Kurguda Deneysellik ve Ötesi – Gamze Haklı Geray

Absürdizm, dadaizm, gerçeküstücülük, büyülü gerçekçilik, yeni roman, kübizm gibi akımlar, deneysel düz yazının görsel kuzenleri olarak bilinir. Geleneksel sanat gerçekçilik ile doludur, oysa deneysel türler gerçekçiliği alır ve onu gerçekçi olmayan, alışılmadık yaratıcı biçimlere dönüştürür. Çiçeği burnunda bir kurgu yazarının en başlarda sığınabileceği güvenli bir limana daha fazla gereksinimi olduğu söylenir. Bir anlamda, yalın ve

Borges’in Geceleri – Gamze Haklı Geray

Borges’deki Schopenhauer anlayışı, onun neyin gerçek, neyin hayal olduğunu düşünmesine sebep olmuş, kurgu ve denemeleri arasındaki sınır çizgiyi de bilinçli olarak bulanıklaştırmıştır. Başlangıçta sonsuz hükmü ile kaos varmış. Karanlık, aydınlığa bir veda değil geçici olarak ışığın yokluğuna veya kesintiye uğramasına referansmış. Yıllarca yazarlar ışık ve karanlık kavramlarının ayırımı ve zıtlıkları konusunda metinlerinde farklı oyunlar kurdular.

Gaudí’nin Evrensel İlhamı ve Doğa ile Yaratıcı Sözleşmesi – Gamze Haklı Geray

Gaudí, doğada düz çizgiler veya keskin köşeler olmadığını söylemiştir. Bu sebeple binalar ve yapılarda da düz çizgiler ya da keskin köşeler bulunmamalıdır. “Doğadan gelmiyorsa hiç bir şey sanat değildir” demiş, eşsiz Katalan mimar, sanatçı ve tasarımcı Antoni Gaudí. Barselona’ya gidip mimarlığından ve tasarımlarından etkilenmeyen, gitmemiş bile olsa, eserlerini öğrenip ilhama kapılmayan yoktur sanıyorum. Etkiledikleri arasında