Snarky Puppy: Müziğimiz Türkiye’de de Japonya’da da eşit – Işıl Çalışkan

Son dönemde altın çağını yaşayan caz sahnesinin dünyaca ünlü grubu Snarky Puppy, 9 Temmuz Salı günü 20:45’te 26. İstanbul Caz Festivali kapsamında sahne alacak. Gazete Duvar’a konuşan grubun kurucusu Michael League, “Her kültür eşit şekilde müziğin değerini anlayabilir. Çünkü hiçbir dilsel avantaj yok. Türkiye’deki ve Japonya’daki insan eşit şekilde anlayabilme kabiliyetine sahip, çünkü hiç söz yok. Bu çok havalı bir şey” diyor.

Bas gitarist ve besteci Michael League’in gitgide kalabalıklaşan ve her geçen gün daha da olgunlaşan stiliyle müzik piyasasındaki yerini korumayı başarıyor: Snarky Puppy. Yaklaşık on yıllık yoğun bir turne temposunun ardından peş peşe gelen Grammy ödülleriyle başarısını perçinleyen topluluk, caz, funk ve rock dolaylarında geziniyor. Dinleyiciye her bir notada yeni bir keşif imkanı sağlayan grup 30’un üzerinde müzisyenden oluşsa da her konserde 8-12 kişilik bir seçkiyle sahne alıyorlar. “Birbirinden değişik enerjilerle çalışmayı ve bu kadar çok kişi olmayı çok seviyorum” diyor League. Son 4 yıldır altın çağını yaşayan grup, şimdi İstanbul Caz Festivali’nde sahne almaya hazırlanıyor. Grubun kurucusu Michael League ile konuştuk.

Yeni albümünüz ‘Imigrance’ müzikal göçmenliği ve çeşitliliği mi ifade ediyor? Bu albümün hikayesi nedir?

Evet, bence insanların sürekli yer değiştirdiğinin, müziğin de insanlarla birlikte hareket ettiğinin mesajını vermek istiyorduk. Müzisyenler olarak müziğimizin stilini dünya çevresinde şekillendiriyoruz. Ama dünyanın bilmediğimiz çok uzun bir tarihi var. Bu albümün anlamı da buradan geliyor bence. Dünyanın değişik yerlerinden ilham alıyoruz.

‘1 BUÇUK YIL ÖNCE KARDEŞ TÜRKÜLER KONSERİNDEYDİM…’

Bu albümün kapağı bir Türk tarafından tasarlandı. Zeycan Alkış ile yollarınız nasıl kesişti?

Kardeş Türküler konserindeydim. 1 buçuk yıl önceydi sanırım. Şarkıların birinde grubun arkasına projeksiyondan bir animasyon yansıttılar. Ve bu animasyonu çok sevdim. Kimin olduğunu sorduk. Zeycan Alkış adında bir artist olduğunu söylediler. Ben de diğer işlerine bakmaya başladım. Yaptığı işleri çok sevdim. İşleri muhteşemdi, güçlüydü ve çok eşsiz bir kişiliği vardı. Albümde söylemeye çalıştıklarımızla mükemmel bir uyum içinde olduklarını düşündüm.

‘CAZIN ALDIĞI YOL İLGİNÇ’

Caz müziğin, sokak kökenli olmasına rağmen takım elbiseli insanların dinlediği ve yaptığı müzik olarak algılanması hakkında ne düşünüyorsunuz?

Kesinlikle cazın aldığı yolun ilginç olduğunu düşünüyorum. Sokaklardaki siyahi Amerikan müzisyenlerin yaptığı müzikten, çoğu üniversite mezunu insanların yaptığı müziğe dönüşmesi çok enteresan. Biz de bunun bir parçasıyız. Caz müzik okuluna gittik. Müzikte olan her şey gibi müziğin yolunu takip ediyoruz. Hareket ediyor. Caz müzik Amerikan sokak müziği ama Afrika’dan ve Avrupa’dan geliyor. Bu kabul edilmesi gereken bir şey ve bu müziği yaratanlar bu müziğin geçmişinden haberdar olması gerekir. Caz okuluna gittiğin için cazın tarihini anladığını düşünmemen çok önemli. Müzik hakkında araştırma yapmalısın.

‘ODAKLANILACAK BİR MÜZİK OLMASINI İSTİYORUZ’

Müziğiniz sözsüz olmasına rağmen bir çok dinleyici tarafından samimi olarak algılanıyor. Bunu yorumunuz ne olur?

Caz kökenli olsak da ben biz caz grubuyuz diyemem. Enstrümantal müzik yapıyoruz ama belli konularda pop müzik zihniyetimiz de var. Şarkıların yapısı, melodilerin yazım şekli pop müzik gibi. Belki de bu yüzden insanlar bizim müziğimize çekiliyor. Aynı zamanda her şarkının her dakikasının ilginç olması için uğraşıyoruz. Gerçekten üzerine çalışıyoruz. İnsanların odaklanabileceği bir müzik olmasını istiyoruz.

