Tanrıkulu Meclis’te yineledi: En büyük savaş araçlarının kullanıldığı bu harekata ne diyeceğiz?

Kuzey Suriye’ye yönelik askeri harekata ‘savaş’ dediği için hakkında fezleke hazırlanan CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, sözlerini Meclis Genel Kurulu’nda yineledi.

CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu’nun “savaş” ifadesi, TBMM Genel Kurulu’nda tartışmaya yol açtı.

Tanrıkulu, ifade özgürlüğünün sağlanması için sunduğu kanun teklifinin doğrudan Genel Kurul gündemine alınmasına yönelik önergesi üzerine söz aldı.

Kanun teklifinin amacını “ifade özgürlüğünün eksiksiz sağlanması” olarak açıklayan Tanrıkulu, “Türkiye’de şu anda ifade özgürlüğü yoktur; sınırlandırılmamış, tamamen yerle bir edilmiştir. Kimsenin, bu ortam içerisinde, muhalif bir görüşü ifade etmesinin zemini kalmamıştır; bu hem iktidar tarafından yok edilmiştir hem de yargı tarafından yok edilmiştir” dedi.

 ‘AĞZIMIZI AÇTIĞIMIZDA ARKAMIZDAN FEZLEKE GELİYOR’

Tanrıkulu, düşünce ve basın özgürlüğüne dair şu verileri paylaştı:

“Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütüne göre, basın özgürlüğü sıralamasında Türkiye 180 ülke arasında 157’ncidir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi önünde Türkiye, en fazla mahkûm olmuş ülkedir. Çağdaş Gazeteciler Derneğinin 2019 yılı verilerine göre, şu anda 142 gazeteci hapistedir, 3 binden fazla gazeteci işsiz kalmıştır. Son üç yılda, Cumhurbaşkanına hakaretten 3 bin 221 kişi mahkûm olmuştur. Bunun dışında, Terörle Mücadele Yasası’nın 7’nci maddesinden 2017 yılında 24 bin 585, 2018 yılında 19 bin 892 dava açılmıştır. Şu anda milletvekilleri olarak bizlerin dahi ifade özgürlüğü yoktur, ağzımızı açtığımızda arkamızdan direkt fezleke gelmektedir.”

ANKARA CUMHURİYET BAŞSAVCISI PARLAMENTOYA KAYYIM OLARAK ATANDI

Tanrıkulu, ardından konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Biz, iktidarın bize çizdiği sınırlar içerisinde, iktidarın kavramlarıyla konuşmak zorunda değiliz; hiç kimse değil. Herkes terörü, şiddeti övmemek kaydıyla düşüncelerini serbestçe ortaya koyma hakkına sahiptir ama bizlerin dahi milletvekili olarak konuşma özgürlüğümüz yok, bu kürsüde bile konuşma özgürlüğümüz yok. Bize, bu parlamentoya, kanun hükmünde kararnameyle Ankara Cumhuriyet Başsavcısı kayyum olarak atandı. Hangi milletvekili Türkiye’nin neresinde konuşursa konuşsun ertesi gün bir fezleke geliyor ve bir soruşturma başlatılıyor. Milletvekillerinin konuşma özgürlüğünün olmadığı bir ortamda yurttaşlar nasıl konuşacak? Demokrasi; ifade özgürlüğüyle gelişir. Muhalefet eleştiri özgürlüğüne sahip olmalıdır, iktidar da tahammüllü olmalıdır. Bugün herhangi bir operasyon konusunda veya bu savaş konusunda farklı bir düşünce ortaya koyduğumuz zaman, başta İçişleri Bakanı olmak üzere iktidar yetkilileri tarafından ‘hain’, ‘düşman’, ‘terörist’, ‘dış mihraklardan yana’ ilan ediliyoruz.”

YARGI MUHALEFETİ İŞLEYEMEZ HALE GETİRİYOR

Kendisi hakkında “savaş” dediği için açılan soruşturmayı hatırlatan Tanrıkulu, “Aynı düşüncede olmayabiliriz ama zaten ifade özgürlüğü bu değil mi? İktidar sizsiniz, güç sizsiniz; sizler bizi koruyacaksınız. Ama maalesef korumak bir yana, aynı zamanda sözlerinizle mahkûm ediyorsunuz. O sözlerden güç alan yargı, muhalefeti işleyemez hâle getirmeye çalışıyor. Sadece bu son bir hafta içerisinde, İçişleri Bakanının ifadesiyle, sosyal medya paylaşımı yapan ve bu operasyona ve savaşa karşı çıkan 500 kişi şiddeti övmediği hâlde, eleştirdiği için gözaltına alındılar, tutuklandılar” dedi.

Tanrıkulu’nun bu sözleri Meclis’te tartışma yarattı.

Meclis tutanaklarına yansıyan o diyalog şöyle gelişti:

OLCAY KILAVUZ (Mersin) – Savaş yok, savaş.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Numan Kurtulmuş da dedi ya, Numan Kurtulmuş da dedi.

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (Devamla) – Bakın, bizler sizlerin kavramlarıyla konuşmak zorunda değiliz, uluslararası hukukun kavramlarıyla, hukukun kavramlarıyla konuşmak durumundayız. 140 bin kişinin bir hafta içerisinde yerlerinden olduğu, 400 bin kişinin muhtemelen yerinden olacağı, her gün en büyük savaş araçlarının kullanıldığı bu harekâta ne diyeceğiz?

MÜCAHİT DURMUŞOĞLU (Osmaniye) – “Terörle mücadele” diyeceğiz. “Terörle ve teröristle mücadele” diyeceğiz.

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (Devamla) – Sadece bir mağaraya mı operasyon yapıyorsunuz? Ben “savaş” derim, siz “operasyon” dersiniz; ben “savaş” derim, siz başka bir şey söylersiniz.

MÜCAHİT DURMUŞOĞLU (Osmaniye) – Yok, öyle bir şey yok.

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (Devamla) – Bunları söyleme özgürlüğümüzü, ifade özgürlüğümüzü elimizden aldığınız ölçüde kendi haklarınızı kaybedersiniz, kendi tezlerinizle kaybedersiniz. Bizim ifade özgürlüğümüzün güvencesi iktidar olmak zorundadır ama şu anda iktidarın bir aygıtı hâline gelen yargı maalesef muhalefeti hapsetme durumunda. Bunu kabul etmek mümkün değil.

Kaynak: ARTI GERÇEK

İlginizi çekebilir