Sevgi Soysal’ın bir tür edebi biyografisi: “Tekliğin Türküsü”

Sevgi Soysal’ın kitaplarına girmemiş hikaye, çeviri, eleştiri yazısı gibi edebi metinleri ile kendisiyle yapılmış söyleşilerin bir araya getirildiği “Tekliğin Türküsü” çıktı.

Türkiye edebiyatının önemli isimlerinden Sevgi Soysal’ın daha önce kitaplaşmamış yazılarını bir araya getiren “Tekliğin Türküsü”, İletişim Yayınları etiketiyle raflarda yerini aldı.

İpek Şahbenderoğlu ve Funda Soysal tarafından derlenen “Tekliğin Türküsü”, Sevgi Soysal’ın kitaplarına girmemiş hikaye, çeviri, eleştiri yazısı gibi edebi metinlerden oluşuyor.

Kitapta ayrıca Soysal’ın kendisiyle yapılmış söyleşiler de yer alıyor.

Bu farklı türdeki metinler arasında bütünlük ve devamlılık kurmak başta zor gibi görünse de, bu yazıları Sevgi Soysal’ın bir tür edebi biyografisi gibi değerlendirmek mümkün.

Kitapta, yazarın ilham kaynaklarına, etkilendiği sanatçı ve düşünürlere, imge dünyasının oluşumuna şahit olurken, böylece onun eşsiz birikiminin ve etkisi bugüne dek uzanan eserlerinin ortaya çıkış sürecini de izleyebiliyoruz.

Sevgi Soysal hakkında

Genç yaşından itibaren Ankara’nın 1960’lardaki canlı edebiyat dünyasının içinde çevirileri ve öyküleriyle yer alan Sevgi Soysal, ilk kitabı Tutkulu Perçem’i 1962 yılında yayımladı.

12 Mart’ın ardından uzaklaştırılmasına değin TRT Ankara Radyosu’nda program uzmanı olarak çalıştı.

Radyo için yazdığı öyküleri kitaplaştırdığı Tante Rosa (1968) farklı üslubuyla edebiyat çevrelerini şaşırttı.

Çocukluktan itibaren biçimlenen yönleriyle kadın-erkek ilişkilerini işlediği ilk romanı Yürümek’le (1970) TRT Sanat Ödülleri Yarışması Başarı Ödülü’nü kazandı.

1973’te yayımlanan Yenişehir’de Bir Öğle Vakti, 12 Mart ile bastırılmaya çalışılan gençlik hareketi ile Ankara’nın gündelik yaşamını devrilen bir kavağın etrafında kesiştirmesiyle büyük ilgi gördü ve 1974 yılı Orhan Kemal Roman Armağanı’nı kazandı.

Adana’da sürgünde bulunan bir kadının gözünden 12 Mart’ı eleştirdiği romanı Şafak, 1975’te yayımlandı.

Önce Politika gazetesinde tefrika olarak yayımlanan cezaevi anıları, Yıldırım Bölge Kadınlar Koğuşu adıyla kitaplaştırıldı (1976).

1968 ile 1976 yılları arasında yazdığı öykülerini Barış Adlı Çocuk (1976) kitabında bir araya getirdi. Bu kitaptaki Bir Ağaç Gibi adlı öyküsüne de yansıttığı hastalığı nedeniyle, son romanı Hoş Geldin Ölüm’ü tamamlayamadan, 22 Kasım 1976’da öldü.

Politika, Yeni Ortam ve Yenigün gazetelerinde yazdığı yazılar, Bakmak (1977) ve Türkiye’nin Kalbi, Kabul Günleri (2014) adlı kitaplarda toplandı.

Londra’dayken BBC Türkçe Servisi için yazdığı Radyo Sohbetleri yıllar sonra kitaplaştırıldı (2005).

Kaynak: Gazete Karınca

İlginizi çekebilir