ÜniKuir Derneği Siyasal Katılım ve Savunuculuk Programı Koordinatörü Mahmut Şeren, “İktidar muhalefeti LGBTİ+ hakları konusunda sıkıştırabileceğini görmenin verdiği güçle yasal düzeyde başka düzenlemelerin de yapılacağını göreceğiz” diyor.

Fotoğraf: csgorselarsiv.org

“İstanbul Sözleşmesi’nden çekilince yok olacağımızı zannedenler, bugün Anayasa’da ve yasalarda değişiklik yaparak vazgeçeceğimizi sanıyorlar. LGBTİ+ hareketi büyümeye, mücadele etmeye ve yeni yollar bulmaya devam edecek.”

Üniversiteli Kuir Araştırmaları ve LGBTİ+ Dayanışma (ÜniKuir) Derneği Siyasal Katılım ve Savunuculuk Programı Koordinatörü Mahmut Şeren, hükümetin gündeminde olan Anayasa önerilerini böyle yorulmuyor.

Anayasanın 24. maddesi “din ve vicdan hürriyetini”, 41. maddesi ise “ailenin korunmasını ve çocuk haklarını” düzenliyor.

“LGBTİ karşıtları da birbirinden öğreniyor”

Sizce Anayasa değişikliği LGBTİ+ hareketini nasıl etkileyecek?

Biz Anayasa değişikliğinin gerçekleşmeyeceğine inanmak istiyoruz. Çünkü LGBTİ+ örgütleri, kadın örgütleri, barolar ve diğer sivil toplum örgütleri teklif edilen Anayasa değişikliğine neden “hayır” denilmesi gerektiğini tane tane, gayet net ve makul bir şekilde anlattı. Olması gereken teklifin kabul edilmemesidir.

Ancak eğer kabul edilirse, önce bu teklife “evet” oyu veren muhalefet, kendisini nasıl etkileyeceğini düşünsün.

Şimdiye kadar “iktidar bunu kullanır, onların işine yarar” korkusuyla, iktidarın çizdiği sınırlarda muhalefet yapanlar, öncesinde nelere evet dedi ve pişman oldu bunları düşünsünler.

Örneğin, CHP İstanbul Milletvekili Enis Berberoğlu’nun milletvekilliğinin düşürülmesi, HDP ile kalmayıp kimi CHP’li belediyelere de kayyum atanması, İYİ Parti’nin kuruluş aşamasında antidemokratik engellerle karşılaşması gibi olayları hatırlayabilirler.

Bunlara, başka haksızlıklara “evet” demeleri veya sessiz kalmaları neden olmamış mıydı? Bunu değerlendirmeliler.

LGBTİ+ hakları açısından ilgili düzenlemenin gerilemeye neden olacağını düşünüyor musunuz?

Verilen teklifin gerekçesinde bizi kastederek “çürüme ve sapkınlığa” karşı tedbir aldıklarını iddia ediyorlar.

ÜniKuir Derneği olarak TBMM izleme çalışması yapıyoruz. AKP’li ve MHP’li vekiller, her hafta LGBTİ+’lara karşı nefret söylemi üretirken muhalefetten hep aynı siyasi partilerden aşağı yukarı aynı isimlerin konuştuğunu, çoğu zamansa bu nefret söylemlerinin karşısına LGBTİ+ haklarını savunan söylemlerin çıkmadığını görüyoruz.

LGBTİ+’lar iktidarın sistematik biçimde hedefi haline geldi. Anayasa değişikliği teklifi Meclis’te veya referandumla kabul edilirse, nefretin kurumsallaşması için yeni bir araç edinilmiş olacak.

Bununla birlikte, iktidar muhalefeti LGBTİ+ hakları konusunda sıkıştırabileceğini görmenin verdiği güçle yasal düzeyde başka düzenlemelerin de yapılacağını göreceğiz.

Zaten MHP’li bazı vekiller bunu şimdiden dile getirmeye başladı bile.

Mevcut anayasada LGBTİ+ hakları açısından durum ne? Değişiklik olduğunda ne gibi bir hak gaspı olacak?

ILGA Europe’un her yıl açıkladığı verilere göre Türkiye LGBTİ+ hakları konusunda çok az bir puanla Avrupa’da sondan ikinci konumunda.

Bunun Anayasa’da da karşılığı var elbette. LGBTİ+ hareketinin uzun zamandır anayasal taleplerinden en önemlisi, Anayasa’nın 10. maddesinde düzenlenen kanun önünde eşitlik ilkesinin kapsamına açıkça cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği ibarelerinin eklenmesi.

Biz bugün toplum olarak bu taleplerin karşılanması için konuşuyor olmalıydık ancak dünyanın gittiği yönün tersine bir rotaya döndürülmeye çalışılarak, hak temelli kurum ve örgütlerin söyledikleri dikkate alınmadan ve nefreti kurumsallaştırmak amacı taşıyan bir düzenlemeyi konuşmaya zorlanıyoruz.

“Çoğulculuğun turnusolu LGBTİ+ Hareketi”

Yeni düzenlemeyi daha doğrusu gündemdeki düzenlemeyi incelediğinizde dünyada benzer örnekleri var mı?

