. özellikle Sason bölgesinde yaşadığı gerilim, ayrıca bir hikayeydi.

Çektiği fotoğrafları merak ediyordum ama görebilmem için biraz beklemem, “Yalnızlık ve Suya Dair” adlı ortak serginin açılmasını beklemem gerekti.
Sergi, Amed Şehir Tiyatrosu (AŞT) sergi salonunda, 7 Aralık’ta açıldı. Refik Akyüz ve Serdar Darendeliler küratörlüğündeki sergide Hüsamettin Bahçe, Serdar Bayram, Fatma Çelik, Lezgin Kâni, Aylin Kızıl ve Serpil Polat’ın ortak işleri yer alıyor.

KÜLTÜR İÇİN ALAN

“Yalnızlık ve Suya Dair” sergisi, Goethe-Institut, Hollanda Büyükelçiliği, İsveç İstanbul Başkonsolosluğu ve Fransız Kültür Merkezi’nin öncülüğünde, İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) ile Anadolu Kültür’ün işbirliğiyle başlatılan Kültür İçin Alan’ın ürünlerinden biri. Kültür İçin Alana projesi, görsel sanatlar ve gösteri sanatları alanındaki kültürel projelere ortam, mekân ve kaynak sağlamanın yanı sıra, yerel kurumlar ve sanat alanında üretim yapan profesyonellere farklı eğitim ve gelişim olanakları sunuyor. Türkiye ve Avrupa’daki kültür dünyasından partnerlerle ortak çalışmalar yürüterek, proje bölgelerinde kapsamlı programlar geliştirip organize ediyor.

BİR GÖÇ HİKAYESİ

Sergi, Fatma Çelik’in “Sason İnsanları” adı altında topladığı fotoğraflarla açılıyor. Batman’ın Sason ilçesi, 1915’te, Kozluk, Mutki, Kulp ve Muş’un bir kısmını kapsayan geniş bir bölgeydi. Fatma Çelik, Ermenistan’a göç etmek zorunda bırakılmış Ermenilerin peşine düştüğünde, kendisini sınırın hemen öteki tarafındaki Apaga köyünde buluyor. Bu köyde sadece Sason bölgesinden göç etmiş Ermeniler ile yine benzer nedenlerle göç edip bu köye yerleşen Yezidiler yaşamaktadır. Apaga köyünün en yaşlılarını bulmuş Çelik, onlarla konuşmuş, yaşadıklarını, özlemlerini dinlemiş. Çektiği fotoğrafların altına yazdığı küçük notlarda, burada tanıştığı insanların hikayelerini yazmış.

Ardından, Apagalıların göç etmeden önce yaşadıkları topraklara dönüyor. Çalışmanın zahmetli ve tehlikeli kısmı da burada başlıyor. Kaymakamlıktan izin almak, koruculardan sakınmak, akrabalarının Ermeni olduğunu deşifre etmek istemeyenler, köyde hazine arandığını düşünenler… Bunların tümü rahat bir çalışmanın önünde engel teşkil ediyor. Ama Çelik, iki yaka arasında çektiği fotoğraflarla geçmişle bugünü gösterme başarısını gösterebilmiş. Bir göç hikayesi olarak okunabilecek fotoğraflar, aynı zamanda gidenler ile geride kalanların değişen dünyasını da sergiliyor.

FIRAT VE İNSANLAR

“Sonra… Sonra barajlar inşa edilmiş. Zeugma boğulmuş… Samsat boğulmuş… Nevala Çoli boğulmuş… Urima boğulmuş… Rumkale boğulmuş… Halfeti boğulmuş… Hasankeyf boğulmuş…”

Fırat suyunu takip eden fotoğrafçı sanatçısı Hüsamettin Bahçe, sergi için kaleme aldığı notları böyle bitiriyor. Baraj suları altında kalan koca bir tarihten söz ediyor. Kutsal kitaplarda kendisinden söz edilen Fırat, birçok medeniyete ev sahipliği yapmış ve bin bir efsaneye konu olmuştur.

Fırat, kollara ayrılarak, 1263 kilometre yol alır bu topraklarda. Hüsamettin Bahçe, Fırat’ın geçtiği yerleri bir kez daha keşfederek, su ile insanın ilişkisini çektiği fotoğraflarla bize de gösteriyor. Fotoğraflara baktıkça, Bahçe’nin yüzlerce hikaye biriktirdiğini düşünüyor insan.

