Sonsuza dek yaşayacak iki ozan – Murat Meriç

Ruhi Su ve Victor Jara, sonsuza dek yaşayacak iki önemli ozan. Kenan Evren yargılanmadı ama çoktan unutuldu; Pinochet yargılandı ve artık sadece “zalim” olarak hatırlanıyor. Bu iki ozanın sesi dünyada yankılandığı sürece bu zalimlikler unutulmayacak ve iki halka çektirilenler kuşaktan kuşağa aktarılacak. Sadece Eylül’lerde değil, her dem. Ruhi Su ve Victor Jara, ülkelerinin sesini dünyaya

Âşıkların sözü kalır: Turgut Uyar üzerine… – Murat Meriç

Bundan 36 yıl önce, Turgut Uyar bu dünyayı terk etti. Memleketin en büyük şairlerinden. Her şey bir yana, ‘şair’ sıfatının yakıştığı insanlardan. Üzerine söz söylemek kolay, övgülere boğabilirsiniz ama müzik üzerinden ilerlemeye kalkarsak bir noktada tıkanırız çünkü ‘müzikli’ şiiri pek yok. Turgut Uyar, bestelenemez şairlerden. Onun için şiirinden yapılan az beste var. İlk akla gelenlerden

Bir şarkı, bir şiir: Sel ve göçmenler üzerine… – Murat Meriç

Memleket ahvali üzerine söz söylemek çok işe yaramıyor, her şey ortada. Yaşadıklarım, yazılarıma bir şekilde sirayet ediyor. Müzik üzerinden ilerlemek istiyorum ancak gündem buna izin vermiyor… 1986 yılında yayımlanan Yeni Türkü albümü ‘Günebakan’, dönemin karanlığını aydınlatan işlerden. Albümde ilk etapta dikkat çekmeyen, dinledikçe insanı derinden etkileyen şarkılardan biri, Derya Köroğlu’nun aynı adlı Necati Cumalı şiirinden

Virüs müzikle yayılmaz – Murat Meriç

Bırakın şarkılarımızı hep birlikte söyleyelim, bu bize moral olsun. Yasaklarla bir yere varılmaz. Çok istiyorsanız önlemleri artırın, insanların aşı olmalarını sağlayın, riski azaltın. Erikli’de 4-8 Ağustos tarihleri arasında yapılacak olan Trakya Müzik Festivali, Keşan İlçe Hıfzısıhha Meclisi tarafından Keşan ve Erikli bölgesinde meydana gelen vaka sayılarındaki artış gerekçe gösterilerek ertelendi. İleride bir tarihte yapılacağı öngörülüyor ama

Müzik ve gürültü meselesi üzerine… – Murat Meriç

Şarkılarımızı söyleyelim, susmayalım, susturmayalım yeter. Sonrası, sahiden güzel günler… Memleket gündemi her hafta değişiyor, kendimizi sürekli yeni bir tartışmanın içinde buluyoruz. Son mevzu, müzik. Bugün sonlandırdığımız haftanın başında yapılan açıklamada sokağa çıkma yasaklarının 1 Temmuz itibariyle kaldırıldığı söylendi ama “pandemi tedbiri” olarak alınan müzik çalma yasağının gece yarısından sonra süreceği söylendi. Her yer açılmışken, neredeyse

Yalnız kalma bu dünyada – Murat Meriç

İnsana, hayvana, çiçeğe, ağaca ya da kısaca söylersek herhangi bir canlıya saygısı olmayanların bir şeyleri değiştireceğine inanmak güç. Olmuyor. Yine de direnmek elzem. 1979 yılında enteresan bir 45’lik plak yayımlandı. Dönemin önemli şirketlerinden Yankı, “3 Şarkı” başlığıyla piyasaya verdiği bu plağın bir yüzüne Attila Atasoy – Ayşe Mine ikilisinin seslendirdiği “Hopşirinini”yi koymuş, arka yüzünü iki şarkıyla Dağhan’a

Dayanışma yaşatır – Murat Meriç

Müzik emekçilerinden yardımı esirgemeyin. Alacağınız tek bir bilet bile çok önemli. Son zamanlarda duyduğumuz en güzel cümlelerden biri bu: Dayanışma yaşatır. İki kelime ama içinde dünyalar gizli. Bildiğimiz bir şey bu, yeni değil. Kendi adıma var oluşumun koşullarından. Bundan sekiz yıl önce, tam da içinde bulunduğumuz günlerde bu küçük cümleyi sıklıkla tekrarlıyorduk. Gezi Parkı’na yapılan

Asrî zamanlar vakanüvisi: Ali Ekber Aydoğan’a saygıyla… – Murat Meriç

Almanya’da yaşayan Türkiyelilerin neredeyse bütün dertleri, Derdiyoklar’ın dilinden kalabalıklara ulaşmış. Bu anlamda, Ali Ekber Aydoğan’ı “asrî zamanlar vakanüvisi” olarak tarif etmek yanlış değil. 2018 yılını Berlin’de geçirmiş, bi’bak tarafından düzenlenen “Yerli Müzik” başlıklı seminerler dizisinde memleket tarihini şarkılarla anlatırken Almanya’da yaşayan Türkiyeli göçmenlerin yaptığı müziğin izini sürmüştüm. Rap ve rock bir yana, konuştuğum herkes tek

Erkan Oğur meselesi, kırgınlıklar ve kızgınlıklar üzerine… – Murat Meriç

Yaptıklarıyla bir değil birkaç kuşağı etkileyen, dinleyicilerinin kalbinde taht kuran ve bugüne kadar onları hiçbir şekilde hayal kırıklığına uğratmayan bir insan. Dikkat: Bugüne kadar… Kimi yazılar zor başlar. Bu da bunlardan biri. Neresinden tutup söze nasıl gireceğimi bilmiyorum. Yazmak istemediğim ama “yazmazsam içimde kalır” dediğim yazılardan. Şöyle anlatmaya çalışayım: Geçtiğimiz haftanın en büyük tartışmalarından birine

Grup Yorum tarihine katkı: Haziranda Ölmek Zor – Murat Meriç

Grup Yorum, şu anda baskıların ve baskınların hedefinde. Bu, ‘Haziranda Ölmek Zor / Berivan’ albümüyle başlayan bir süreç aslında. Bu anlamda, bu albüm, farklı bir kırılma noktası… Geçtiğimiz hafta, Kalan Müzik tarafından plak olarak basılan iki Grup Yorum albümü vesilesiyle topluluğun kuruluşuna uzanmış, iki kitaptan alıntılarla ilk albümleri “Sıyrılıp Gelen”in yayımlanma hikâyesini anlatmıştım. Bu hafta,