Enstrümantal müzik dünyada nasıl karşılanıyor?

Her kültür eşit şekilde müziğin değerini anlayabilir. Çünkü hiçbir dilsel avantaj yok. Türkiye’deki ve Japonya’daki insanın eşit şekilde anlayabilme kabiliyetine sahip. Çünkü hiç söz yok. Bu çok havalı bir şey.

Doğaçlama, müziğinizin ne kadarını kapsıyor?

Çoğunu. Şarkılar yavaş yavaş yapılandırılıyor. Ama bu yapılandırılmanın içinde doğaçlama için çok yer oluyor. Çocuklar da bunu genellikle kullanıyor.

‘FARKLI ENERJİLERLE ÇALIŞMAYI ÇOK SEVİYORUM’

Grubunuzda 30’un üzerinde müzisyen var. Kalabalık olmanın avantajları ve dezavantajları neler? Her konserde farklı bir kadroyla dinleyici karşısına çıkıyorsunuz. Bunu neye göre belirliyorsunuz?

Grupta çok fazla kişilik ve fikir var. Bu da gruba tazelik getiriyor. Bu benim için ana konu. Birbirinden değişik enerjilerle çalışmayı ve bu kadar çok kişi olmayı çok seviyorum. Gruptaki her müzisyenin bir senede eşit miktarda çaldığından emin olmaya çalışıyoruz. Bu planlama zorluğu yaratıyor ama gayet iyi şekilde hallediyoruz. Aynı zamanda seyirciler her izlediğinde değişik grup üyelerini görebiliyor. Bence bu gerçekten harika bir şey.

‘GRAMMY’DE HER SEFERİNDE FARKLI BİR ÖDÜL OLUYOR’

Fusion caz yapan bir grup olmanıza rağmen 56. Grammy ödüllerinde R&B dalında ödül kazandınız. Bu ödül sizi şaşırttı mı?

Evet, her Grammy bir sürpriz. En şaşırtıcı olan oydu. Çünkü aynı zamanda ilk Grammy’di. Grammy her seferinde hiç beklemediğin bir ödül oluyor. Ve hiç alışamıyorsun.

İsminizi tanıtmaya yardımcı oldu mu?

İlki çok büyük bir değişiklik yarattı. Kariyerlerimize büyük etkisi oldu. Daha rahat sahne imkanı sağlayıp daha rahat seyahat edebilme imkanımız oldu.

‘GRAMMY ÖDÜLÜ KAZANAN ÇOK FAZLA KÖTÜ GRUP VAR’

Bugüne kadar bir çok ödül aldınız. Sanatta yarışma fikrine nasıl bakıyorsunuz?

Sanatsal olan hiçbir şeye rekabet olarak bakmıyorum. Ödüller iyi oluyor çünkü sanatçıya görünürlük sağlıyor. Aynı zamanda yaptığınız şeylere onay veriyor. Artist olarak ödüle ana yemek değil de tatlı gibi bakmanız çok önemli. Eğer oradaysa çok özel bir şey ama sevdiğim hiç kimse ödül kazanmak için sanat yapmıyor. Ödül sizi daha iyi bir grup yapmıyor. Grammy ödülü kazanamayan çok fazla muhteşem grup var. Grammy ödülü kazanan çok fazla da kötü grup var.

“Barıştık Mı” isimli grup “Fairplay” albümünde “Eftibato.html”(Hail to Micheal League) isimli şarkılarında Snarky Puppy grubuna selam yolladılar. Grupça Snark Puppy hayranı olduklarını söylüyorlar. Şarkıyı dinleme fırsatınız oldu mu? Nasıl değerlendiriyorsunuz?

Gerçekten mi? Muhteşemmiş…

‘TÜRK MÜZİĞİNİ ÇOK SEVİYORUM’

Türkiye’den takip ettiğiniz ve dinlediğiniz caz müzisyenleri var mı?

Caz müzisyeni mi bilmiyorum ama Erkan Oğur & Aydın Esen. Gerçekten çok seviyorum. Türk müziğini çok seviyorum ama Türk caz müziğine ve sahnesine çok aşina değilim.

İstanbul Caz Festivali’nde sahne alacaksınız. Bu konserde dinleyiciyi nasıl bir sahne performansı bekliyor?

Birçok yeni parçamızı çalacağız. Eski şarkıları da çalacağız. Aynı zamanda bizimle çalmaları için Türkiye’den birçok konuğumuz olacak.

‘İSTANBUL, DÜNYADA EN SEVDİĞİM ŞEHİR’

Türk dinleyicilerinize bir mesajınız var mı?

İstanbul dünyada en sevdiğim şehir. Arkadaşlarımla gelip orada çalmak için sabırsızlanıyorum. Çok heyecanlıyım.

Kaynak: DUVAR

İlginizi çekebilir