Devlet büyürken, kamusallık hızla tasfiye ediliyor – Mustafa Durmuş

Belediyelere kayyım atamaları, lebaleb doldurulan iktidar partisi kongreleri, İstanbul Sözleşmesi’nden geri çekilme, devlet memuru olacaklara ilişkin derinleştirilmiş yeni güvenlik soruşturması zorunluluğu, 6 milyon yurttaşın oyunu alan HDP’nin kapatılması istemi, Ömer Gergerlioğlu’nun milletvekilliğinin düşürülmesi, ortaokul ve liselerde yüz yüze eğitimlerin hala başlatılamaması ve üniversitelerin kapalı tutulması, buna karşılık Boğaziçi üniversitesinin fiilen polis tarafından abluka altına alınması,

‘Liceli olduğum için sınavlarda hep elendim’

Diyarbakır Lice doğumlu Mesut Çaytaş, üniversiteden mezun oldu. Kamuda 14 ayrı uzmanlık sınavını dereceyle geçti. Ancak mülakatlarda bir türlü ‘başarılı’ olamadı. Diyarbakır Lice doğumlu Dokuz Eylül Üniversitesi Maliye mezunu olan Mesut Çaytaş, kamudaki 14 ayrı uzmanlık sınavının yazılı bölümünde başarılı olmasına karşın, sözlü mülakatlarda “başarısız” sayılarak elendi. Girdiği KPSS’lerde 46 ve 162. olarak derece yapan

Türkiye’de kamusuzlaşma ve yurtsuzlaşma – Dinçer Demirkent

Ağır insan hakları ihlalleri hiçbir zaman eksik olmadı bu ülkede ama eskiden “bir şey”di. 12 Eylül’ün ardından Kenan Evren’i Türkiye’de cezaevlerinde işkence yoktur yalanını söylemeye iten, Emin Çölaşan’ı Mamak Cezaevi’nin erdemlerini anlatmak zorunda hissettiren ‘bir şey’ vardı örneğin. Açlık grevleri gibi konularda hep devrede olan entelektüeller, sanatçılar, kamusal figürler vardı örneğin, Yaşar Kemal’i nasıl unutabiliriz

“VERGİ MÜKELLEFİNİN PARASI” MI, “KAMUNUN PARASI” MI? – Mustafa Durmuş

Vergileme alanında çok sık kullanılan bir kavram var: “Vergi mükellefinin parası”. Amerikan filmlerinde de sıklıkla bu söz kullanılır. Devletle karşı karşıya kaldığında Amerikalı söze genelde : “I am a taxpayer” yani “ben bir vergi mükellefiyim” diye başlar ve haklarını ve taleplerini bu zemin üzerinden sıralar. Yani vergi ödeyen bir yurttaş olarak ekonomik ve demokratik haklarının,

Kamunun Ütopyası, Ütopyanın “Kamu”su – Cengiz EKİZ

“Kamu”s-u İdare: Sefaletin Felsefesi Ne kadar ümitsiziz; yorgun, bitkin ve çaresiz… Aydınlanmanın yüzyıllar önce salgıladığı tüm iyimserliği, cesareti, insanlık nasıl oldu da, şu kısacık ömürde tersine çevirdi? Soru çok ağır, belki bir tek cevabı yok. Misal “halkız biz yeniden doğarız ölümlerde…” fakat halk kim, Dahası “kamu” kim, kimler, kimin kamusu? Yoksa herkesin kamusu kendine mi?

Neoliberal Otoriterleşme, Devletin Şirketleşmesi ya da Şirket-Devlet: Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi – Selime Güzelsarı

Yirminci yüzyılın son çeyreğinde ekonomik ve siyasi krize karşı “çözüm” olarak sunulan neoliberalizm ve neoliberal politikalar doğrultusunda toplumsal, siyasal, ekonomik alanlarda yaşanan hızlı ve muazzam bir dönüşüme tanıklık ediyoruz. Bütün kapitalist ülkelerde devlet eliyle sunulan kamusal hizmet alanları dâhil olmak üzere emeğin bütün varlık alanlarında ve bütün kazanılmış haklarında “kamu yönetimi reformları” adı altında yapılan

Kıdem tazminatı ve kamuda esnek çalışma yine masada

Resmi Gazete’de yayınlanan 2019 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı’na göre, önümüzdeki yıl bireysel hesaba dayalı bir kıdem tazminatı sistemi hayata geçirilecek. Ayrıca kamuda esnek çalışma modeli uygulanacak. Hükümet, bir kez daha mevcut kıdem tazminatını değiştirmek için harekete geçti. Resmi Gazete’nin bugünkü mükerrer sayısında yayımlanan “2019 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı”na göre birçok alanda yeni düzenlemelere gidilecek. Cumhurbaşkanlığı 2019

Erdoğan’dan ‘tasarruf ve yatırım’ genelgesi

Erdoğan: Tasarruf tedbirleri kapsamında zorunlu haller dışında 2019 Yılı Yatırım Programı’na yeni proje alınmayacaktır. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın, “2019-2021 Dönemi Yatırım Programı Hazırlıkları” ile ilgili genelgesi Resmi Gazete’de yer aldı Genelgede Erdoğan, “Kamu yatırımlarına ayrılan kaynakların önümüzdeki dönem için hedeflenen politikalara azami oranda katkı sağlayacak şekilde tahsisi ve verimli kullanımı temel ilkemiz olacaktır. Proje bazında ödenek

Enerji de güvenliği de şirketlere

Kamusal bir hizmet olması gereken enerji üretimi ve dağıtımı pahalı bir meta haline getirilerek şirketlere devri sağlanmıştır. Şirketlerin ise, elektrik ücretinin 3 misli faturalar çıkararak halkı açıkça soymakta olduğu görülmektedir Enerjinin özelleştirilmesiyle birlikte kamu elindeki enerji santralleri ya kalmadı ya da çalıştırılmamakta ve yedek güç olarak değerlendirilmektedir. Kamu elinde kalan az miktarda santrallerin defalarca özelleştirmeye

Hazine arazileri kimlere?

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile Tarım ve Orman Bakanlığı işbirliği ile Hazine arazilerinin kiralanacağı açıklandı. Açıklamada, yerli üretiminin artırılması için ağaçlandırma, hayvancılık ile tıbbi, aromatik bitkiler ve süs bitkilerinin yetiştirilmesine ilişkin 64 ilde 41,7 milyon metrekare Hazine arazisi kiralanacağı belirtilirken bu arazilerin çiftçilere dağıtılacağına köylüler şüpheyle bakıyor. Bu kiralamanın köylerde yaşayan çiftçilere yönelik olduğu belirtilmesine