Mekân rızasız, zaman sahipsiz, kadın çaresiz değildir – Çilem Küçükkeleş

Besleme medya tarafından çok önemli ziyaret olarak adlandırılan ancak mazlumların dünyasında bir karşılığı olmayan AB yetkililerinin ziyareti bir protokol krizi olarak basına yansısa da toplum açısından ahlaki bir krizdi. Protokol uygulanan görüşmeler zaten topluma hiç benzemezler. Tamamen iktidar ilişkileri içinde şekillenir, katılanların sınırlarını belirler ve bu sınırlar her zaman erkeklere göre çizilirler. AB heyetinde yer

Şehir, Mekân; Edebiyat Evi – Şeyhmus Diken

Diyarbakır, entelektüel, edebi geçmişinden süzülerek gelen ayrıca son birkaç yıl içinde yaşanan onca tahribat, felaketten sonra yeniden soluk alınacak bir mekânla, Edebiyat Evi’yle buluşmuş oluyor. Hem yalnız Edebiyat Evi olarak değil! Yayıncılar Kooperatifi’nin Diyarbakır Temsilciliği ve Lis Kitabevi de içinde olmak kaydıyla. İbnül Emin Mahmut Kemal İnal; 1930 yılında yayınlanan “Son Asır Türk Şairleri” kitabında

Kadınlar kentteki güvensiz noktaları belirliyor

Melis Alphan BM Kadın Birimi’nin kampanyasıyla kadınlar yaşadıkları kentte kendilerini güvende hissetmedikleri yerleri haritada işaretleyecek, sonrasında bu bilgi ilgili belediye ile paylaşılacak. Dünyanın her yerinde, kadınlar ve kız çocukları sokakta, parkta, pazarda, iş yerinde, toplu taşıma araçlarında, yani kamusal alanda sözlü, cinsel, fiziksel, ekonomik ve psikolojik şiddete maruz kalıyorlar. 2010 yılında Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu

Yeniden inşa, Anı(t)sal Tahribat ve yüzleşme

İzleyicinin gözleri önünde yeniden bir tarih yazılıyor sanki; yarım bırakılmış, bir kısmı örtülü kazı alanında. Sanki yeni bir uygarlığın istilasına uğramış kent ve sıfırdan inşa ediliyor. Tüm kültürel bellek yok ediliyor. Ve sanki yok edilmiş bir kent yeniden canlanıyor. Yeniden inşa ediliyor, restore ediliyor, hatırlanıyor. Cennet Sepetçi “insan yaşadığı yere benzer o yerin suyuna, o

Beyoğlu’nda yeni bir ‘kültürel sığınak’: Vault 34 – Adem Erkoçak

Vault 34 hem düşünsel hem de eylemsel deneyimler sunan, bunları sadece sunmayıp katılımcılarını da bir süre sonra eyleyiciye dönüştürmek isteyen, kolektif bilinçle hareket edip sahip olunan birikimi paylaşan çok katmanlı ve çok kültürlü bir kültür merkezi. Beyoğlu’ndaki kültürel yok oluşu tersine çevirmeye çalışan bir oluşum ve hepimiz için bir “sığınak”… Beyoğlu ya da Taksim denildiğinde

Kadınların öznesi olacağı bir yer: ‘Mor Mekan’ açılıyor

adın Savunma Ağı, ataerkinin bir sistem olarak kurduğu baskıya karşı kadın kadına dayanışma göstermek ve feminist politikalar üretmek amacıyla “Mor Mekan” adıyla yeni bir yer açıyor. Savunma Ağı’ndan Fulya Dağlı, tüm kadınların üretime davet edildiği Mor Mekan ile birlikte kadınların öznesi olabileceği bir alanın var olacağını vurguluyor. Kadın Savunma Ağı, feminist politika üretmek ve kadınlarla

Bekarlık sadece bir medeni durum demek değil / Ceren Lordoğlu ile söyleşi

Ceren Lordoğlu ile İletişim Yayınları’ndan yeni çıkan İstanbul’da Bekar Kadın Olmak kitabı üzerine söyleştik. Kitabın İstanbul’da bekar kadın olmak üzerine; yani mekan, bekar kadınların hayatına baktığın bir çerçeve işlevi görüyor. Bu çalışmaya mekan ve bekarlık arasında nasıl bir ilişki kurarak başladın? Çalışmaya başlarken, bekar ve kiracı kadınların İstanbul’da konut kiralarken herhangi bir ayrımcılıkla, sosyal dışlanmayla

‘Kadın evden çıktığı anda endişe merkezi oluyor’

Selda Tuncer’in “Türkiye’de Kadın ve Kamusal Mekan: Toplumsal Cinsiyet, Modernleşme ve Kent Deneyimi” başlıklı doktora tezi kitap olarak basıldı. Tuncer, 1950-1980 döneminde Ankara’da yaşayan kadınların kamusal alan deneyimlerini anlatıyor. Yüzüncü Yıl Üniversitesi Sosyoloji Bölümü öğretim üyesi Dr. Selda Tuncer’in doktora tezi, “Türkiye’de Kadın ve Kamusal Mekan: Toplumsal Cinsiyet, Modernleşme ve Kent Deneyimi” (Women and Public