Suya Bırak Sızını: Sakin akan şiirler… – Enver Topaloğlu

Özge Sönmez’in dördüncü şiir kitabı ‘Suya Bırak Sızını’, Manos Kitap tarafından yayımlandı. Sönmez’in kitabı ‘Suya Bırak Sızını’da yer alan şiirlerin ana aksını, toplumsal ve bireysel boyutta yaşanan güncel olduğu kadar evrensel nitelikteki sorunlar oluşturuyor.

Yüzyılı aşan deneyimi, bilgisi, birikimiyle modern Türkçe şiir, yeni kuşak şairler için teşvik edici olduğu kadar ürkütücü, caydırıcı, bir o kadar da merak uyandırıcı, heyecanlandırıcı olsa gerek. Öte yandan hiç kolay değildir; o büyük deneyim toplamını, o devasa birikimi, o tükenmez görünen bilgiyi, görgüyü süzmek ve kendine bir yol açmak. Aynı zamanda, kısaca gelenek olarak adlandırılan beğenileri, değerleri, yargıları, yasaları, alışkanlıkları, ilkeleri, kuralları aşmak… Şairin şair olma nedenlerinin başında yer alır gelenekle yüzleşmek, hesaplaşmak. Şair bunun üstesinden gelir ya da gelemez. Her şairin, yönelse bile geleneği aşması, geleneğin zincirlerinden kurtulması mümkün olmayabilir. Bir bakıma önceki kuşakların iktidarını yıkıp, saf dışı bırakarak kendini gerçekleştirmek yönünde özgürleşme ya da Freud’un tanımladığı Oidipus kompleksinde olduğu gibi… Ahmet Hamdi Tanpınar, şair olarak Yahya Kemal’i aşamamış, onun gölgesinde kalmış olmasıyla bu konuda önemli bir örnektir. Nitekim modern Türkçe şiirde Nâzım Hikmet’ten sonra da ona öykünen, onu aşmayı deneyen birçok girişim söz konusudur. Ama başarılı ve yekpare bir örnek göstermek de pek mümkün değildir. Bunu söylerken Nâzım Hikmet’in şiiriyle hesaplaşmaya girişmiş ve onu eskitebilmiş olmayı ölçüt alıyoruz. Hâlâ Nâzım Hikmet taklidi şiirler okuyoruz diyebiliriz. Temalarıyla, konularıyla, izlekleriyle, imgeleri, dili, sesi, sözüyle taklit edilmeye devam ediyor. Aynı şey Garip ve İkinci Yeni için de geçerli. Bir açıdan durum, Nâzım Hikmet’in, Garip’in, İkinci Yeni’nin hâlâ gücünü ve etkisini sürdürdüğünü gösteriyor. Öte yandan, yeni bir şiir üretmek, yazmak konusundaki zorluğa işaret ediyor.

Ancak yeni şiir yazılmadığı savından, yeni şiir yazmaya yönelik arayışın olmadığı sonucunu çıkarmıyoruz. Şiir yazılıyorsa arayış da sürüyor demektir. Özellikle toplumsal, kültürel ve dilsel yapı, günümüzde de modern Türkçe şiirin ve şiirsel arayışın kolayca bitmeyeceğine yönelik inancı pekiştiriyor.

Şiir okurunun, ana seslerin yanı sıra ara seslere de geri çevirmeden kulağını açık tutması önemlidir. Şiirin birikimi yalnızca ana seslerden oluşmaz çünkü. Ara seslere kulak vermek, ana seslerin, ana ses olarak kıymetini idrak ve kıyaslama olanağı da sağlar.

Şöyle de diyebiliriz: Ergin bir şiir için birçok ergen şiiri okumaya tahammül etmek gerekiyor. Yeni şiirlerin başka türlü ayrıştırılmasını sağlayacak bir yöntem henüz bilinmiyor.

Şiir okurluğu aynı zamanda bir tür dedektiflik gibi… Bir başka deyişle şiir okurunun hem gönüllü bir saha araştırmacısı, hem gönüllü saha kazıcısı olması gerekir. Çünkü şiirin nabzının tutulması, soluğunun dinlenebilmesi için bilinen başka bir yol yok. Bu konuda şiir okurundan beklenen, şairden haydi haydi beklenir. Yani her şair, şairliğinden daha iyi bir şiir okuru olabilmeli. Kimi eski kuşak şairlerin artık şiir okumadıkları için yazdıklarında geri düştüklerini görüyoruz.

