Suskunluğa Zorlanan Kekemeler

7 TEMMUZ ERİŞEBİLİRLİK İÇİN MÜCADELE GÜNÜ

“Türkiye’de Kekeleyen Bir Birey Olmak” adlı rapor, 41 farklı şehirde, 190 kekemeliği olan bireyin katılımıyla yapıldı. Türkiye’de 800 bine yakın kekemeliği olan birey olduğu tahmin ediliyor.

Hayatımda en çok üzüldüğüm şey şu; kekemelik yüzünden okulu bıraktım, istediğim işi yapamadım, sevdiğim kıza ‘seni seviyorum’ diyemedim. Bu yüzden sessiz biri olarak yaşamak zorunda kaldım.”

Bu sözler, Türkiye’de kekemelik üzerine şimdiye kadar yapılan en kapsamlı rapordan bir alıntı.

Kekemelik, nörolojik, genetik faktörlerin etkili olduğu, konuşmada meydana gelen akıcılık bozukluğu olarak nitelendirilen bir engel. Bilimsel araştırmalara göre toplumun yüzde 1’inde görülüyor.

Ancak Türkiye’de kekemeliği olan bireyler engelli olarak kabul edilmiyor. Oysa hayatları boyunca engellilerin yaşadıkları tüm ayrımcılıklara maruz kalıyorlar.

2017 yılında kurulan Türkiye’nin ilk Kekemeler Derneği, kekemeliği bir engel grubu olarak tanımlatmak ve kekemelere ücretsiz dil ve konuşma terapisi verilmesini sağlamayı hedefliyor.

Derneğin hazırladığı “Türkiye’de Kekeleyen Bir Birey Olmak” adlı rapor, 41 farklı şehirde, 190 kekemeliği olan bireyin katılımıyla gerçekleşti.

Türkiye’de 800 bine yakın kekemeliği olan birey olduğu tahmin ediliyor ve kekemelik erkeklerde 4 kat daha fazla görülüyor.

Yüzde 73’ü ayrımcılığa uğruyor

Rapora göre kekemeliği olan bireylerin yüzde 73’ü günlük hayatta ayrımcılığa uğruyor ve

yüzde 84’ü akran zorbalığına maruz kalıyor. En çok ayrımcılığa uğradıkları alanları lise ve üniversite gibi eğitim kurumları ve iş arama/mülakat süreçleri olduğunu belirtiyorlar.

Katılımcılardan bazı alıntılar şöyle:

“Üniversitedeki hocam bana kekelememem gerektiğini söyledi, ‘bu yaşına kadar konuşmayı öğrenememişşin’ dedi.”

“Çok ağır bir kekemeliğim var, bir cümleyi çıkarmam dakikalarımı alabiliyor ve buna rağmen üniversitede sunum yapmayı zorunlu tutan hocalarım var.”

“Hem kekeme hem parmak kaldırıyor diye ilkokul öğretmenim azarlamıştı. Sonraki okul hayatımda bildiğim halde parmak kaldırmadım. Öğretmen kaldırdığında “Bilmiyorum” dedim. 25 yaşıma kadar aşırı kekemeydim, adımı dahi söyleyemezdim, sonra zamanla azaldı.”

“Gerçek şu ki benim bilgi birikimime sahip olmayıp da yetenekli bir çeneye sahip olan kişi benden daha yetenekli olarak gösterebilir kendini.”

Yüzde 93’ü susuyor

Kekemeliği olan bireylerin yüzde 93’ü kekeleme olasılığı nedeniyle konuşmaktan kaçıyor ve susuyor. Yüzde 97’si ise başka sözcükler aramak, cümleleri değiştirmek veya cümleleri yarıda bırakmak gibi yöntemlere başvuruyor.

Yüzde 97’si kekemeliklerinden dolayı utanç / kendini rezil olmuş hissetme / kendini değersiz görme / negatif değerlendirilme korkusu gibi duygular hissediyor. Yaklaşık yarısı hayatlarının herhangi bir döneminde kekemelikleri veya onun yol açtığı sebepler nedeniyle hayatlarına son vermeyi düşünüyor.

