Şanlıurfa’da doktor istifaları ve sağlıkta şiddet haberleri bitmiyor. Sadece Harran Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi’nin hekimsiz kalan dokuz bölümü kapandı. Hastalar çevre illere taşınıyor.

Fotoğraf: Reuters

Şanlıurfa’da Harran Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi’nin yanı sıra, Sağlık Bakanlığı’na bağlı iki araştırma ve eğitim hastanesi, 11 devlet hastanesi bulunuyor. Sayı çok gibi gözükse de araştırma ve eğitim hastanelerinde dahi yukarıda saydığımız bölümler yok. İlçelerdeki hastanelerin olanaklarıysa sınırlı.

Üniversite hastanesinde kapanan bölümlerin hepsi özellikli. Romatoloji, göğüs cerrahisi, onkoloji, hematoloji, nefroloji, patoloji, çocuk hematoloji, çocuk onkoloji ve organ nakli.

Hekim sirkülasyonu bitmiyor

Diken’e konuşan Şanlıurfa Tabip Odası Başkanı Dr. Bulut Ezer, kentin mecburi hizmet bölgesi olduğunu ve görevi biten hekimlerin kalmayı değil, başka yerlere gitmeyi tercih ettiğini söyledi. Ezer, “Ciddi bir hekim sirkülasyonu var” dedi.

Tabip odası başkanı hekim hareketliğinin birçok nedeni olduğunu söyleyerek şöyle devam etti: “Hekimler yöneticilerin mobbingiyle karşı karşıya kalıyor. İdari sıkıntılar var. Bu da yöneticilerin liyakatsizliğinden kaynaklanıyor. Urfa gibi illerde hekimleri tutmak için onlara baskı kurmamak lazım. Çalışma ortamları iyileştirilmeli. Fakat bu konuda hiçbir kaygı duyulmuyor. İdareciler bulundukları alanları kullanarak hekimler, sağlık çalışanları üzerinde baskı kuruyor. Hekimler de görevleri bittiğinde ya özele ya da farklı illere geçiyorlar.”

Beklenti karşılanamayacak durumda

Personel sıkıntısı, hekim yetersizliği hastanelerde uzun kuyrukların oluşmasına sebep oluyor. Hasta-hekim ilişkisini bozuluyor. Diğer yandan siyasi iktidar, sorunların kaynağının sağlık çalışanı olduğu algısı yaratıyor. Böyle olunca şiddet, hekim ve sağlık çalışanlarına yöneliyor.

Ezer, şöyle konuştu: “Sağlıkta Dönüşüm Programı, hasta-hekim ilişkisini ‘müşteri’ ilişkisine çevirdi. Beklenti arttı ve karşılanamayacak durumda. Vatandaşa ‘büyük hastaneler kurduk’ algısı oluşturuluyor fakat duvarların içi boş. Sağlık çalışanı mutsuz, sayısı yetersiz.  Özlük haklarındaki gerilemeler malum. Hekimler de kamu alanlarından çekiliyor, yurt dışına göçüyorlar.”

Merkezden uzak çalışan hekimlerin ve sağlık çalışanlarının sorunları, karşılaştıkları yetersizliklerin her zaman daha fazla olduğunu söyleyen tabip odası başkanı, ortamı şöyle anlattı: “İktidarda şiddet dili, ‘Ne verdiysek doymadılar’ tarzı bir yaklaşım var. ‘Beş dakikada sağlık hizmeti vermek istemiyoruz’ diyoruz, anlamıyorlar. Hekimler, sağlık çalışanları sadece maaşlarının yükseltilmesini istiyorlar gibi algı yaratıyorlar. Güneydoğuda zaten yetmezlikler vardı. Üstüne sağlık politikalarının yetmezlikleri de eklenince sorunlar katlanmaya başladı. Bu da sağlıkta şiddetle karşımıza geldi. Günde 100-150 hasta bakan bir hekim nasıl nitelikli sağlık hizmeti verebilir? Kaldı ki ancak 15-20 gün sonraya randevu bulunuyor.”

Hastalar başka illere gidiyor

Hekimler ayrılıp, bölümler kapanınca hastalar çevre illerdeki hastanelere gitmek zorunda kalıyor. Ancak bu da yol, konaklama, yeme-içme masrafı anlamına geliyor.

Ezer, şunları dedi: “Daha dört-beş ay öncesine kadar üniversite hastanesinde karaciğer nakledilebiliyordu. Organ nakli ünitesi açıktı. Özellikle yan dallarda sıkıntı büyük. Birçok ailenin maddi durumu yetersiz. Çevre illere giderken ulaşım, konaklama sıkıntısı yaşıyor. Maalesef maddi nedenlerle gidemeyenler çok. Paranız yoksa Gaziantep, Diyarbakır, İstanbul, Ankara’ya gidemezsiniz. Ulaşılamayan sağlık, ücretsiz değildir. ‘Herkese sağlık hizmeti sunuyorum’ lafta kalıyor.”

Hizmet alamayan suçu hekimde buluyor

Aynı soruları Şanlıurfa Aile Hekimleri Derneği Başkanı ve Hekim Birliği Şanlıurfa Temsilcisi Dr. Yusuf Eryazğan’a sorduk.

Eryazğan konuşmasına ilin demografik yapısını anlatarak başladı. Nüfusu yaklaşık 2,5 milyon. 400 bine yakın da göçmen yaşıyor. Göçmen sağlığı merkezleri var ancak ileri tetkik ve tedaviler yapılamıyor.

