Küresel sermaye, yerel emek – Hüseyin Şengül

Emeğin serbest dolaşımı talebi, sermayenin serbest dolaşımının karşılığı olarak isteniyor. Öyle ya; sermayenin böyle bir hakkı varsa, emeğin de olmalı. Emek neden serbest dolaşım hakkı istiyor? Bunun tek ve haklı bir cevabı var: Daha iyi yaşamak için!  Fotoğraf: Kahve ayıklayan işçiler / Canva 1980’lerde kapitalizm önemli bir aşamaya ulaştı. Aşama ya da değişimin adına küreselleşme

Kapitalizm emperyalizm üretmeden, emperyalizm savaşsız, hegemonya düşmansız yapamaz…

“Bütün eylemimiz emperyalizme karşı bir savaş narası ve insan soyunun büyük düşmanı ABD’ye karşı halkların birliği yönünde hararetli bir çağrı niteliği taşıyor.” Ernesto Che Guevera* Kapitalizm varlığını büyümeye borçludur. Büyümek, genişlemek, yayılmak, derinleşmek bir ‘tercih sorunu’ değil, zorunluluktur… Sistemin mantığında içerilmiş bir temel eğilimdir. Başka türlü söylersek, büyüme veya yok olma ikilemi söz konusudur. Büyüme-yayılma-genişleme

“Liberal” emperyalizm — Ergin Yıldızoğlu

Biden yönetimi, dış ilişkilerde ABD liderliğini restore etme projesinde “liberal enternasyonalizm” ilkesinde iki düzeltme yapmaya hazırlanıyor. “Liberal enternasyonalizm” (küreselleşme), bu kez ABD’de “orta sınıfların” refahını da hesaba katacak, gerektiğinde, ticaret ve yatırım alanlarında “korumacı” uygulamalara başvurabilecek. İkincisi: ABD liderliğinin restorasyonuna ve ABD’de orta sınıfların refahına katkı yaptığı oranda, “liberalizminin”, “demokrasisinin” sınırları daralmış ülkelerle de işbirliği

Endüstriyel tarım ve tabiatın tahribi (3) – Cengiz Onur

Henüz tarımın dünya çapında ne zaman bitebileceğini/çökebileceğini tahmin etmek mümkün değildir. Fakat şu anda süregelen bütün gelişmeler ve veriler göstermektedir ki, bu kaçınılmaz sona hızla yaklaşılmaktadır. Birleşmiş Milletler’e (BM) ait Gıda ve Tarım Örgütü FAO’nun (Food and Agriculture Organization) son dünya tarım raporu(1), gündemdeki pandeminin ezici ağırlığı altında haber olamadı. Halbuki bu rapor, pandeminin yarattığı

‘68’linin cebindeki kızıl kitap – Aydın Çubukçu

“Büyük Proleter Kültür Devrimi”nin, Mao’nun parti içindeki muhalifleri temizlemek için başvurduğu kitlesel bir güç seferberliği olduğu, bu parti içi siyasal hedefi bile gerçekleştiremediği ölümünden sonra apaçık görüldü. ‘60’lı yılların ikinci yarısından itibaren toplumsal muhalefetin sivri ucu haline gelmiş olan Türkiye öğrenci hareketi, üniversitelerde boykot ve işgal eylemlerinin yanı sıra, Amerikan emperyalizmine karşı hemen her gün

Çin Kültür Devrimi: Devrim içinde devrim yapmayı göze almak – Metin Kayaoğlu

Kültür Devrimi, yeni bir uygarlık yaratma hedefi bakımından elbette başarısız olmuştur. Bu menzile zaten erişilemezdi. Ama bu hedefin kitleler tarafından eylemli olarak benimsenmesi başlı başına bir kazanımdır. Çin Komünist Partisi’nin resmi tarihinde 10 Kasım 1965’te başlatılan, fakat bu tarihi geriye ve beriye çeken yaklaşımların da gayet meşru olduğu ve Çin Halk Cumhuriyeti’ni en az dört

Ekim Devrimi: İşçilerin insanlığa sunduğu kurtuluş şenliği – Ertuğrul Kürkçü

Ne zaman darda kalsak, dönüp Sovyetleri Kışlık Saray’a götüren 7 Kasım’daki ayak izlerine, onların gösterdiği istikamete bakacağız.   “İkinci Bütün-Rusya İşçi ve Asker Sovyetleri Temsilcileri Kongresi açıldı […] İşçi, asker ve köylülerin büyük çoğunluğunun iradesine ve Petrograd’daki işçilerin ve garnizonun muzaffer ayaklanmasına dayanan Kongre iktidarı kendi ellerine alıyor. “Geçici Hükümet devrildi. Geçici Hükümet üyelerinin çoğunluğu

Siyaset bilimci Güneş: Emperyalizmin kumaşı Kürtler ve Filistinlilere uymadı

Kürtlerin ve Filistinlilerin verdikleri mücadelelerle küresel güçlerin kıskacındaki Ortadoğu’nun mevcut idari, siyasi haritasını zorladığını belirten Doç. Dr. Hakan Güneş, “Bu halkların varlıkları ve gerçeklikleri emperyalizmin gerçekliğiyle örtüşmüyor” dedi. Ortadoğu’da son yüzyılı kana bulayan kriz ve çatışma halini derinleştiren kapitalist güçler ile onların yerel işbirlikçilerinin bölge üzerinde oynadığı oyunlar sürüyor. “Barışı getireceğiz” iddiasıyla bölgeye müdahalelerde bulunan

Suriye, Libya, Yunanistan, Ermenistan… Ne oluyor? – Ümit Akçay

Günümüzde, Soğuk savaş sonrasında ve 2000’lerde canlı olan ‘demokratikleşme’ ve serbest piyasanın gelişmesi ikilisini savunan ‘merkez’ güçler giderek zayıflıyor. Kısacası, Türkiye gibi ülkelerin dış politika aktivizminin artması, ekonomik ve siyasi boyutları olan küresel ara rejimin tipik bir özelliği olarak görülebilir. 2018’deki rejim değişikliği sonrasında Türkiye’nin dış politika ‘aktivizmi’ gözle görünür bir şekilde arttı. Artan bu

Yüksek kur sömürüyü artırıyor – Mustafa Durmuş

Geldiğimiz nokta itibariyle, Türkiye toplumu olarak ekonomik, sosyal, politik, ekolojik ve kültürel anlamda tam bir çoklu çöküş halindeyiz. Bu çöküşle birlikte ülke hızla çağdaş demokratik değerlerinden uzaklaşıyor, giderek daha fazla Orta Çağı çağrıştıran gerici uygulamalarla karşılaşıyoruz. Döviz kurundaki hızlı yükseliş bu aralar ekonomideki tartışmaların odağında yer alıyor. Özellikle de son bir haftada gerçekleşen kur artışlarının