Çarçıra Meydanı’nı hınca hınç doldurmuş olan kalabalığın karşında kürsüye çıkan genç adam, Özerk Kürt Cumhuriyeti’ni ilan ediyordu. Yer Mahabad’dı, kürsüde cumhuriyeti ilan eden kişi ise Qazi Qazî Mihemed’di. İlan edilen Kürt Cumhuriyeti uzun ömürlü olmadı. Ancak bu özgürlük ruhu hiç sönmedi. Bugün Kürt kadınları yeni bir özgürlük ateşi yaktılar. Bu ateş her gün yayıldı ve bütün İran’ı kapsadı. Rejimin bütün şiddetine rağmen başta kadınlar olmak üzere kimse sokağa çıkmaktan korkmuyorlar. Birçok kente sokaklar göstericilerin sloganları ile inliyor. Bu kentlerden biri de Mahabad. Mahabad sıradan bir kent değil. Tarihi Mahabad Kürt Cumhuriyeti’nin başkenti. Mahabad’dan gelen haberler Kürtlerini ayakta olduğunu ve İran rejimine ait karakolları kuşattıklarını bildiriyor. Mahabad Kürt Cumhuriyeti, 1946’da ilan edildi. İlan edilmeden önce halk o zamanki şahlık rejimine karşı ayağa kalktı, karakollar basıldı ve rejim güçleri Mahabad’ı terk etmek zorunda kaldı. Bu tarihi kent şimdi henüz bir cumhuriyetin başkenti değil ama protestoların başkenti olma yolunda ilerliyor. Yine tarihi misyonunu yerine getiriyor. Sokaklarında barikatlar var ve rejime direniyor. Tarihine uygun bir misyonu yerine getiriyor. Bu yazıda Mahabad Kürt Cumhuriyeti’nin tarihini ve ilk cumhurbaşkanı Qazî Mihemed’in yaşamını kısaca hatırlatmak istiyoruz.

İsyancı ve entellektüel

Qazî Mihemed, Mahabad’ın önde gelen Kürt ailelerinden Kadı ailesinden Kadı Ali’nin oğlu olarak doğmuştur. Çocukluğunda Kutabhane denilen din okulunda okumuş, babasından ve evde bulunan kitaplarından temel eğitimini almıştır. Babası, 1920’lerde İran hükümetine karşı isyanı sırasında İsmail Simko ile işbirliği yapmıştı ve kardeşi Sadr Qazi, İran parlamentosunun bir üyesiydi. Mahabad Vakıflar Dairesi Müdürlüğü’nü yaptıktan sonra babasının yerine kadılığına atanmıştır. Babasının ölümünden sonra 1930’larda Mahabad’da hakimliğe aday gösterildi. Qazî Mihemed daha sonra Nisan 1945’te İran’da önde gelen bir Kürt örgütü olan Komala üyesi oldu. Kısa süre sonra bu örgütün lideri oldu. Qazî Mihemed, Ocak 1946’da kurulan ve aynı yılın mart ayında kamuoyuna ilan edilen Mahabad Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı olarak görev yaptı. Aynı zamanda daha sonra kurulan İran Kürdistan Demokratik Partisi’nin de kurucusuydu. Nisan 1946’da Sovyetler’in desteğiyle Qazî Mihemed, Azerbaycan Cumhuriyeti’nden Cafer Pişevari ile bir barış anlaşması imzaladı ve bu anlaşmada her cumhuriyette Azerbaycanlı ve Kürt azınlık haklarının korunacağına dair teminat alışverişinde bulundular. Kendisi 1989 yılında İran ajanları tarafında Viyana’da katledilen Abdurrahman Qasimlo, Qazî Mihemed hakkında şunları yazıyor: “23 Ocak 1946’da Kürt Ulusal Hükümeti’nin (Cumhuriyet) kurulduğu ilan edildi. Hükümetin Başkanı, KDP’nin lideri, seçkin bir savaşçı ve halk tarafından iyi tanınan bir şahsiyet olan Qazi Muhammed’di.” (Abdurrahman Qasimlo, Kürtler ve Kürdistan, s. 98, Avesta Yayınları/2014)

