G Dergisi

Birinci Dünya Savaşı’nın ve Dada’nın öncesinde dadacıların önemli bir kısmı ekspresyonizmle haşır neşirdi.[1]  1920’lerde Dada avangard sahnesini terk ederken, bu kez de konstrüktivizmle iç içe geçti, ardından sürrealizme evrildi. Dada’yı tarihselleştirenler, Tristan Tzara’nın propaganda becerisi dolayısıyla Dada’nın Paris faslını ve onun mirasını devralan sürrealizmi öne çıkarınca,[2] Dada’nın konstrüktivizmle ilişkisi de ikinci plana atıldı. Oysa bu yıllarda