Şebnem Korur Fincancı: “Parkları açın, çarkları durdurun”

TTB Merkez Konseyi Başkanı Şebnem Korur Fincancı: Kölelik düzeninde insanları çalıştırırken, çalışmaya zorlarken, toplu taşımalarda bu insanları üst üste işe gitmesine göz yumarken, parkları, sahilleri kapatmayı tercih ediyoruz. Oysa başından beri ifade ettik, ‘parkları açın, çarkları durdurun’.

“Koronavirüs salgını nedeniyle her 5 dakikada bir inşamızı kaybediyoruz” diyen Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi Bakanı Şebnem korur Fincancı, bu ölümleri durdurulabilir olduğunu vurgulayarak, Tıp camiası olarak salgınla nasıl mücadele edileceği konusunda sürekli uyarılarda bulunduğuna dikkat çekti. Fincancı, halk sağlığı alanından, epidemiyoloji alanından bilim insanlarının, Kapalı ortamlarda bu virüsün nasıl bulaştığını, havalandırmanın ne kadar önemli olduğunu ifade ettiğini dile getirerek, “Ama biz bunlara kulak vermeyip, örneğin kölelik düzeninde insanları çalıştırırken, çalışmaya zorlarken, toplu taşımalarda bu insanları üst üste işe gitmesine göz yumarken, parkları, sahilleri kapatmayı tercih ediyoruz. Oysa başından beri ifade ettik, ‘parkları açın, çarkları durdurun’ dedik.

Artı TV’de Söz Sırası programına katılan Şebnem Korur Fincancı şunları söyledi:

Kar hırsı için insan canı feda edildi

“Baharın, kuş seslerinin, tomurcuklanan ağaçların, dalların ve tüm bu yeniden uyanan doğanın ortasında biz her beş dakikada bir insanımızı yitirir olduk. Durdurabilir miydik bu ölümleri, elbette. Tıb biliminin bize sağladığı olanaklarla birlikte bu salgınla nasıl mücadele etmemiz gerektiğini biliyoruz. Halk sağlığı alanından, epidemiyoloji alanından bilim insanları, sevgili meslektaşlarım her gün çıkıp neler yapılabileceğini anlatıyor. Kapalı ortamlarda bu virüsün nasıl bulaştığını, havalandırmanın ne kadar önemli olduğunu ifade ediyor. Ama biz bunlara kulak vermeyip, örneğin kölelik düzeninde insanları çalıştırırken, çalışmaya zorlarken, toplu taşımalarda bu insanları üst üste işe gitmesine göz yumarken, parkları, sahilleri kapatmayı tercih ediyoruz. Oysa başından beri ifade ettik, ‘parkları açın, çarkları durdurun’ dedik. Bunun olanaklı olduğunu biliyorduk. 28 günlük bir çark durdurma, zorunlu üretim dışında üretim durdurulmuş olması, insanların toplu taşımalarla o kalabalık ortamlarda olmasını engelleyecekti. Kapalı çalışma ortamlarını kapatabilirdik. AVM’leri kapatmayı tercih etmedik. Çünkü, kar peşindeydik. Evet, biz çok uzun zamandır değerlerimizi bir kenara bırakmış durumdayız. İnsanı, tüm doğayı, canlıları koruyacak adımlar atmak yerine karımızı güden, her şeyi paraya tahlil eden bir anlayış içinde yaşamlarımızı sürdürüyoruz. Dayanışmayı çoktandır unuttuk. Oysa biliyoruz ki, bu koşullarda fırsata çevrilen salgınla, işsiz bırakılan nice insan var. Ücretsiz izne çıkarılıp açlığa mahkum edilenler ne yerler, ne içerler, nasıl ısınırlar, hiç düşündük mü? Hayır! Artık bunları düşünmüyoruz.”

Hızlı aşılamayla ölümlerin beşte dördü engellenebilirdi

“Peki, biz 346 insanı yitirdiğimiz gün düşündük mü acaba aşılama hızlı bir şekilde sürdürülseydi bu insanların en az beşte dördünü hastaneye yatmaktan dahi kurtarabilirdik diye? Şimdi 260’ın üzerinde insanımız yanımızda olabilir ama onları yitirdik. Evet, aşılar ve bu aşıların nasıl dağıtılacağı da gene değerlerimizle yakından ilişkili ne yazık. Yalnız Türkiye için değil dünya içinde. Tedarik sorunu var çünkü üretim sorunu var. Yaygın bir biçimde üretilemiyor. Hepsi, ‘fikri mülkiyet hakkı’ adı altında patentlerini kurmak için ellerinden geleni yapıyorlar. Oysa biz bu patentleri kaldırabilir, üretimi tüm dünyaya yaygınlaştırabilirdik. Çünkü, dünyadaki diğer ülkeleri korumadan, bir diğerini kurtarmadan biz korunamayacağız, kurtulamayacağız. O zaman kolektif bir korunma mekanizmasını geliştirmek zorundayız.

“Totaliter rejimlerin pandemiyi fırsata çevirmesi dayanışmayla önlenebilir”

“Dayanışmayı yeniden anımsamak, bir zorunluluk artık bizim hayatlarımız için. Bu pandeminin, özellikle de totaliter iktidarlar için bir fırsata çevrilmesine karşılık biz yurttaşlar olarak, bu dünya için neler yapılması gerektiğini, dayanışmanın önemini yeniden anımsayabiliriz. Biz, o kalabalık evlere kapattığımız insanların hangi koşullarda yaşadığını bilerek davranıp, onlarla dayanışma içinde olabiliriz.”

“1 Mayıs’a giderken hep birlikte dayanışmayı hatırlayalım”

“Biz, aşı için kendimize öncelik talep ederken, zor koşullarda çalışmak zorunda olan, riskli işlerde çalışanların aşı önceliği olması gerektiğini yüksek sesle dile getirebiliriz. Kaç kargo taşıyıcısını yitirdik biz bu dönemde? Biz, hekim örgütü olarak tüm sağlık alanında yitirdiğimiz meslektaşlarımızı izlemeye ve onlarla dayanışmaya, onların anısını hepimizin belleğinde diri tutmaya gayret ediyoruz. Peki, ya kargo işçileri, kuryeler, fabrikalardaki işçiler? Onların anılarını diri tutacak bir mekanizma geliştirmemiz gerekmiyor mu? Acılar, hepimizin acıları. Dayanışma birlikte olmalı. Öncelik istiyorsak, riskli işlerde çalışan hızla yitirdiğimiz gencecik insanlar için de biz bu aşıların hızlanmasını ve bunun içinde patentlerin kaldırılmasını yüksek sesle dillendirebiliriz.”

“Evet, 1 Mayıs işçiler için, emekçiler için dayanışma ve mücadele günü. 1 Mayıs’a giderken hep beraber dayanışmayı anımsayalım, dayanışma ile var olmak için mücadelemizi büyütelim”

 

İlginizi çekebilir