‘New York Dada’ Meselesi

Yirminci yüzyıl başının sanata karşı sanat yapan avangard hareketleri içinde en radikali ve isyankârı sayılan Dada, yekpare bir sanat akımı değil, özünü koruyarak çeşitli kentlerde farklı biçimlerde tezahür eden bir cereyandı. Dolayısıyla, Dada tarihleri çoğunlukla kentler birbirlerinden ayırt edilerek yazılır. Zürih, Berlin, Köln, Hannover, Paris diye giden fasıllara çoğunlukla bir de New York eklenir; hatta

L’Esprit Moderne ve Paris Kongresi

Maurice Barrès duruşmasını vesile ederek Dada’ya ahlaki kıstaslar getirme çabası hüsranla sonuçlanan André Breton, 1922 başlarında bir avangard dayanışması oluşturmaya girişti. İki yıl önceki Dada manifestosunda “Kübizm bir resim ekolüydü. Fütürizm bir siyasal hareket. DADA ise bir ruh hali. Onları kıyaslamak cehalet değilse bile özenti” demişti,[1] ama artık farklı düşünüyordu: “kübizm, fütürizm ve Dada, her şey

Dadacılar Çatışıyor

Birinci Dünya Savaşı’nın ertesinde Dada devrimci hareketlerle eklemlenmişti. Bir yandan Richard Huelsenbeck Berlin’de Dada’yı 1918 Alman Devrimi’ni destekleyen “politik bir silaha dönüştürmüştü”;[1] “Dada Alman Bolşevizmidir” diyordu.[2] Dadacıların 1919’da Berlin’de yayınladıkları kolektif Dada manifestosu devrimci birlik çağrıları yapıyordu. Tümü savaşın suç olduğunda hemfikirdi; devrimin eli kulağında olduğunu düşünüyorlardı. Hele Spartakistlerin öldürülmesinden sonra onların bayrağını devralmışlardı.[3] Diğer yandan Zürih’te

Paris’teki İlk Dada Sezonu

Henüz Zürih’teyken hem Dada’yı hem kendisini Paris’te tanıtmak için tam bir yıl boyunca uğraşan Tristan Tzara nihayet 17 Ocak 1920’de Paris’e gitti. Francis Picabia’nın evine yerleşmesiyle Littérature dergisi takımının onu ziyareti bir oldu. [1] Tzara, Paris’te Dada’nın çekirdeğini oluşturacak André Breton, Louis Aragon, Philippe Soupault ve Paul Éluard ile birlikte, ‘ilk Dada sezonu’ diye anılan beş aya altı gösteri,

Picabia, Tzara ve Zürih’te Son Dada Dergileri

Dada’nın Zürih dışına yayılmasındaki en önemli rolü Francis Picabia oynuyor. Picabia, Paris, Barselona ve New York’taki avangard çevrelerde gayet etkili bir sanatçı. Üstelik kendisini en erken dadacılardan biri gibi görüyor. 1917’de Barselona’da yayınlamaya başladığı ve 1924’e kadar sürecek 391 Dergisi, avangard hareketlerin uluslararası bir forumu sayılıyor. Tzara inatla Picabia’yı Zürih’e davet ediyor. Ve sonunda Picabia 1919 başında

Tristan Tzara ve Dada Manifestosu

Hugo Ball’ın ayrılmasından ve Galeri Dada’nın kapanmasından sonraki ilk suare, 23 Temmuz 1918’de Meise Salonu’nda düzenlendi. Tzara’ya adanmış olan bu suare “Tristan Tzara Suaresi” diye anılıyor. Tzara, ilerde Dada’nın kuruluş beyannamesi olarak yorumlanacak 1918 Dada Manifestosu’nu bu suarede sunuyor. Suare, Dada’nın baştan aşağı Tzara’nın yönetimine girdiğini vurgulayan gösterilerden oluşuyor. Zaten Tzara henüz 1 Haziran 1917’de

Otorite düşmanı, devrimci bir karnaval: Dada – Tarkan Tufan

Dada, enternasyonalist, milliyetçilik karşıtı, anarşist, kışkırtıcı, politik olarak aktif ve apolitik, kapsayıcı ve nihilistti, kübizmle yoğrulmuştu; her şeydi ama aynı zamanda hiçbir şey değildi. Otoriterliği reddediyordu. Köksüz ve vatansızdı; her türlü toplumsal bağnazlığa ve çürümeye düşmandı. Şair Tristan Tzara, “Dada’nın başlangıcı, sanatın değil, iğrenmenin başlangıcıdır” diyordu. Dada, 20. yüzyılın başlarında, bir grup Avrupalı yazar, sanatçı

Tzara ve Loos İlişkisi Üzerinden Sanat-Tasarım Dikotomisi – Murad Babadağ

Tekil bir şeyi iyi diye adlandırmak ve iyi olan bu şeyden hoşlanma duymak için, ilkin bu şeyin nasıl bir şey olması gerektiğini bilmemiz gerekir. Kant, Yargıgücünün Eleştirisi Bu metin, e-skop dergisinde 2016 yılında yayınlanmış olan Sanatın Tasarım Üzerine Düşen Gölgesi metninin devamı niteliğindedir. Temelde aynı mesele, bir başka açıdan ve bu kez Adolf Loos’un Tristan Tzara Evi başlıklı kitaptan esinlenerek kaleme alınmıştır.