Mahabad Cumhuriyeti kuruluşu

Qazî Mihemed, 22 Ocak 1946 tarihinde Çarçıra Meydanı’nda, mahşeri kalabalığın önünde kürsünün üstüne çıktı ve Kürdistan Cumhuriyeti’ni (Mahabad Cumhuriyeti) ilan etti. Wıllıam Aegleton JR., “Mehabad Kürt Cumhuriyeti 1946” isimili kitabında cumhuriyetin ilanını şöyle anlatıyor: “1946 yılının 22 Ocak sabahıyla birlikte, Mehabad’da güneşli bir gün başladı. …Çuwarçira Meydanı’nı hıncahınç doldurmuştu. Çuwarçira Meydanı’na ulaşan şehrin her iki caddesi de Kürt bayraklarıyla ve kırmızı, beyaz, yeşil renkli flamalarla süslenmişti. Toplananlar arasındaki ileri gelenlerden oluşan bir heyet, Kadı Muhammed’i evinden alıp meydana getirmek üzere, meydanın yüz metre kadar batısındaki Sablax ırmağı kıyısındaki geniş avlulu, kiremitli evine doğru gitti. Kadı Muhammed’in konuşması için meydanın kuzeydoğu köşesinde bir tahta kürsü kurulmuştu. Kadı Muhammed kürsüye çıktığı zaman çeşitli ve renk renk kıyafetler içinde bulunan muazzam bir kalabalıkla yüzyüze gelecekti. Bu kalabalık erkeklerden ve çocuklardan meydana gelmişti. Kadınlar ise meydana bakan evlerin damlarından, pencerelerinden meydanı seyrediyorlardı.” (age, s. 154/1976)

‘Özerk Kürt Cumhuriyeti’

Wıllıam Aegleton JR, Mahabad Cumhuriyeti’nin bölgede yaşayan bütün Kürtlerin desteğini aldığın yazıyor: “Kendisini almaya giden heyetle birlikte evinden çıkıp meydana gelen Kadı Muhammed, kürsüye çıktı ve konuşmaya başladı. Ağır konuşması ve ince sesiyle yaptığı konuşmasının başında Kürtlerin kendi başlarına var olan bir halk olduğunu, bu halkın kendi toprakları üzerinde yaşadığını ve diğer halklar gibi kendi kaderini tayin etme hakkına sahip bulunduğunu hatırlattı. Qazi Muhammed Kürtlerin artık uykularından uyandıklarını ve Kürt halkının güçlü dostları bulunduğunu söyleyerek, Mehabad Kürt Cumhuriyeti’ni şu sözlerle ilân etti: ‘Şu anda özerk Kürt Cumhuriyeti kurulmuştur.’

Kadı Muhammed’in bu sözleri meydanı doldurmuş olanların büyük sevgi gösterileriyle karşılandı. Kadı Muhammed ayrıca, Cumhuriyetin ilânı konusunda karar vermiş olan Kürdistan Demokrat Partisi Merkez Komitesi’ne de teşekkür etti.15 dakikadan fazla sürmeyen konuşmasında Kadı Muhammed, Sovyetler Birliği’ne de Kürtlere sağladığı maddî ve manevî destekten dolayı teşekkür etti. Ayrıca bağımsızlıklarını gerçekleştirmiş olan “kardeş Azerbaycanlıları” da kutladı ve Azerilerle Kürtlerin birbirlerini destekleyeceklerini söyledi.” (s.152-155)

Resmi dil Kürtçe

Cumhuriyet’in ilanından 20 gün sonra, 11 Şubat 1946 tarihinde Kurdistan Milli Meclisi (KMM) toplantısında hükümet oluşturuluyor ve ilan ediliyordu. Kürt Cumhuriyeti’nin ilk kabinesi şu isimlerden oluşuyordu:

