Heykel mevzu ya da soyut düşüncenin imhası – Hakkı Yırtıcı

Bir anıtın temel işlevi iletişimdir. İletişimden kastedilen, anıtın bir olayı temsil etmesidir. Bu bağlamda anıt ile temsil ettiği arasında bir gösteren gösterilen ilişkisi vardır. Ancak gösteren ile gösterilen ilişkisi sanıldığı kadar sorunsuz değildir. Aradaki ilişki yani gerçekliğin kendisi soyut ya da somut biçimler, metaforlar ve metonimiler ile yok olabilir, ortaya nihayetinde indirgenmiş bir temsil biçimi

AVM’ler açılırken, bir hapishaneden diğerine – Hakkı Yırtıcı

AVM’lerin açılması ile beraber haftalardır kapalı kutularda hapis olduğumuz evlerden, şimdi başka hapishanelere koşacağız gibi duruyor. Ama belki de bu sapkın alışveriş kültüründen vazgeçmenin zamanı çoktan gelmiştir. Haftalar süren korana virüsü kısıtlamaları nihayet kademeli olarak kaldırılıyor. Hükümetin ilk aklına gelen, salgın Türkiye’de görüldükten hemen sonra kapatılan AVM’leri tekrar açmak oldu. Bilim Kurulu üyeleri bile “Keşke

Bekçi: Seyyar panoptikon – Hakkı Yırtıcı

Şimdi sokaklarda, gece karanlığında koyu renk kıyafetleri ile seyyar panoptikonlar geziniyor. Neyin şüpheli olup olmadığına onlar karar verecekler. Bir akşam, arkadaşlarınızla içmişsiniz, hep beraber neşeli bir şekilde sohbet ederek evinize dönüyorsunuz. Kaç desibelin çevredekileri rahatsız edeceği kararı onlara ait. Bu keyifli anınızda birden şüpheli durumuna düşebilirsiniz… Kentin makroformuna bakıldığında, yol-sokak gibi çizgiler, parsel-ada gibi doluluklar

Kariye ancak tarihin olabilir – Hakkı Yırtıcı

Kariye için artık ne cami ne de kilise diyebiliriz. Yüzyıllar önce insanların kendi varlıkları üzerine ne düşündükleri, evreni nasıl algıladıkları hakkında bir “kitap yapı” olmuş. Bu nedenle dünyaca ünlü, bu nedenle uluslararası gezi rehberlerinde mutlaka ziyaret edilmesi gereken yerler arasında gösteriliyor, bu nedenle her yıl yüz binin üstünde turist ziyaret ediyor. Türkiye’de din ve onun

Eminönü balıkçıları: Hayat kadar gerçek – Hakkı Yırtıcı

Eminönü balıkçıları, yurtdışı gezi kitaplarında “muhakkak uğranması gereken yerler” listesindeymiş. Ne diyeyim, popülizm, oryantalizm ya da kitsch’in dayanılmaz cazibesi. Üniversitede iken (30 yıl öncesinden bahsediyorum) canımız balık çektiğinde Eminönü’ndeki şu anki balık-ekmekçilerin bulunduğu yere giderdik. Öğrencisin; cepte fazla para yok; tek adres orası. Ama şimdiki halinden çok farklı idi. Tekneler, bildiğin küçük balıkçı tekneleri. Öyle

Kentleşme ile demokrasi arasında güçlü bir bağ var

AKP döneminde Maden Kanunu’nda yapılan düzenlemeyle 1’inci derece SİT alanları dahil dağ, taş, orman ve aklımıza gelebilecek tüm bir doğa resmen maden sahası ilan edildi. Yine aynı AKP zamanında 2 milyar 350 milyon metrekarelik alan betona dönüştürüldü. “Modern bir dünyada mekan-insan ilişkinin sağlıklı bir şekilde kurulması, ancak toplumun demokratik ilkelerle yukarıdan aşağı değil, aşağıdan yukarıya

Şehir hastaneleri: Hasta üreten fabrikalar – Hakkı Yırtıcı

Şehir hastaneleri metrekarelerle, adetlerle, içlerinde kaçar tane ne olduğu ile, aynı anda kaç kişiye hizmet edecekleri ile sunuluyorlar. Hepsi de baş döndürücü büyük rakamlar. Yapıların kendilerine bakıldığında görkemli duruyorlar. Belki bu büyüklük bazılarına güven verebilir ama gerçek hiç de öyle değil. Herhangi bir yerim ağrısa, önce yıllardır ilaçlarımı aldığım eczaneye, Fevzi Abi’ye giderim. Basit bir

Totaliter kitsch’in inşaası – Hakkı Yırtıcı

AKP, iktidarı boyunca bir önceki hakim kültürü geriletmiş olabilir ama kendi hakim kültürünü, bu kültürün entelijansını, düşünürlerini, sanatçılarını yetiştirdiğini söylemek de zor. Daha çok Osmanlı’nın şanlı ve güçlü olduğu varsayılan mitleştirilmiş bir dönemine gönderme yapan ve son zamanlarda buna milliyetçiliği de eklediği yüzeysel ve dar bir kültürel çerçeve ile yetiniliyor. Uzunca zamandır dinozor heykelli parklar,