Haliyle onların da hastanelere gitmeleri gerekiyor. Bu yoğunluğa rağmen hastanelerin hekim kadrolarının sürekli azaldığını belirten Eryazğan, “Hastanelerden hizmet alamayan vatandaşlar, hekimlere yükleniyor” dedi.

Hastaneler ‘doldur, boşalt’ çalışıyor

İlde çok sayıda kamu hastanesi bulunduğunu ancak hekimlerin sürekli bir yerden, başka bir yere görevlendirildiklerini söyleyen Eryazğan, “Hastaneler doldur, boşalt çalışıyor. Hekim seyyah gibi oradan oraya gidip geliyor. Taşıma suyla kadroları doldurmaya çalışıyorlar” dedi.

Eryazğan aile sağlığı merkezlerindeki sorunların da hastanelerdeki hasta kalabalığına zemin hazırladığını söyledi.

İlin yardımcı sağlık personeli açısından ‘fakir’ olduğunu söyleyen dernek başkanı, şöyle devam etti: “100 aile sağlığı merkezinin yardımcı sağlık personeli yok. Hekim, hem hekimlik hem de hemşirelik yapıyor. Buna dayanmak zor. Bu şartların düzeltilmesi lazım. Aile hekimi başına ortalama 3 bin 500 kişi düşüyor. Yani 350 bin kişi, 8 bin gebe aile sağlığı çalışanı görmüyor. Bunlar büyük rakamlar, büyük sıkıntılar. Sıkıntılarımızı anlattığımızda, çözmek yerine soruşturma açılıyor. Son çıkardıkları yasada aile hekimliğiyle ilgili iki madde var ancak sorunlarımızı çözmeye değil, teknik konulara yönelik.”

Almanya’ya da giden var, Dubai’ye de

Sorunların iyileşmesinden umudunu kesen hekimlerin Almanya, Dubai gibi ülkelere gittiğini belirten Eryazğan, “Zorunlu hizmet için gelen hekimlerin takvimleri önlerinde. Görevleri biter bitmez ayrılıyorlar. Kalmayı tercih edenler ya kendileri ya eşleri buralı. Onlar da bir süre kamuda çalıştıktan sonra özel hastanelere gidiyorlar” dedi.

Hekimlerin çalışabilecekleri rahat ortamların tesis edilmesi gerektiğini belirten Eryazğan, şöyle konuştu: “Özlük haklarına dokunmadan, çalışma ortamlarını düzeltmeden hekimlerin sadece diplomalarını kullanamazlar. Çalışma ortamlarının düzeltilmesi, iş yükünün azaltılması, kendilerini değerli hissettirmeleri lazım. 10-12 ilde sorunlar ayyuka çıktı. Bu bölgelerin teşvik kapsamında daha net olarak, insanlara sunulması gerekiyor. Hastane imkanlarının düzeltilmesi, üniversitelerin geliştirilmesi ve kalitenin artırılması da şart. Tabii ki sorunlar sadece hekimlerle çözülmüyor. Sağlık çalışanları da sorunlarına çözüm bekliyor.”

Bakan Koca oda, dernek, sendikaları dinlemeli

Sahayı iyi bilen meslek odaları, sendikalar, dernekler varken Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın ‘fenomen’ hekimlerle görüşmesini eleştiren dernek başkanı, şunları söyledi: “Bizi dinlemek zorundalar. Attıkları adımların sahada karşılığı yok. Çıkardıkları yasanın içi boş. Aralık ayındaki düzeltmelerin yüzde 50’sini kırpmışlar. Özellikle uzman hekimler için hiçbir düzeltme yok, emekliliğe yansıyacak bir şey yok. Kendi kendilerine toplantılar yapıyorlar. Hamasetten uzak olmaları lazım.”

Kentteki aile hekimlerine eylem cezası verildi

Şanlıurfa’da aile hekimleri, Türkiye’nin hiçbir ilinde olmayan bir cezalandırmayla karşı karşıya kaldı. Sağlık il müdürlüğü 14, 15, 16 Mart günlerindeki iş bırakma eylemlerine katılan hekimlerin çalıştığı aile sağlığı merkezlerinin sınıflarını düşürdü. Aile sağlığı merkezleri verdikleri hizmete göre A, B, C, D ve sınıfsız diye sınıflandırılıyor. Bakanlık bu sınıflara göre para ödüyor.

Sınıfların düşülmesi, ödenen tutarın da azalması anlamına geliyor.

Eryazğan şunları söyledi: “Kapalı olduğumuz günlerde acil hizmet vermedik diye bizi cezalandırdılar. Aile sağlığı merkezleri acil hizmeti vermezler. Kaldı ki hafta sonları, dokuz günlük bayram tatillerinde de kapalıyız. Birileri bu aklı vermiş. 80 aile sağlığı merkezinin sınıfını düşürdüler. Yani  buralara daha düşük tutarda ödemeler yapılacak. Giderlerini, çalışanların maaşlarını karşılayamayacaklar. Her birinde iki sağlık personelinin çalıştığını düşünürsek en az 150’si işsiz kalacak. Düpedüz eylemleri kırmak için Urfa’yı pilot il seçtiler. ‘Öyle bir ceza verelim ki, grev yapmasınlar, sesleri çıkmasın’ diye düşündüler. Bunu yapanların hepsine tek tek davalar açacağız. Sendikal hak engellenemez. Daha çok bir araya geliyoruz, kenetleniyoruz.”

Kaynak: DİKEN – Mesude Erşan

  • Hakkımızda
  • Künye

 

Başka Bir Denizli… Başka Bir Ülke… Başka Bir Dünya… MÜMKÜN…