Sahip olduğumuz genlerin yalnızca yüzde 1.5’i modern insanlara özgü

Sahip olduğumuz genlerin yalnızca yüzde 1.5’lik kısmı tam olarak Homo sapiens’e ait; genlerimizin geri kalan kısmını Neandertaller ve Denisovalılar gibi tarih öncesi akraba türlerle paylaşıyoruz.

Sahip olduğumuz genlerin yalnızca yüzde 1.5’i modern insanlara özgü

Rachel Rattner

Yayınlanan yeni bir araştırmaya göre, genomunuzun yüzde 10’dan daha az bir kısmı modern insanlara özgü ve geri kalanı Neandertaller gibi tarih öncesi insansı akrabalarla paylaşılıyor.

Araştırmacılar, ayrıca, DNA’nın modern insanlara has olan kısmının beynin gelişimi ve işleviyle ilgili genler bakımından zenginleşmiş olduğunu ortaya çıkardı. Bu bulgu, beynin gelişimi ve işleviyle bağlantılı genlerin, bizleri atalarımızdan genetik açıdan ayıran unsur olduğunu gözler önüne seriyor.

FARKLILAŞMANIN NEYE YOL AÇTIĞI HENÜZ BİLİNMİYOR

Bununla birlikte, ABD’nin Santa Cruz kentinde bulunan Kaliforniya Üniversitesi’nde biyomoleküler mühendislik doçenti ve araştırmanın kıdemli yazarı olan Richard E. Green, bu bulgunun insanlar ve Neandertaller arasındaki gerçek biyolojik farklılıklar açısından ne anlam ifade ettiğinin henüz açık olmadığını söylüyor. Green, Live Science dergisine verdiği demeçte, “Bu, gelecekte gerçekleştirilecek araştırmalarla çözülmesi gereken devasa bir soru” diyor: “En azından şimdi nereye bakacağımızı biliyoruz.”

Araştırmacılar, Science Advances dergisinde yayınlanan yeni çalışma dahilinde, tarih öncesi atalarımızdan bize miras kalanların aksine, modern insanlara özgü genleri parçalamayı hedeflediler. Ne var ki bu zor bir süreç; zira yalnızca iki grup iç içe geçtiği için değil, aynı zamanda insanlar ve Neandertaller aynı genetik çeşitlenmelerin bir kısmını ortak bir atadan miras aldıkları için, insanlar, Neandertallerle paylaştıkları bazı genetik varyantlar barındırıyorlar.

ÜÇ TÜR İNSANSI GENOMU İNCELENDİ

Hâl böyleyken, araştırmacılar, modern insanların Neandertallerle çiftleşme aracılığıyla miras aldıkları genom parçaları ile kabaca 500 bin yıl önce, Neandertaller ve insanlar arasındaki evrimsel bölünme öncesinde insanların Neandertallerle paylaştığı genom parçaları arasındaki farkı daha verimli biçimde görmelerini sağlayan ‘hızlı atasal rekombinasyon [gen oluşumu] grafik tahmincisi’ adıyla bilinen bir algoritma geliştirdiler.

Araştırmacılar, geliştirdikleri bilgisayar yazılımını 279 modern insan, iki Neandertal ve bir başka arkaik insan grubu olan Denisovalılardan elde edilen bir genomu incelemek amacıyla kullandılar. İnsan genomunun yalnızca yüzde 1.5 ilâ yüzde yedilik kısmının Homo sapiens’e özgü, yani melezlenme ya da atalarının çeşitlenme belirtilerinden arınmış bir halde olduğunu ortaya çıkardılar.

Green, yüzde yedilik değeri, insanların Neandertaller ya da Denisovalılardan daha yakın biçimde bağlantılı olduğu insan genomunun bir parçası olarak tanımlıyor. Yüzde 1.5’lik değer, bütün insanların barındırdığı ama Neandertal ya da Denisovalıların barındırmadığı gen çeşitlenmelerini içeren kısmı ifade ediyor.

Green, kendisinin ve meslektaşlarının elde ettikleri bulgular nedeniyle şaşırdıklarını dile getiriyor. “Genomun büyük kısmı ‘tamamen insana ait’ değil gibi görünüyor” diyor. Araştırmacılar, aynı zamanda, bu yüzde 1.5 ilâ yedilik kısımda kalan genlerin büyük kısmının belirli bir işleve sahip olup olmadığı bilinmeyen genetik materyalden ziyade, büyük ölçüde beyin gelişimi ve işlevinde yer aldığı bilinen proteinleri kodlayan ‘bildiğimiz ve tanıdığımız genler’ olmasına şaşırdılar.

İKİ BÜYÜK GENETİK SIÇRAMANIN SONUCU

Dahası, araştırmacılar, insana has mutasyonların, yaklaşık 600 bin ve 200 bin yıl önce gerçekleşen iki farklı adaptif genetik değişiklik ‘patlaması’ ile ortaya çıktığını buldular. Bu genetik değişikliklerin neden o yıllarda ortaya çıktığı -ya da bu değişimleri harekete geçirmek için yaşam ortamlarında neler olup bittiği- tam olarak bilinmiyor.

Bu mutasyonlar üzerinde yoğunlaşmak ve beyinde tam olarak nelere yol açtıklarını anlamak, araştırmacıların insanlar ile Neandertallerin bilişsel ve biyolojik açıdan nasıl farklılaştığını anlamalarına da yardım edebilir.

Green, örneğin, araştırmacıların hücreleri bir laboratuvar kabına alabileceklerini ve genetik açıdan insana özgü genleri Neandertal versiyonuna ‘geri çevirmek’ için düzenleyebileceklerini söylüyor. Green, bunun, üzerinde çalışmak için gerçek bir Neandertal ile aynı olmayacağını belirtirken, “Bu değişimin insanlık tarihinde nelere yol açtığına ilişkin moleküler bir fikir verebilir” diye ekliyor.


Yazının orijinali Live Science sitesinden alınmıştır. (Çeviren: Tarkan Tufan)

Kaynak – DUVAR

İlginizi çekebilir