Silopi’de termik santral yaşamı zehirliyor

Ciner Grubu’na bağlı Silopi Termik Santrali, açık maden işletmeciliği yöntemiyle yıllardır asfaltit çıkardığı Cudi Dağı bölgesinde, doğa kıyımına ve hastalıklara neden oluyor. Bölgenin en büyük iki tepesi ise yok olma ile yüz yüze

Hükümete yakınlığıyla bilinen Ciner Grubu’na ait termik santral, Şırnak’ın Silopi ilçesinde doğa katliamına neden olurken insan yaşamını da tehdit ediyor. Çalışkan (Gite) ve Görümlü (Bêspin) beldeleri arasında bulunan termik santrale ait maden sahası nedeniyle, her yıl askeri operasyonlar sonucu büyük yangınların çıktığı Cudi’nin en yüksek tepelerinden ikisi yok olma noktasında.

Yaşam alanları yok edildi

2008 yılının sonlarına doğru madencilik faaliyetlerinin genişletildiği her iki tepede, bugüne kadar binlerce ağaç kesildi ve dağ keçileri ile domuzlar başta olmak üzere birçok canlının yaşam alanı yok edildi. Açık maden işletmeciliği yönetimiyle sürdürülen çalışmalarda yüzlerce kamyon ve kepçe kullanılırken, maden sahasının her geçen gün genişlemesi ise dikkat çekiyor. Sık sık dinamitlerin patlatıldığı maden sahasında, hiç eksik olamayan toz bulutları ise çevre köylerdeki ve merkezdeki yurttaşları olumsuz etkiliyor.

Santralin dibinde eğitim!

Termik santralin hemen yanı başında bulunan maden ocakları da santralin doğaya ve halka verdiği zararı ikiye katlıyor. Bölgenin yanı başında bir okulun bulunması da tehlikeyi arttırıyor. Silopi halkı ise bebeğini kaybeden hamile kadınlar ve kalp krizi geçirenlerin sayısının arttığını belirterek, santrallerin durdurulmasını istiyor.

Bölgede kanser oranı artıyor

Tüm bunlara ek olarak asit ve kül yağmurları ormanlara, tarım arazilerine ve hayvanlara ulaştığında ciddi anlamda tahribata sebep olabiliyor. Pek çok zararı olan bu termik santrallerin filtre takma ve çalıştırma zorunluluğu Silopi’de umursanmıyor ve bunun sonucunda türlü akciğer hastalıklarını arttırırken, bölgede kalp kiriz ve kanser hastalıklarında ciddi bir artış yaşanıyor.

İklim değişimi yalan oldu!

Birleşmiş Milletler, dünyada yaşanan küresel ısınma ve buna bağlı gelişen iklim krizini 1992’den bu yana tartışırken iklim zirvelerinde hiçbir bağlayıcı karar alınamıyor. ABD, Rusya ve Türkiye gibi birçok ülke bir avuç sermaye çıkarına yaşamı tehdit etmekten çekinmiyor. Temiz enerji gibi kapitalist üretim biçimlerinin önerildiği zirvelerde bu öneri yeni bir sermaye birikim yolu olarak değerlendirilirken, ülkelerin karbon yakıtlardan asla vazgeçmeyeceği attıkları adımlardan ve kararlardan görülebiliyor. Türkiye ise kömürlü termik santrallerden vazgeçmek şöyle dursun bu yatırımları arttırmanın peşinde olduğu görülüyor. 89 bin MW’a ulaşmış olan enerji üretim kapasitesi, en az iki misli arz fazlasına işaret ederken, şirketlere kapasite bedeli adı altında üretmedikleri enerji için açıktan para ödeniyor. Bu gerçekler üzerinden sürece bakıldığında ise sermaye devletinin enerji vd. şirketler için var olduğu ve halktan alıp şirketlere verilen bir ekonomik süreç işliyor. Tüm bunlara ek olarak Silopi ve birçok kentte çalışıp çevresini ve yaşamı kirleten termik santraller geleceğimizi tehdit ediyor.

Kaynak: Yeni Yaşam

İlginizi çekebilir