Marksizm ve Sanat Tarihi – Jean-Michel Palmier

Nicolas Hadjinicolaou’nun projesi öylesine geniş ki, Sanat Tarihi ve Sınıf Mücadelesi[1] adlı çalışmasını okumayı bitirdiğimizde, kitapta sorulan birçok sorunun yanıtsız kaldığı veya verilen cevapların bizi tatmin etmekten uzak olduğu izlenimini edinsek de bundan dolayı kendisine kızamıyoruz. Sanat tarihini tarihsel gelişimi içinde incelemeyi, bu tarihin hangi ideoloji tipine tekabül ettiğini anlamayı, kullanılan yöntemin ve önvarsayımlarının nasıl durmaksızın egemen

Çernobil İçin On Tez – Günther Anders

Sona erişin zamanlarında yaşayan değerli çağdaşlarım! Çünkü biz tam da buyuz, sonun zamanının çağdaşlarıyız ve görevimiz zamanın sonunun çağdaşları olmamak, ki sonun zamanıyla ilgilenmeye devam edebilelim. Atomik tehlike üzerine bundan önce iki tez dizisi daha önermiştim. İlkini 1957’de Frankfurter Allgemeine Zeitung yayınlamayı kabul etmişti; bugün artık böyle şeylere bulaşmak istemez. İkincisini 1959’da Hiroşima’dan dönüşümde Berlin Özgür Üniversite

Georg Lukács’la Söyleşi – Naim Kattal

Aşağıdaki metin, Naim Kattal’ın Lukács’la 1 Aralık 1966’da yaptığı, Lukács: Revenir au concret başlığıyla yayınlanmış söyleşidir. Dairesi, Tuna Nehri’ne bakan bir apartmanın son katında. Duvarlar kitaplarla örülü gibi. Rastgele bakıyorum: Hegel’in ve Marx’ın toplu eserleri. Çalışma masasında yine kitaplar, Macarca, Almanca ve Fransızca dergiler. On yıldır çalışmalarını burada sürdürüyor Lukács. Imre Nagy hükümeti döneminde Kültür Bakanlığı yaptığını

Guy Debord veya Gösteri, Meta Fetişizminin En Yüksek Aşaması – Daniel Bensaïd

Kendi sınırlı militan gücünün ötesinde sitüasyonizm ve merkezî siması Guy Debord 1960’larda zamanın ruhuna renk kattı ve 1968 hareketi üzerinde dağınık fakat önemli bir entelektüel etki yarattı. Debord’un 1967’de yayınlanan Gösteri Toplumu kitabı tüketim toplumunun, kentsel yabancılaşmanın ve genelleşmiş meta fetişizminin eleştirisinin geliştirildiği öncü metinlerden biri olarak okunabilir. 1931’de Paris’te doğan Guy Debord, Isidore Isou tarafından kurulan

Kültür Endüstrisi: Adorno, Benjamin, Kracauer – Enzo Traverso

Adorno’nun kültür endüstrisi teorisi, tüketim kültürünün gelişimi, Batı Marksizminin doğuşu ve avandgardların estetik modernizminin ortaya çıkışının damgasını vurduğu ve arka planda muhafazakâr amaçlarından kurtulmuş bir Kulturkritik’ten miras kalan romantik antikapitalizmin bulunduğu bir bağlama oturur. Bu eleştirel düşüncenin soykütüğündeki başlıca aşamalardan biri, Weimar kültürünün iki önemli simasıyla yürüttüğü tartışmadır: Walter Benjamin ve Siegfried Kracauer. Yönetim Toplumu ve Aura’nın

Kültürel Kapitalizmin Geek Aşaması – Irène Pereira

2011’den beri video oyunları 52 milyar avroluk bir ciroyla dünya çapındaki birincil kültür endüstrisi haline geldi. Bu, kültür endüstrilerinde “Geek” adıyla anabileceğimiz yeni bir aşamaya geçildiğinin işareti. Kültürel Ürünlerin Üretiminde Yeni Bir Evre Geek kültürü, ergenlik çağındaki gençlere dönük olarak kültür endüstrileri tarafından üretilen ürünler bütününü tarif eder. Popüler temsilde bir geek, zamanının önemli kısmını internetin sanal

Sanat, Siyaset ve Siyasal İktisadın Eleştirisi – Isabelle Garo

İlk bakışta bu çalışmanın konusu şaşkınlık uyandırabilir. Burada söz konusu olan, ilkesel açıdan birbirine tümüyle zıt olan, yahut karşılaşmaları fazlasıyla problemli olan iki gerçekliği ilişkilendirmek: sanat ile, çeşitli biçimleri altında iktisadi zenginlik – altın, para, sermaye. Ağırlaştırıcı koşul ise, bu vesileyle sanatsal faaliyete dair Marksist bir yaklaşım sunmak. Çünkü gerek bir eleştirel kültür analizi biçimini

Sanat Kurumu Kadınları Dışlıyor – OLDUF

Sanat piyasasında eksik temsil edilmekle birlikte kadınların sanatsal üretimde geride kaldıklarını söylemek mümkün değil. Çeşitli etkinlikler sanatsal üretimde kadınların emeğini görünür kılmaya yöneliyor. Art Paris Fuarı bu sene 25 yetenekli kadın sanatçının projelerini öne çıkarıyor. Kadın yaratıcılara saygı gösterisinde bulunmaya karar veren etkinliklerin sayısı giderek artıyor. Bu inisiyatifler hayli anlamlı olmanın yanı sıra, aynı zamanda

Victor Serge ve Devrimci Roman – Richard Greeman

Victor Serge, yazarlık yeteneğinin geri gelişini ölümle ilgili iki deneyime sıkı sıkıya bağlı koşullarda yaşadı. Siyasal ölüm olarak adlandırdığı ilki, sol muhalif görüşlerini terk etmeyi reddettiği için Rus Komünist Partisi’nden ihraç edilip Sovyet istihbaratı GPU tarafından tutuklandığı Nisan 1928’de gerçekleşti. 37 yaşında olan Victor yirmi yıllık profesyonel devrimciydi ve neredeyse on yıldan beri Komünist Enternasyonal

Instagram ve Estetik Deneyimin Krizi – Aude Lorriaux

Muhteşem bir sahilin ortasındasınız. Masmavi deniz sabah güneşinin beyaz ışık huzmeleri altında parlıyor. Gümüş parıltıların dalgalı ritmi gözlerinizi okşuyor adeta. Su sesleri eşliğinde bu ritme bırakıyorsunuz kendinizi. Gözleriniz uzaklara dalıyor, en koyu ufuk çizgisine. Yüreğiniz ferahlıyor. Sizi ısıtan bu ışınların altında büyük bir huzur hissediyorsunuz. Tam o sırada, yanı başınızda selfie çeken biri dikkatinizi dağıtıyor ve bu