Macaristan Anayasası’nda 41. madde için verilen teklifin çok benzerini görüyoruz. Rusya, Polonya, Sırbistan gibi ülkelerde LGBTİ+ karşıtı yasal düzenlemeler ve uygulamalar son yıllarda arttı.

Bu ülkelere baktığımızda çoğulculuğa karşı, pek çok kimliğe düşman, güvenlikçi politikalar izleyen kişiler tarafından yönetildiğini görüyoruz. Yani, LGBTİ+’lara karşı yürütülen hareketler birbirini izliyor, birbirinden öğreniyor veya taklit ediyor.

24’üncü maddede yapılmak istenen değişikliğin din ve vicdan hürriyeti açısından hak alanını genişletici değil, tam tersine, hak alanını daraltıcı, ayrımcı ve laiklik ilkesiyle çelişkili nitelikte olduğu görülüyor. Sizin bu konudaki tepkiniz nedir?

Bütün temel hak ve özgürlükler için olduğu gibi din ve vicdan hürriyetinin gerektiği biçimde korunmasını biz de savunuruz.

Ancak teklif edilen düzenleme belli bir grubun özgürlük alanını tanımlarken, diğerlerini dışarıda bırakıyor. Türkiye gibi ülkelerde Anayasa’da böyle bir düzenlemenin olması, uygulamada daha derin ayrımcılıkları getirir.

Biz, herkesin kendi kimliği, kendi varoluşu, kendi tercihleriyle özgür ve eşit biçimde yaşadığı bir dünyayı savunuyoruz.

“41’inci maddeye getirilmek istenen değişiklik gerek Anayasa’ya gerekse Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası insan hakları sözleşmelerine açıkça aykırı ve ayrımcıdır; insan onuruna ve çoğulcu demokrasiye saldırı niteliğindedir.” Bu ayrımcılığı biraz daha açar mısınız?

Demokratik bir toplumun ve hukuk devletinin temelinde çoğulculuk yer alır. Anayasa, tarafı olduğumuz uluslararası insan hakları sözleşmelerinin tamamı ve hukukun evrensel ilkeleri ayrımcılık yasağına işaret eder.

Yapılmak istenen düzenleme, LGBTİ+’ları kullandığı ifadelerle kriminalize ediyor ve hedef gösteriyor olmanın yanı sıra LGBTİ+’ların da sahip olduğu temel bir hakkın, evlilik kurma hakkının kullanılmasını anayasal düzeyde engelliyor.

Oysa anayasalar, bireylerin hak ve özgürlüklerini genişleten ancak iktidarın ve devletin yetkilerini özgürlükler lehine sınırlayan metinler olmaldır.

Bugün ne Türkiye’de ne de dünyanın başka bir yerinde LGBTİ+’ların tanınmadığı, güvende olmadığı, hak ve özgürlüklerine erişemediği bir sistemden demokrasi diye bahsedilmesi mümkün değil. LGBTİ+’lar bugün dünyanın her yerinde, çoğulculuğun turnusolu ve demokratik bir toplumun kilit paydaşı konumundadır.

Son olarak eklemek istedikleriniz nelerdir?

İstanbul Sözleşmesi’nden çekilince yok olacağımızı zannedenler, bugün Anayasa’da ve yasalarda değişiklik yaparak vazgeçeceğimizi sanıyorlar. LGBTİ+ hareketi büyümeye, mücadele etmeye ve yeni yollar bulmaya devam edecek.

Selvi: “LGBT’nin aileyi hedef alması nedeniyle”

Hürriyet Gazetesi yazarlarından Abdülkadir Selvi, 18 Ekim’de maddelerle ilgili değişiklikleri yazdı.

Anayasa’nın 41. maddesinde yer alan “Aile, Türk toplumunun temelidir ve eşler arasında eşitliğe dayanır” ifadesinin “muğlak” olduğu için değiştirileceğini iddia eden Selvi şöyle dedi:

“Sapkın bir eğilim olan LGBT’nin son dönemlerde aileyi hedef alması nedeniyle Anayasa’nın 41. maddesinde bir düzenlemeye gidiliyor.

“Anayasa’nın 41. maddesinde, ‘Aile, Türk toplumunun temelidir ve eşler arasında eşitliğe dayanır’ deniliyor. ‘Eşler arasında’ ibaresi muğlak bulunduğu için yeni çalışmada değiştiriliyor. ‘Aile, kadın ve erkekten oluşur’ tanımı getiriliyor. Tabii 41. maddesindeki, ‘eşitlik’ ifadesi korunuyor.”

• DETAYMadde 41 – Aile, Türk toplumunun temelidir ve eşler arasında eşitliğe dayanır. Devlet, ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların korunması ve aile planlamasının öğretimi ile uygulanmasını sağlamak için gerekli tedbirleri alır, teşkilatı kurar.

 

Kaynak: Bianet – Evrim Kepenek

 

  • Hakkımızda
  • Künye

 

Başka Bir Denizli… Başka Bir Ülke… Başka Bir Dünya… MÜMKÜN…