Özge Sönmez

Manos Yayınları çok tanınan, bilinen, görünürlüğü olan bir yayınevi değil. Anlaşıldığı kadarıyla böyle bir iddiası da yok. Deyim yerindeyse sessiz ve derinden yürüttüğü yayıncılık faaliyetinde şiire de özel ve önemli bir yer ayırıyor. Yayınevinin etiketiyle okurla buluşan son şiir kitabı ‘Suya Bırak Sızını’ adını taşıyor. Kitabın şairi Özge Sönmez, 1982 doğumlu. Özgeçmişinde Sönmez’le ilgili şu bilgiler paylaşılıyor: “‘Geceyi İlikler Gidersin’ (2015), ‘Derine Gömdüler Sabahı’ (2017) ve ‘Güle Batır Öfkeni’ (2018) kitapları yayımlandı.” Ayrıca Sönmez’in, şiir dalında adeta bir “ödül doymazı” olduğunu da öğreniyoruz özgeçmişinden…

Sönmez, 2015’te ‘Özgürlüğün Mavi Bahçesi’ isimli şiiriyle Bin Çiçekli Bahçe Yaşar Kemal Şiir Yarışması’nda üçüncülüğe; 2016’da ‘Derine Gömdüler Sabahı’ adlı şiir dosyasıyla Ali Rıza Ertan Yarışması’nda birinciliğe; yine aynı yıl “Sol Mememi Kestim” şiiriyle Yaşam Sanat Dergisi Şiir Yarışması Jüri Özel Ödülü’ne; 2017’de ‘Derine Gömdüler Sabahı’ şiir kitabıyla Ceyhun Atuf Kansu Şiir Ödülü’ne; 2018’de ‘Güle Batır Öfkeni’ adlı şiir dosyasıyla Sennur Sezer Emek-Direniş Şiir Ödülü’ne değer bulunmuş.

Şairlerin özgeçmiş bilgileri okur açısından ne ifade eder diye sorgulanabilir. Biyografik bilgilerin, okur için şairin nereden gelip nereye gittiği sorusunun uyandırdığı merakın giderilmesine önemli ölçüde ışık tuttuğunu söyleyebiliriz. Özgeçmiş bilgileri yine de gereksiz görülebilir mi? Aslında şairle ilgili okur için gerekli ve can alıcı ipuçları metindedir, yani şiirdedir. Şair şiirde olandır; şiirin dahili öznesidir. Metnin dışında ayrıca bir şair yoktur, varsa da önemi yoktur; aslında daha doğrusu aramamaktır. Metin olarak şiirde aslında dış ses yoktur. Ya da olmaması gerekir, metnin buna muhtaç kalmaması gerekir. Metin diyoruz, bunu dil olarak da okumak mümkün. O zaman şöyle diyebiliriz: Şair diliyle vardır. Çünkü şiir dilde tecelli eder. Buna “ve şiir, şairin arayışında tecelli eder” ifadesini de eklemek isteriz.

‘Suya Bırak Sızını’ ile okurla dördüncü kez buluşan Özge Sönmez’in altmış dört sayfalık, ara başlıksız ve bölümsüz kitabından bir şiir okuyalım. Genellikle kitapların ilk şiiri diğer şiirlerin cümle kapısı gibidir. ‘Suya Bırak Sızını’nın ilk şiirinin adı “Kış Geliyor” için de durum böyle mi? Önce şiirden bir bölüm okuyalım:

yalnız bir menekşeyle dertleş

kör bir kediyle uyu çocuğum

insan sakat, insana dikkat, insan ansızın uçurum

kış geliyor

kışa iyi alıştır kendi yavrum

Şiirin son dizesindeki “kendi” olarak yazılmış sözcük, muhtemelen “kendini”dir… Musahhihlerin, tashihin önemini vurgulamak için tekrarladıkları bir söz vardır: “Bir nokta kör eder gözü.” Bunun ne anlama geldiğini Osmanlıca bilenler daha iyi anlayacaklardır. Sözün anlamı Osmanlıcadaki “göz” ve “kör” sözcüklerinin yazılışıyla ilgilidir. Arap alfabesi kullanılan Osmanlıcada göz sözcüğü; kef, vav ve zel harfleriyle yazılır. Kör sözcüğünde de ilk iki harf aynıdır; son harf re (rı) ile yazılır. Zel ile re şekil olarak birbirine benzer. Zel harfinin re harfinden farkı üstünde bir noktanın olmasıdır. Vecizede bir noktadan ibaret, küçük bir ayrıntı gibi görünenin, aslında ne kadar önemli olduğuna dikkat çekilir.