MİRAZÊ CEMAL İLE R’YA T’EZE

Mirazê Cemal, yakın zamanda gerçekleşen Edebiyat Günleri için Ermenistan’dan Diyarbakır’a gelmişti. Ermenistan’da yaşayan Yezidi Kürt Cemal’in Diyarbakır’da olmaktan duyduğu mutluluğu, onunla sohbet edebilme imkanı bulanlardan dinledim.

Serdar Bayram, Lezgin Kâni ve Aylin Kızıl, Mirazê Celal ile uzun yıllardır neredeyse tek başına çıkardığı R’eya T’eze gazetesinin belgeselini, Ermenistan’da çekmişler. Sergi kapsamında gösterilen filme, Mirazê Cemal’in siyah beyaz fotoğrafları da eşlik ediyor.

Doğu Anadolu’da yaşayan Yezidiler, Osmanlı döneminde gördükleri dini baskıdan dolayı, yayla olarak kullandıkları Ermenistan’daki Elegez dağının eteklerine yerleşiyorlar. Yezidilerin burada 11 köyü bulunuyor. bu köylerden biri de Yeni Yol anlamına gelen R’ya T’eze’dir. Mirazê Celal bu köyde doğuyor. Aynı adla çıkan gazetede şiirler, yazılar yayımlıyor. Daha sonra gazetede çalışmaya başlıyor ve şimdilerde neredeyse tek başına çıkarıyor gazeteyi. Belgeselde bir şöyle bir cümlesi var Celal’in: “Bu gazete 100 yaşına girsin istiyorum, desinler ki, Kürtlerin 100 yıldır çıkan bir gazetesi var.”

Belgeseli hazırlayan Serdar Bayram, Lezgin Kâni ve Aylin Kızıl, belgeselle ilgili olarak, şunu söylüyorlar: “Seksen yılı aşkın bir süredir Ermenistan’da basılan, kısıtlı da olsa Gürcistan’a da ulaşan ve ücretsiz olarak dağıtılan R’ya T’eze’nin yıllar geçtikçe yalnızlaşan hayatı ile Mame Miraz ve Ermenistan’daki Kürtlerin yalnızlığı bir noktada ortaklaşıyor.”

PERİ SUYU VE BARAJLAR

Dersimli şair arkadaşım Fadıl Öztürk, her defasında söylerdi, “Perî Suyu Munzur kadar güzeldir” diye. Sonra bir gün bana şu dizeleri gönderdi:

“Peri Suyu,
hep akarak dünyanın defterine adını yazdırmış ırmağım
Çakıl taşları, yosun ve balıkların kendi dillerinden kurup içinde yaşadıkları o uzun cümlem
Gündüzleri saklanarak geceleri ortaya çıkıp saçlarını tarayan yıldız aynası göllerim
Dedemden bana miras, ninemin çınlayan kahkahaları, annemin dinmeyen gözyaşları
Söküp gelen günlerin sebebi, ansızın inmiş gecelerin kaygısı, geyiklerin suya indiği zamanım
Kıyısında büyüdüğüm ırmağım, barajlarla önü kesilen insan halim
Şarkılarla havalanan kuşların yorulduklarında konacakları omuz başım
Eğer bir gün küsüp giderse, yanağımdan akacak gözyaşım benim”

Bu dizelerden sonra Perî Suyu üzerine daha nasıl cümle kurulabilir ki?

Otobüsle Dersim’e giderken, bir yerden sonra eşlik eder insana Perî Suyu. Yol kıvrılır, su döner dolaşır ve siz gözünüzü alamazsınız ondan.

Serpil Polat işte bu güzel suyun hikayesini çektiği fotoğraflarla sunuyor bize. Suyun, insanın, insanı sudan uzak düşüren ve yalnızlaştıran barajların hikayesi var fotoğraflarda. Barajlar nedeniyle Perî Suyu etrafındaki birçok köy, köprüler, yollar sular altında. Barajı yapanlar sözlerinde durmamış, köprü yapmamış mesela. 4 kişilik aile açlık grevine başlayınca söz verilen körü ve yol yapılıyor.

AŞT sergi salonundaki fotoğraf sergisi, tarih bilgisini güncel tutuyor, güncel olana duyarlılık talep ediyor. 31 Aralık’a kadar Diyarbakır’da gezilebilecek sergi, 17-18 Aralık tarihinde ise İstanbul’da olacak.

Kaynak: Gazete Duvar   (Vecdi Erbay)

İlginizi çekebilir