Rüyaların Peşinde: Van Gogh ve Japonizm – Hans Belting

Şubat 1888’de Van Gogh hayal kırıklıkları içinde Paris’i terk ederek yeni bir hayata başlamak üzere Fransa’nın güneyine taşındı. Arles’a geldikten birkaç gün sonra, kardeşi Theo’ya “Sanki Japonya’daymışım gibi hissediyorum,” diye yazacaktı. Bir süre sonra yazdığı bir başka mektupta ise kendini daha açık biçimde ifade etmişti. Tek kelimeyle “empresyonistler” diye adlandırdığı diğer sanatçıların, Japon resminin etkilerini

Çağdaş Sanat–Etnik Kimlik – Hans Belting

Modern sanat çifte bir dışlama üzerinden tanımlanıyordu. Bir defa, bu, net ve korunaklı sınırlar dahilinde tutulan Batı sanatına mahsus bir paradigmaydı. “Sanat yapmak”, “modern sanat yapmak”la eşanlamlıydı. Bu düsturu benimsemeyen sanatçıların eserleri sanattan sayılmıyordu. Dahası, Batı dışında yaşayan sanatçılar modern sanat yapsalar bile resmî sanat tarihi saflarına kabul edilmiyorlardı. İşte bu yüzden, günümüzde dünyanın geri

Çağdaş Sanat Müzeleri – Hans Belting

Dünya sanat tarihi, bir söylem ya da anlatı olarak, yaşı  ve menşei ne olursa olsun her tür sanatı ele almaya uygun bir yöntem olduğu iddiasındadır. Çağdaş sanat olarak arz-ı endam eden küresel sanat ise bambaşka bir meseleyi gündeme getirir. Sorulması gereken soru şudur: Günümüzün küresel sanatı hâlâ sanat-tarihsel bir akıl yürütmeye izin veriyor mu; yoksa,

Çağdaş Sanat/Küresel Sanat – Hans Belting

İlk emarelerinin ortaya çıkışının üzerinden yirmi yıl geçtikten sonra, 20. yüzyılın sonlarında Zümrüdüanka kuşu misali modern sanatın küllerinden doğan ve modernitenin el üstünde tuttuğu ilerleme ve hegemonya ideallerine meydan okuyan küresel sanatın doğasını ve amacını tartışmanın vakti geldi artık. Dünya politikasının ve ticaretinin 1989’da girdiği yeni dönemeçle beraber sanat üretiminin dünya geneline yayılması sonucunda, uzun