Tashih önemlidir ama günümüzün de hız çağı olduğu gerçeğini unutmamak gerekir. Ayrıca birçok iş, artık yaygın olarak kullanılan teknolojik araçlarla yürütüyor… Metinlerin düzeltilmesi de büyük ölçüde bilgisayara bırakılmış gibi görünüyor… Tashihten şikâyet etmek riskli bir durum aslında. Çünkü tecrübeyle sabit, hiç yanlışsız metin ne kadar titiz, ne kadar itinalı davranılırsa davranılsın pek mümkün olmuyor… Özürü de var, çok değişik nedenleri de var elbette… Neyse diyelim konuyu değiştirelim ve kitaptan bir şiir daha okuyalım. Aktaracağımız dizelerin yer aldığı şiirin başlığı “Özgürlük Uzak İskele”

berraktık biz eskiden

acırsa birimizin canı

diğerimiz ağlardı uzak ellerden

derken zil çalar kıyamet kopardı

hüzün oturacak yer bulamaz

pılısını pırtısını toplar uzardı

yanaklarımız ıslansa da

avuçlarımız az önce bir serçeyi salmış gibi sıcacık

berraktık biz eskiden

ak değil, beyaz değil

berraktık

Suya Bırak Sızını, Özge Sönmez, 64 syf., Manos Kitap, 2020.

‘Suya Bırak Sızını’da yer alan şiirlerle ilgili ilk tespitimiz, özellikle dilin usul usul akan bir su dinginliğinde olması. Ancak hayatı, dünyayı sorun etmemekle, umursamamakla alakalı bir sakinlik değil söz konusu olan. Sönmez, dünyanın sorunları, hayatın meseleleriyle öylesine haşır neşir ki sürekli soruyor, sorguluyor, irdeliyor, yanıt arıyor, karşılık bekliyor, betimliyor, işaret ediyor.

Yüzleşme ve hesaplaşma aslında umudun da, mutluluk ve özgürlük arayışının da temel ilkesidir. Yaşamın değerleri, yüzleşme ve hesaplaşmayla sahicilik kazanıyor. Sönmez de öyle yapıyor; şiirlerinde yüzleşmeye ve hesaplaşmaya özel önem veriyor. Şunu da ekleyelim: Adeta yutkunmak yerine yazmayı tercih etmiş gibi… “Dinleri Sus Tanrıları Cıs” başlıklı şiirden bir bölüm okuyoruz:

saksıda plastik bir bahar uzatıyorlar

kasada bırakıp çıkıyorum

market akıllı halkların aklından

tanrısı bile plastik gezegenin

ekranlara kilitli kulları

şeytan alsın götürsün

kendine yamak yapsın sizi

Sönmez’in dördüncü şiir kitabı ‘Suya Bırak Sızını’da yer alan şiirlerin ana aksını, toplumsal ve bireysel boyutta yaşanan güncel olduğu kadar evrensel nitelikteki sorunlar oluşturuyor… Alıntılayacağımız dizeler “Uygarlık Kurduk, Gelin” başlıklı şiirden:

nereye saklandı böcekler

nerede yılan, nerede akrep

hepsinde kravat, çanta

uygarlık kurduk, gelin

Şiirde deneyim ve gerçekliğe dayalı farkındalık oluşturma gayreti şairin kabul ettiği vazgeçilmez bir sorumluluk olabilir. Nihayet şiir, birçok durumda insana karşı olmakla birlikte insan için yazılıyor? Terry Eagleton ‘Şiir Nasıl Okunur’ adlı kitabında “Şiirleri ahlaki açıklamalar haline getiren şey bir yönetmeliğe göre yargılarda bulunmaları değil insani değerler, anlamlar ve amaçlarla ilgilenmeleridir” diyor.

Eğer dünyaya, yaşama karşı kendini sorumlu gören şairin, bunun gereğini yerine getirmek için duygusu, düşüncesi, sesi, sözü ve diliyle seferber olmasıysa şiir, Özge Sönmez’in yeni kitabının bu kapsamda yer aldığını söyleyebiliriz. Kitaba da adını veren “Suya Bırak Sızını” şiirinden iki betik paylaşıyoruz:

suların gizemini sakın anlatma, kimse dinlemiyor

anlatma, sende kalsın o büyü

su bilir bir çiçeği şafak vakti sessizce doğurmayı

çığlıkla yükselen bir acıyı sessizce boğmayı

su bilir, neden mavi bulantıdır dünya

saçlarından akıp topuklarına serilir

bilir, nasıldır sessizce çürümek

toprağın gözlerine baka baka

büyük susuşların

büyük gidişlerin

büyük ölümlerin küçük kızı

suya bırak sızını

Okur için, bilhassa şiir tutkunu okurlar için “sol memesini kesmiş” modern bir Amazon kadınının öfkesini güle batırmış sesinin, sözünün süzüldüğü şiirlerinden oluşan ‘Suya Bırak Sızını’ kitabını, okuma listelerine dahil etmelerini öneririz…

Kaynak: DUVAR

İlginizi çekebilir