İklim krizine duyarlı ülkelerin borçlanma maliyeti artıyor: Doğa talanını hangi maskeyle kapatacaksınız? – Pelin Cengiz

Muhalefete yüklenen video yapalım, çok kötü oldu silelim. Heykel yapalım, çok kötü oldu kaldıralım, tanıtım videosu yapalım, bu da kötü oldu, silelim. Türkiye açısından geçen hafta AKP iktidarları döneminin en skandallarla, iletişim hatalarıyla dolu haftası olarak tarihe geçse yeridir. AKP, önce Twitter üzerinden CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak’ı güya

HDP: Borç batağı büyüyor, pandemide 2 milyon 568 bin yeni borçlu eklendi

HDP hazırladığı raporla Türkiye’deki borçluluğa ilişkin salgın döneminde geçen artışa dikkat çekti. Halkların Demokratik Partisi (HDP) Ekonomi Komisyonu, Türkiye’nin borçluluk durumuna ilişkin rapor hazırladı.“Ekonomik adalet yoksa toplumsal barış imkânsızdır” diyen HDP  ‘Borçsuz Yaşam Ekonomisi’ başlığıyla ekonomiye ilişkin verileri ve önerilerini paylaştı. Coronavirus salgını ile birlikte ekonomideki düşüşün borçların geri ödenememesi riskini beraberinde getirdiğinin altının çizildiği

Durmuş: Borçlu kitlelerin tepki göstereceği bir dönem geliyor

Siyasal iktidarın toplumu borçlandırmayı bir yönetim aracı olarak kullandığını belirten Prof. Dr. Mustafa Durmuş, “Borçlu kitlelerin, artık tepki göstermelerinin önünün açılacağı bir dönem geliyor” dedi. Spekülatif finans göstergelerine rağmen yurttaşın hissettiği ekonomik kriz, içinden çıkılmaz bir hal aldı. Bir yandan ekonomi “büyürken”, diğer yandan toplumsal yoksulluk dip yaptı. Bir tarafta 10 milyona ulaşan işsizlik, hızla

Öğretmenler olmasaydı okulları yönetmek daha kolay olur muydu? – Mustafa Durmuş

Geçen hafta yapılan bazı açıklamalar ve iki vergi düzenlemesi, bir süredir dillendirmekte olduğumuz ‘devlet mali krizi’nin giderek belirginleştiğini gösteriyor. Dahası bu açıklamalar bu krizin bedelinin hangi toplumsal sınıflar tarafından ödeneceğinin ipuçlarını da veriyor. İki açıklama, bir vergi indirimi, bir de vergi artışı Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, okulların yüz yüze eğitime açılıp açılmayacağı konusunun belirsizliğini

Erdoğan kimden korkuyor? – Bahadır Özgür

2002 seçimlerinin sonucunu tayin eden şey düpedüz bu sokak hareketiydi. Bir ‘esnaf devrimiyle’ iktidara yürümüştü AKP. Şimdi krizle beraber sınıfsal sıkışmışlığı da artıyor. Dolayısıyla oraya siyasi müdahalelerle krediyi boca ediyor. “Sandıkla değil sokakla geldim” mesajını güçlendirerek, bir de bekçi dikiyor başına. Başbakan Bülent Ecevit’e, önce Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in Anayasa kitapçığını, bir ay sonra da

Dünya Bankası’na: Açız, zenginleri yiyeceğiz – Özgür Erbaş

Oxfam 2150 kişinin servetinin 4.6 milyar kişinin servetine eşit olduğunu söyledi. Bu hesabı yaklaşık 2 Milyon 140 Bin kişi, bir kişiyi zengin etmek için etini kemiğini sıyırıp bir kenara koymuş diye çevirebilir miyiz? Dünya Bankası tüm dünyada kamu özel ortaklığı finansman yöntemini destekliyor. Bu yöntemle yapılan işlerin kamudan başka herkese yararı olduğu ortaya çıkmasına rağmen

2020 bütçesi: Kapıdaki yeni tehlike – Bahadır Özgür

2020 Bütçe Tasarısı’nın esasını yüzde 5 büyüme ve ağır vergi artışlarıyla finansman oluşturuyor. Ancak reel sektör ve bankaların durumu dikkate alınınca, büyüme için kamu baş aktör olmak zorunda. Zam dalgası ve verginin yetmeyeceği malum. Üzerine bir de özel borçların toplumsallaştırılması var. Tüm kapılar iç borçlanmaya açılıyor. Oysa 2020’de ekonomiyi zaten bir iç borç sorunu bekliyor.

Erdoğan kredi kartı borçlarının tek bir çatı altında toplanacağını açıkladı

Erdoğan kredi kartı borçlarının tek bir çatı altında toplanacağını açıkladı, Ziraat’i adres gösterdi. Tepki gecikmedi: Borçlanmayı teşvik ediyor. Kredi kartı borçlarına yapılandırma geliyor. Partisinin grup toplantısında konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ekonomiyle ilgili yeni düzenlemeleri açıkladı. Açıklamaların yerel seçimlere az bir zaman kala açıklanmış olması da dikkat çekti.Türkiye Bankalar Birliği Risk Merkezi’nin son verilerine göre,

Dengeleri değiştiren 10 yıl – Ergin Yıldızoğlu

Dengeleri değiştiren 10 yıl – I Amerikan yatırım bankası Lehman Brothers on yıl önce geçtiğimiz hafta sonu batarak küresel kapitalist sistemi bir finansal çöküşün eşiğine getirmişti. Yaklaşık bir haftadır, “Gereken dersler alındı mı?”, “Şimdi hangi noktadayız?” soruları etrafında ilginç tartışmalar yaşanıyor. O tartışmalardan benim çıkardığım sonuç kısaca şöyle: Gereken dersler alınmamış. O günden bu yana

Türkiye’de her beş üniversite öğrencisinden dördü günde ortalama 4.9 saat yarı zamanlı bir işte çalışıyor

HSBC’nin yaptığı araştırmaya göre bir üniversite öğrencisi 4 yıllık eğitim sürecinde ortalama 87 bin lira harcıyor. Öğrenciler eğitim masraflarını çıkarmak için günde ortalama 5 saat çalışırken, derslerde sadece 2 saat zaman geçirebiliyor. Ebeveynlerin yüzde 71’i ise (küresel ortalama yüzde 35) eğitim masraflarını karşılamak için borçlandıklarını söylüyor. Üniversite eğitimine yönelik bir araştırma, eğitim masraflarını karşılamak için