Yüzde 67’si kekemeliğiyle bağlantılı olarak ikincil davranış olarak adlandırılan yüzde kas gerilimi, baş hareketleri, kekelerken doğal olmayan el/parmak/ayak hareketleri vb. hareketlere sahip olduğunu belirtiyor.

“Dil ve konuşma terapisi ücretsiz olmalı”

Kendilerinin alt gelir seviyesinde olduğunu belirten kekemeliği olan bireylerin sadece üçte biri dil ve konuşma terapilerine ulaşabiliyor. Büyük bir çoğunluğu terapi ücretlerini makul düzeyin çok üzerinde görürken, yüzde 90’u en temel haklardan olan sağlığa ulaşım hakkı ile kekemelik terapilerinin devlet tarafından karşılanması gerektiğini düşünüyor.

“Kekemeliği bitireceğini söyleyenlerden uzak durun”

Kekemelikle ilgili bir diğer sorun da “15 Günde Kekemeliğe Son” gibi sloganları olan ve uzmanlıkları olmayan dil ve konuşma terapi merkezleri. Katılımcıların yarısı bu merkezlere gittiğini,hatta gidenlerin de yüzde 21’i kekemeliğinin daha da kötüleştiğini belirtiyor. İçlerinde kekemeliği geçen yok.

Çalışmanın yürütücülerinden Ozan Altıntaş, ergenlik çağı sonrasında kekemeliğin az ya da çok kontrol altına alınabileceğini fakat ‘kekemeliği sıfırlamak’ gibi bir kavramdan söz edilemeyeceğini bu sebeple kekemeliği tamamen ortadan kaldıracağını vaat eden kişilerden uzak durulması gerektiğini belirtiyor. Altıntaş, kekemelere şöyle sesleniyor: “Yapmamız gereken en temel şey kekemeliğimizi kabullenmek, saklamamak ve sahip olduklarımızın kekemeliğimizden çok daha fazlası olduğunu görmek.”

Kekeme bireylerle konuşma ipuçları

1- Kekeme olan kişiye karşı “Rahatla”, “Derin nefes al” gibi telkinlerde bulunmayınız. Bu sözler kekeleyen bireye yardımcı olmaktan öte konuşmasının daha kötüye gitmesine sebep olabilir.

2- Karşınızdaki kişinin nasıl söylediğini değil, ne söylediğini dikkate aldığınızı mimiklerinizle, ufak onay sesleriyle hissettirin.

3- Kekeme bireyi konuşmasını bitirene kadar sabırla ve göz iletişiminizi koparmadan dinleyiniz.

4- İçinizden kelimeleri ve cümleleri tamamlamak gelebilir. Bunu asla yapmayınız.

5- Genellikle kekeme bireyler telefonda konuşmalarını kontrol etmekte daha fazla zorluk yaşayabilir. Sabırlı olun, telefonu ilk açtığınızda herhangi bir ses duymazsanız bu kişinin kekeme birey olabileceğini aklınızda tutun.

Kekemelik hakkında efsaneler

Yanlış: Kekeme olan bireyler zeki değildir.

Doğru: Kekemeler de en az akıcı olan bireyler kadar zekidir. Kekemelikle zeka seviyesi arasında bir bağlantı yoktur.

*

Yanlış: Sinirlilik, stres ve endişe kekemeliğe neden olur.

Doğru: Sinirlilik, stres ve endişe kekemeliğe neden olmayacağı gibi, kekeme bireylerin bu tür duygulara daha eğilimli olduğunu da varsayamayız. Akıcı konuşan her insan gibi kekemeler de tüm kişilik özelliklerini gösterebilir.

*

Yanlış: Küçük çocuklar, kekeme bir bireyi talik ederek veya onu dinleyerek kekeme olabilirler.

Doğru: Hiç kimse kekemeliği taklit ederek kekeme olmaz.

*

Yanlış: Kekemelik bir davranış bozukluğu ve yanlış nefes alışkanlığıdır.

Doğru: Hayır. Kekemelik genetik faktörlerin ve nörolojik bazı farklılıkların rol aldığı bir konuşma engelidir.

Kaynak: Bianet

İlginizi çekebilir