Yeniden ve yeniden Lenin – Masis Kürkçügil

“Vasiyetname” denen aslında Lenin’in parti kongresine hitaben yazılan son yazıları bu dönemin bilançosunu çıkarmak açısından o kadar önemlidir ki Uzaktan Mektuplar nasıl Şubat Devriminden sonra Pravda’da yayınlanmamışsa son yazılar da SSCB’de çeyrek asır yayınlanmamıştır. “Bir büyük adam, şahsi vasıfları tarihin büyük hadiselerine öz çehresini kazandırdığı için büyük değildir; devrinin büyük sosyal ihtiyaçlarına başka herkesten daha

Eğer Lenin yaşasaydı! – Mahir Sayın

Kazanmak için kendi değerlerinden vazgeçmek düşmanın senin şahsında kazanmasıyla da sonuçlanabiliyor. Spartacus da kaybetmişti ama hala kurtuluşun sancağı olarak dalgalanmaya devam ediyor! Bazen da “galiptir bu yolda mağlup olanlar!” Onlar mağlup olurlar ama yere düşürmedikleri değerleri geleceğin zafer sancakları olurlar. Tarihi sadece liderlere bağlı olarak açıklamaya çalışmak gelişimi tersinde görmek gibi bir şeydir. Kişinin kendine

Eko-Leninizm için

ÇEVİRİ – Jacobin’in Andreas MALM ile yaptığı röportajı Cengiz ONUR çevirdi: Lenin’in anarşizmi eleştirmekte haklı olduğuna inanıyorum. Olağanüstü durumlarda devletin gitmesini basitçe arzulayamayız. Başlı başına devletin müdahalesi olmadan fosil yakıtlardan yenilenebilir enerjilere geçişin nasıl olabileceğini tasarlayabilmek zordur. Astrid Zimmermann’ın Andreas Malm* ile yaptığı röportaj Almanya’da yayımlanan Jacobin Dergisi‘nin 2.sayısında çıktı ve internette (https://jacobin.de/artikel/klimabewegung-klimawandel-malm-okoleninismus-corona-krise/) 15.09.2020 tarihinde yayımlandı. *İklim

Çin Kültür Devrimi: Devrim içinde devrim yapmayı göze almak – Metin Kayaoğlu

Kültür Devrimi, yeni bir uygarlık yaratma hedefi bakımından elbette başarısız olmuştur. Bu menzile zaten erişilemezdi. Ama bu hedefin kitleler tarafından eylemli olarak benimsenmesi başlı başına bir kazanımdır. Çin Komünist Partisi’nin resmi tarihinde 10 Kasım 1965’te başlatılan, fakat bu tarihi geriye ve beriye çeken yaklaşımların da gayet meşru olduğu ve Çin Halk Cumhuriyeti’ni en az dört

Ekim Devrimi’nin 103. Yıldönümü dolayısıyla Alexandra Kollontai – Sevil Kurdoğlu

Ama kadınların savaşacağı daha çok şey var: evrensel toplumsal eşitlik, sağlık, çocuk bakımı ve eğitiminin toplum/devlet tarafından üstlenilmesi, şiddetin ortadan kalkması, gerici önyargı-gelenek-görenek ve alışkanlıklarla kararlı kamusal mücadele. 1872’de doğan ve dünyanın ilk kadın bakanı ve üçüncü büyükelçisi olan Alexandra Kollontai’ın annesi Finlandiya’lı zengin bir toprak sahibi ve kereste tüccarının kızı, babası ise Çar’ın ordusunda

Ekim Devrimi: İşçilerin insanlığa sunduğu kurtuluş şenliği – Ertuğrul Kürkçü

Ne zaman darda kalsak, dönüp Sovyetleri Kışlık Saray’a götüren 7 Kasım’daki ayak izlerine, onların gösterdiği istikamete bakacağız.   “İkinci Bütün-Rusya İşçi ve Asker Sovyetleri Temsilcileri Kongresi açıldı […] İşçi, asker ve köylülerin büyük çoğunluğunun iradesine ve Petrograd’daki işçilerin ve garnizonun muzaffer ayaklanmasına dayanan Kongre iktidarı kendi ellerine alıyor. “Geçici Hükümet devrildi. Geçici Hükümet üyelerinin çoğunluğu

İlerici Enternasyonal dünya gericiliğine karşı duvar olabilir

Kendisini eylemli olarak ortaya koyan feminizm ve ekoloji mücadelelerini içermeyen, yeni bir dünya ve buraya gitmeyi arzulamayan bir enternasyonal artık düşünülemez; bu bileşenleri eşit kabul etmeyen bir işçi sınıfı öncülük edecek kendi kitlesini bile bulamaz. Milimetrenin on binde biri büyüklüğündeki SARS-CoV-2 virüsü dünyayı kasıp kavurmaya başlamadan önce ABD ve AB 2008 krizinden kurtulamadıklarını kabul ederek

Lenin Yaşıyor!

21 Ocak 1924 yılında hayatını kaybeden Lenin’in ölümünün 96. yılı bugün. Gerçek adı Vladimir İlyiç Ulyanov, çarlığın ağır baskı koşulları altında gizli çalışmanın gereği olarak kullandığı kod adı Lenin. 14 Ocak 1918’de Franz Kaplan adındaki bir sosyalist devrimci Almanya ile yapılan barış anlaşmasının mimarı olduğu için Lenin’e suikast düzenledi. Üç kurşunla yaralandı Lenin.  Hayati tehlike

Yoldaş seni anacağız! – Mustafa Kemal Ersöz

“Kaypakkaya’nın tespiti keskin, uzlaşmaz ve yıkıcıydı: Komünist olmanın ilk ve temel adımı Kemalizm’in reddedilmesiydi. Kemalizm ve ulusal sorun TC’nin iki ana kolonu olagelmişti ve Kaypakkaya bu iki ana kolona vurarak, devrimci bir çıkışın olanaklarını, devrimin imkânını aramıştı.” 1973 yılının Mayıs ayının 17. gecesini 18. sabahına bağlayan saatlerde biz devrimcilere, sosyalistlere nereden, kimden geldiğimizi hatırlatan, yolumuzu

Bülent Diken: Devrim yok isyan var

İsyan, yarın ne olacak diye düşünmez, böyle bir derdi yok. Devrim fikri daha sistematik ve tekniktir. İsyan ve benzer hareketleri azımsamıyorum. Sadece geldiğimiz noktada partizan, devrimci figürünün olmadığını söylüyorum. Son iki yüzyılın en önemli kavramı – devrim – piyasadan çekilmiş gibi. Sözlüklerde yok, kimse konuşmuyor bu kavramın ne olduğunu. Bir çok ülke olağanüstü hal yasalarıyla