Tecavüz: Bedenselleştirilmiş cinsel öznelliğin ihlali – Nasrin Khandoker

Cinsel şiddet dünya nüfusunun yarısından fazlasını oluşturan kadınlar ve ötekileştirilen diğer toplumsal cinsiyetler için gündelik bir gerçeklik. Gel gör ki dil, sınırları ihlal edilenler yerine ihlal edenler, ayrıcalıklı olanlar tarafından kurulduğunda, birisi bir başkasına tecavüz ettiğinde ne olduğunu nereden bilebiliriz? Verdiği zararı nasıl anlayacağız? Tecavüze maruz bırakılan birinin deneyimiyle bağlantı kurabileceğimiz acı sözler nelerdir? Tecavüz

Kimlik Hapishanesinden Kurtulmak: Yoldaşlar, Cadılar ve Lenin’in Mucizesi – Oxana Timofeeva

Oxana Timofeeva, St. Petersburg’daki European University’de felsefe dersi veriyor. Chto Delat (Ne Yapmalı?) adlı sanat kolektifinin üyesi. Türkçede yayınlanan kitabı: Hayvanların Tarihi. Aşağıdaki metin yazarın e-flux dergisinde yayınlanan What Lenin Teaches Us About Witchcraft başlıklı yazısından seçilmiş bölümlerin çevirisidir. 1990’larda, Sovyetler Birliği’nin çöküşünün hemen ardından, Rus boyalı basını eski devlet sosyalizminin liderleri hakkındaki bilinmeyen gerçekleri ifşa eden koca koca makale

Jest Üzerine Notlar – Giorgio Agamben

Siyaset arı araçların alanıdır, başka bir deyişle,  insanların mutlak, bütünsel jestselliğinin alanıdır. 1- 19. yüzyılın sonundan itibaren Batı burjuvası nihai olarak jestlerini kaybetti. 1886 yılında, Hôpitaux de Paris et de la Salpêtrière’in eski stajyer hekimi Gilles de la Tourette, Delahaye et Lecrosnier’den Yürüyüş Üzerine Klinik ve Psikolojik İncelemeler’i yayınladı. İnsanın en sıradan beden hareketlerinden biri ilk kez sıkı sıkıya

Patriyarkal kültürde kadın bedeni Funda Duman

Temel mekanizmaları “baskılayıcı” değil “kurgulayıcı” türden olan bir iktidarı açıklayabilecek yeterli analitik çözümlemelere ihtiyaç var. “Senin kendinden şüphe etmenden fayda sağlayan bir toplumda, kendini sevmek bir başkaldırıdır.” “Kendi ruhunu aşağılayan her ne varsa uzaklaştır, ve senin bedenin çok muazzam bir şiir olacak, ve en zengin en akıcı ifadesini yalnızca sahip olduğu kelimelerde değil, dudaklarının arasındaki

Mücadelenin içinden süzülüp gelen

Gülnur Acar Savran’ın kaleminden Feminizm Yazıları, yazarın da bir aktivist olarak omuz verdiği mücadelenin içinden süzülüp gelen, sokağın rüzgârını taşıyan; aynı zamanda mücadeleye yön veren metinlerden oluşuyor. Feminist kuramın ayırt edici bir özelliği, politik pratik ile sürekli iç içe geçmiş olması ve karşılıklı olarak birbirini sorgulaması… Kuram bir yandan kadın hareketine eylem kılavuzluğu yapar ve

Hastalıklarımız bize ne söyler? – Tuğçe Isıyel

Bedenin en büyük bellek olduğunu düşünüyorum. Biz farkında olsak da olmasak da bedenimiz tatsız olan tüm deneyimlerin tanıklığını yapmaktadır. Birine karşı hissettiğimiz düşmanca duygular, dile getirmekte zorlandığımız rahatsız edici hisler, fanteziler, arzular, bizde kaygı yaratan bazı durumlar kimi zaman söze dökül(e)mez ve bedende dile gelir. Yılın hep aynı zamanlarında yaptırılan kan tahlilleri, geçmişte yaşanılan bir

Feminist bir dünya hayal et! – Emek Erez

“Feminist Ütopya Projesi ‘Daha İyi Bir Gelecek İçin Elli Yedi Tahayyül’” adlı kitap elli yedi tane farklı dünya hayali sunuyor bize. Ütopya olarak tasarlanmış olsa da kitapta sorgulananların gerçekleşmesi ütopik değil yani tasarlanmış, aşamalı bir gelecekte değil şimdide ve yaşamsal. Bu ütopyalar bazen bir şiirle, bazen bir çizimle, bazen bir söyleşi ile bazen öyküyle varlık

Beden ve cinsiyet üzerine bir sergi: “Bana Hikâye Anlatma”

Kadıköy Yeldeğirmeni’ndeki Bayan Yanı Art Space’te açılan “Bana Hikâye Anlatma”, 1 Kasım’a dek ziyaretçilerini bekliyor. Sergi, toplumsal cinsiyet ve bunun sanattaki yansıması üzerine düşünmeye davet ediyor. Küratörlüğünü Mahmut Wenda Koyuncu ve Özlem Ekin Teker’in yaptığı “Bana Hikâye Anlatma” isimli sergi 11 Ekim’de açıldı. Kadıköy Yeldeğirmeni’ndeki Bayan Yanı Art Space’te açılan ve 1 Kasım’a dek sürecek

Kamusal alanın yokluğunda eylemlilik – Aslıhan Aykaç Yanardağ*

Kriz anında ne devlet ne de piyasanın önde gelenleri kitleleri korkuyla ve baskıyla durdurabilir, kaybedecek hiçbir şeyi kalmayanların korkuya ve baskıya boyun eğmek için bir nedenleri de yoktur. Bu noktada insan bedeni kamusal alanın yerine geçer, intihar ifade özgürlüğünün en mutlak haline dönüşür. Costa-Gavras’ın 2002 yılında gösterime giren filmi Amen, II’nci Dünya Savaşı sırasında genel

İlla çiçek olacaksak “akşam sefası” olalım – Mine Melek

Olduğumuz her yerde boy vereceğiz. İlla çiçek olacaksak “akşam sefası” olacağız. Karanlık çökerken biz doğacağız, inatçı, isyancı ve rengarenk… Mirabilis jalapai, nam-ı diğer akşam sefası… Bilmeyenimiz yoktur onu. Bahar geldiğinde pıtır pıtır rengarenk açar bahçelerde, saksılarda. Adından da anlaşılacağı üzere asıl güneş gittikten sonra gösterir sarı, beyaz, pembe veya kırmızı renklerdeki çiçekli yüzünü. Bütün güzellikler,