Sandık sonuçları medyanın abarttığı kadar iç karartıcı değil – Berkant Gültekin 

Birgün yazarlarından Berkant Gültekin seçim sonuçlarını değerlendirdi. Gültekin sandık sonuçları medyanın abarttığı kadar iç karartıcı olmadığını verilerle ortaya koyuyor.

Sandık sonuçlarının bakış açısına göre farklı analizleri yapılabilir. Evet büyük bir heyecan vardı ve kaybetmek moral bozukluğu yarattı. Fakat ortaya çıkan tablonun, özellikle de medyanın abarttığı kadar iç karartıcı olmadığını düşünüyorum.

Öncelikle Türkiye’nin artık ittifak görünümlü bir koalisyonu var. AKP Meclis’te salt çoğunluğu kendi başına bulamıyor. Parlamentoda istediğini yapabilmesi için MHP’nin 49 vekiline muhtaç. Bu, MHP’nin kimliğinden bağımsız olarak, inisiyatifin tek partide olmasından iyidir. Gizlenmeye çalışılan gerçeklerin başında bu geliyor zaten. AKP ciddi şekilde kan kaybetti. Tüm devlet ve medya gücüne rağmen oyları 1 Kasım’a göre %7 eridi. Diğer tüm partiler parlamentodaki varlıklarını güçlendirirken, sandalyesi azalan tek parti AKP oldu. Gücü azalan tek parti! AKP’nin oyları Konya’da yüzde %74’ten %59’a, Kayseri’de %65’ten %50’ye, Rize’de %75’ten %64’e, Erzurum’da %67’den %54’e, Urfa’da %64’ten %52’ye, Antalya’da %41’den %35’e, İstanbul’da %49’dan %43’e, Ankara’da %49’dan %40’a, İzmir’de %46’dan %41’e geriledi.

Bununla birlikte Erdoğan’ın %52,5’lik oyu da yanıltıcı. Bunun içinde %11 MHP oyu var. Yani İnce ile Erdoğan arasındaki gerçek fark %22 değil, %11. Erdoğan ilk turda ittifakın ortak adayıydı ama İnce değildi. Eğer MHP’nin bir adayı olsaydı, seçim direkt olarak 2. tura kalacaktı. İttifakları karşılıklı olarak değerlendirirsek, aradaki farkın daha da kapandığı görülebilir. Ortaya %52’ye %48’lik bir tablo çıkıyor. Erdoğan’ın büyük farkla kazandığı yönündeki iddia çürük. Ülkenin yaklaşık yarısı Erdoğan’ı desteklerken, yaklaşık yarısı da karşı çıktı.

İnce’nin partisinden yaklaşık %8 fazla oy alması da önemli mesajlar içeriyor. CHP’nin sağa göz kırpan siyaseti %22,6’da kalırken, pek çok eksikliğine rağmen İnce’nin sol argümanlarla harmanlanmış kampanyası %31 oy aldı. Böylece CHP 77’den sonra ilk kez %30 barajını geçmiş oldu. CHP’nin aldığı oya da parantez açmak lazım. Aslında geçen seçime göre %3’lük bir kayıp görünüyor ama bunların önemli bir kısmı HDP’ye barajı geçmesi için giden destek oylarıydı. Bunu Demirtaş ile HDP’nin oyu arasındaki farktan anlayabiliriz.

HDP %11,7 alırken Demirtaş bunun yaklaşık 3 puan gerisinde kaldı. HDP’nin kemik oyu Demirtaş’ın aldığı oydan biraz daha az gibi. Zira Demirtaş’a bir hayli dayanışma oyu da gitti. Mevzu bahis olan tutuklu bir aday olduğu için bu elbette duygusal açıdan anlaşılabilir bir durum.

İyi Parti’nin ilk seçiminde %10’u geçmesi de başarı sayılabilir. Biraz AKP’den, biraz MHP’den biraz da CHP’den oy aldı. Özellikle batıda MHP’nin oylarındaki azalışın İyi Parti’yle ilgisi var. İç Anadolu ve doğu için aynı şeyi söylemek zor. Bu İyi Parti’nin kimliğiyle ilgili. MHP’ye bakınca da 1 Kasım’a göre oy kaybı yok gibi görünüyor. Fakat MHP esas kaybı 7 Haziran-1 Kasım arasında yaşamıştı; %16’dan %11,9’a düştü. Bu seçimde AKP’nin %7’lik oy kaybı büyük oranda MHP’ye geri geldi. Ancak MHP bu kez de batıdaki milliyetçi oyları İyi Parti’ye kaptırdı.

Saadet ve Karamollaoğlu ise tamamen kayıp. Sözü fazla uzatmaya gerek yok, Saadet’in AKP’den, Karamollaoğlu’nun Erdoğan’dan alacak oyu yokmuş. Bunda sola şirin gözükmeye çalışan başarısız propaganda kampanyasının da büyük payı var. Sonuç fiyasko.

Özetle Erdoğan’ın liderliği ve AKP’nin iktidarı, MHP ile kurdukları ittifakın geleceğine bağlı. MHP ise kilit parti gibi görünüyor ama tamamlayıcı olmak dışında hiçbir etki alanı yok. Meclis’in 4. partisi konumunda ve İyi Parti’den yalnızca 6 vekil fazla çıkarabildi: 43’e 49. AKP-MHP koalisyonunun toplamı salt çoğunluğu bulsa da olası bir Anayasa değişikliğini referandumsuz gerçekleştirmek için yeterli değil. Bunun için 400 vekil gerekli, Cumhur ittifakının vekil sayısı ise 344. Referandum ve erken seçim kararını almak için de 360 vekil gerekiyor.

Sonunda şunu vurgulamakta yarar var: Bu seçim başından sonuna adil ve hukuka uygun bir seçim olmadı. Hem seçim kararının alınışı, hem propaganda süreci hem de seçim sırasında yapılan manipülasyonlar demokrasiye uygun değildi. Yapılan tüm analizlerde bu şerhi düşmek gerekli.

Demokrasinin ve özgürlüğün yolundan gidenler umutsuzluğa kapılmasınlar. Seçim önemlidir ancak her şeyin belirleyicisi değildir. Noktayı halkın direnişi, inadı ve cesareti koyar. Önemli olan sandık sonuçlarıyla sindirilemeyecek bir halk hareketinin inşa edilebilmesidir.

 

İlginizi çekebilir