Qazî Mihemed: Cumhurbaşkanı

Hacı Baba Şeyh: Başbakan

Mustafa Barzani: Savaş Bakanı

Muhammed Hüseyin Seyfi Kadı: Savunma Bakanı ve Ordu Başkomutanı

Menaf Kerimî: Eğitim ve Kültür Bakanı

Hacı Abdürrahman İlhanîzade: Dışişleri Bakanı

Sayit Muhammed Eyüban: Sağlık Bakanı

Qasimlo’nun tespiti

Aynı gün Kurdistan Millet Meclisi (KMM) Kürtçe’yi devletin resmi dili olarak kabul etti ve ‘Ey Reqîb’ Kurdistan marşı oldu. Daha sonra basın yayın hayatına el atıldı. 10 Ocak 1946’da yayın hayatına başlamış olan Kurdistan dergisinin yayına devamına ve Kurdistan adlı resmî bir gazetenin çıkarılmasına karar verildi. Kurdistan Milli Meclisi, aldığı kararlar ile eğitim alanında iyileştirme kararı aldı ve genel ve zorunlu ilköğretimi tesis eden yasalar çıkardı. Fakir ailelerin çocuklarına para yardımı, giyecek ve ders kitapları verildi. Kültürel çalışmaların önemini vurgulayan meclis, ilk olarak iki Kürt şairin, Hejar ile Hêmen’in şiir kitaplarını devlet matbaasında bastırdı. Kısa bir süre içerisinde Kürt okulları kuruldu ve Kürtçe eğitime başlandı. Hawar ve Hilale adıyla iki yeni dergi yayınlandı. 10 Mart’ta ise Sovyetler’in göndermiş olduğu bir verici istasyonu ile Mahabad Radyosu yayın yapmaya başladı. Abdurrahman Qasimlo, Mahabad Kürt Cumhuriyeti’nin önemine dair şunları yazıyor: “1945-1946 hareketinin önemi Kürt tarihinde ilk ulusal ve demokratik hareket olmasında yatmaktadır. Bu hareket emperyalizme karşı girişilmişti, halkın çıkarlarını izliyordu ve ulusal baskıya karşı ve bütün Kürt halkının ulusal kurtuluşuna yönelikti.” (Abdurrahman Qasimlo, age, s.100)

Sovyetler desteği çekiyor

Sovyetler 9 Mayıs’ta İran topraklarından çekilince 17 Aralık’ta İran ordusu Mahabad’ı işgal ederek Mahabad Cumhuriyeti’ni yıktı. 31 Mart 1947’de Cumhurbaşkanı Qazî Mihemed, Savunma Bakanı Muhammed Hüseyin Han Seyfi Kadı, cumhuriyetinin kurulduğu yer olan Çarçıra Meydanı’nda asılarak idam edildi. Kürtler Qazî Mihemed’i unutmadı, mezarı adete bir türbeye dönüşü. Qasimlo, W. Douglas’a atıfla şunları aktarır: “Qazi Muhammed’in mezarı aslında bir türbeydi yüzlerce Kürt kalabalıklar halinde her hafta bu türbeye ziyaret geliyordu. Bu Kürt kahramanın asılmasıyla sadece bir adam ölmüştü ama Kürt bağımsızlığı fikri değil. (A. Qasimlo, s. 102)
İşte Molla rejiminin korktuğu bu ruhtur. Mahabad Kürt Cumhuriyeti, Kürtlerini kendi kaderlerinin ellerine aldığı, Kürtçe’nin resmi dil olarak yasallaştığı ilk örnektir. İran rejimi, Mahabad’ın bu tarihi rolü nedeni ile var gücü ile saldırıyor Mahabad halkına. Rejimin tarihi korkusu hortladı.

Qazî Mihemed’in vasiyeti

Qazî Mihemed, idam edilmeden uzun bir vasiyetname yazar. Özellikle Kürtlerin birliğinin önemine vurgu yapan bu vasiyetname’nin bir özeti şöyle: “Ben ömrümün son saatlerini yaşıyorum. Allah aşkına artık birbirinize düşmanlık etmeyin, birbirinizi destekleyerek düşmana ve zalimlere karşı durun. Kendinizi düşmana bedava satmayın. Kürt halkının düşmanları çoktur, zorba ve acımasızdırlar. Her halkın, ulusun başarı sembolü, birliktir, işbirliği ve dayanışmadır. Birliğini sağlamayan, ittifakı olmayan her halk, her zaman düşmanın baskısına maruz kalır, ezilir.
Kürtlerin, yeryüzünde yaşayan diğer halklardan hiçbir eksiği yoktur. Hatta siz yiğitliğinizle, fedakârlığınızla, baskıdan kurtulan halklardan daha ileridesiniz. Düşman, işinin gerektiği kadarıyla sizi ister ve işi bittikten sonra size hiç acımaz, sizi hiç affetmez. Düşmanlarının zulmünden kurtulan halklar da sizin gibiydiler, ama onlar kurtuluş için birliklerini sağlamışlardı. Yeryüzündeki tüm halklar gibi artık siz de baskıdan kurtulun. Birlik olursanız, birbirinizi kıskanmazsanız, kendinizi düşmana satmazsanız, siz de kurtulursunuz. Amacımız nasihatti, yaptık. Sizi Allah’a havale ettik, gidiyoruz. Halkının ve vatanının hizmetçisi Qazî Mihemed.”

Kaynak: Yeni Yaşam

  • Hakkımızda
  • Künye

 

Başka Bir Denizli… Başka Bir Ülke… Başka Bir Dünya… MÜMKÜN…