Prof. Gözler’den Enis Berberoğlu kararı yorumu: Kanun daha ne desin?

‘Bugünlerde kendimi iki kere ikinin beş etmediğini söylemek zorunda kalan matematik profesörlerinin içine düştüğü tuhaf duruma düşmüş gibi görüyorum.’

Anayasa Hukuku Profesörü Kemal Gözler, İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nin Enis Berberoğlu kararını anayasa.gen.tr adresindeki yazısında değerlendirdi.

İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinin AYM kararına direnmesinin apaçık bir şekilde hukuka aykırı olduğunu belirten Gözler, “Aslında bu kararın neden hukuka aykırı olduğunu açıklamaya dahi gerek yoktur” dedi, Anayasanın 153’üncü maddesinin ilk fıkrasında “Anayasa Mahkemesinin kararları kesindir”, son fıkrasında ise “Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar” denildiğini hatırlattı.

KANUN DAHA NE DESİN?

Aynı hükmün 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanunda da yer aldığını belirten Gözler, şöyle devam etti: “Anayasadaki hüküm açık. 6216 sayılı Kanundaki hüküm apaçık. Hem Anayasamıza (m.153), hem de 6216 sayılı Kanuna (m.50, 66) göre, Anayasa Mahkemesi kararları kesin ve bağlayıcıdır. Yine 6216 sayılı Kanun, Anayasa Mahkemesi ihlâl kararı vermişse ve ‘ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir’ diyor (m.50/1). Yine Kanun mahkeme, “yeniden yargılama yapmakla yükümlü”dür diyor (m.50/2). Daha ne desin? Bundan daha açık nasıl hüküm getirilebilir?”

Derece mahkemelere Anayasa Mahkemesi kararlarına uymamak konusunda takdir hakkı veren hiçbir hüküm olmadığının altını çizen Prof. Gözler, “Hiçbir mahkeme, hiçbir idari makam, kesinleşmiş bir mahkeme kararının hüküm fıkrasını tanımamazlık edemez” dedi.

‘GÖRÜNÜŞTE ANAYASA VEYA SAHTE ANAYASA DENİR’

Gözler, şunları belirtti:

“Anayasa ve kanun hükümleri, uygulanması için vardır. Anayasa veya kanunda yazan bir hüküm uygulanmıyor ise, o hüküm bir ‘hukuk kuralı’ değildir. Kâğıt üzerine yazan bir normatif önerme, sırf kâğıt üzerinde yazıyor diye hukuk kuralı hâline gelmez. Bir normatif önermenin hukuk kuralı olabilmesi için uygulanması, en azından minimum bir etkililiğe sahip olması gerekir.

Neyi görüyoruz? Anayasamızın 153’ün maddesindeki cümleler ve 6216 sayılı Kanunun 50, 66’ncı maddelerindeki cümleler, Türkiye’de uygulanmıyor. Eğer bu cümleler uygulanmıyor ise, bu cümleler, bir ‘hukuk kuralı’ değildir. Bu tür cümlelerden oluşan bir metne de gerçekte ‘anayasa’ denemez. Bu tür metinlere anayasa hukuku teorisinde ‘görünüşte anayasa (façade constitution)’ veya ‘sahte anayasa (fake constitution)’ denir. Anayasanın görünüşte olduğu bir devlet de hâliyle bir ‘hukuk devleti’ değildir.”

‘KENDİ KOYDUĞUN KURALA UY’

AYM’ye bireysel başvurunun AKP iktidarı döneminde getirildiğini hatırlatan Gözler, “Madem Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru kararlarına uymayacaksınız, bu kararlara uyulmaması konusunda teşvikte bulunacaksınız, ne diye Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru usûlünü getirdiniz?” diye sordu ve ekledi: “Hukukun ve ahlâkın birinci ilkesi ‘patere legem quam ipse fecisti (kendi koyduğun kurala uy)’ ilkesidir.”

Anayasa Mahkemesinin verdiği bireysel başvuru kararlarının uygulanmamasıyla, AYM’yi atlayarak doğrudan doğruya Avrupa İnsan hakları Mahkemesine başvurma yollarının açılmış olacağını ifade eden Prof. Gözler, İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nin AYM kararına uymama gerekçesine dair de değerlendirmelerde bulundu.

İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi, Anayasa Mahkemesi kararını beğenmese yanlış bulsa bile, Anayasa Mahkemesi kararı hüküm fıkrasıyla bağlı olduğu için 14. Ağır Ceza Mahkemesinin kararının gerekçesini aslında incelemeye gerek olmadığını belirten Gözler, “Ancak sanki bu gerekçe hukukî bir gerekçeymiş, sanki İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinin haklı olduğu bir yan varmış gibi bir algı yaratılıyor” dedi, bu nedenle 14. Ağır Ceza Mahkemesinin ret kararına gerekçe olarak sunduğu “yerindelik denetimi”ne dair değerlendirmelerde bulundu:

Gözler, “Nasıl idare mahkemeleri yerindelik denetimi yapamaz ise, idare mahkemesinin kararından sonra Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunulmuşsa, Anayasa Mahkemesi de bireysel başvuruyu incelerken yerindelik denetimi yapamaz. Dolayısıyla bireysel başvuruda yerindelik denetimi yasağı Anayasa Mahkemesi için sadece idarî işlemler ile ilgili başvurularda söz konusu olabilir. Zaten yerindelik denetimi yasağının ceza yargılamasında bir anlamı yoktur. Ceza mahkemelerinin yargı yetkisi, idare mahkemelerinin aksine ‘tam’dır. Ceza mahkemesi maddî hakikati araştırır ve olayı bütün yönleriyle inceler. Aynı şekilde bir ceza mahkemesi kararı nedeniyle Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunulmuş ise, Anayasa Mahkemesinin buradaki yetkisi de aynen ceza mahkemesinin yetkisi gibi tamdır. Dolayısıyla bir ceza mahkemesi kararı üzerine yapılmış bir bireysel başvuru incelemesinde yerindelik denetimi yapma yasağının bir anlamı yoktur” dedi.

‘İKİ KERE İKİNİN BEŞ ETMEDİĞİNİ SÖYLEMEK ZORUNDA KALAN MATEMATİK PROFESÖRÜ GİBİYİM’

Enis Berberoğlu davasının başından sonuna kadar yanlışlıklar ve hukuka aykırılıklarla dolu olduğunu ve bu tür davalarda hukukun işlemediğini ifade eden Prof. Gözler, “Bu nedenle bu tür davaları hukuken incelemenin ve yapılan yanlışları hukuken tartışmanın aslında çok büyük bir anlamı yoktur. Bu tür davalarda yapılan hukuka aykırılıklar, üzerinde çok da tartışma gerektirmeyecek, basit ve apaçık hukuka aykırılıklardır. Bu tür davalarda hukuk profesörleri, hukuka apaçık bir şekilde aykırı olan şeylerin hukuka apaçık bir şekilde aykırı olduklarını bir kez daha söylemek zorunda kalıyorlar. Bugünlerde kendimi iki kere ikinin beş etmediğini söylemek zorunda kalan matematik profesörlerinin içine düştüğü tuhaf duruma düşmüş gibi görüyorum” dedi.

BERBEROĞLU NASIL TEKRAR MİLLETVEKİLLİĞİNİ KAZANABİLİR?

Prof. Gözler, Enis Berberoğlu’nun tekrar milletvekilliğini kazanması konusunda ise şu değerlendirmeyi yaptı:

“TBMM Başkanı Mustafa Şentop’un Enis Berberoğlu’nun milletvekilliğini tekrar kazanması için öncelikle kesin hükmün ortadan kaldırılması gerektiği yolundaki 13 Ekim 2020 tarihli açıklamasında haklı olduğunu düşünüyorum. Ne kadar eleştirirsek eleştirelim Enis Berberoğlu hakkında bir kesin hüküm var. Bu kesin hüküm, Anayasa Mahkemesi ihlâl kararıyla kendiliğinden ortadan kalkan bir şey değil. Yargılamanın yenilenmesi yoluyla bu kesin hüküm ortadan kaldırıldıktan sonra ancak Enis Berberoğlu milletvekilliğini tekrar kazanabilir.
“Düşmüş olan milletvekilliğinin nasıl tekrar kazanılacağı konusunda Anayasada ve TBMM İçtüzüğünde hüküm yoktur. Dolayısıyla düşmüş olan milletvekilliğinin tekrar kazanılması usûlü tartışmaya açıktır. Bununla birlikte ben şahsen burada yetkide ve usûlde paralellik ilkesine uyulması gerektiğini düşünüyorum. Yani kesin hükmün kaldırılmasına ilişkin ceza mahkemesi kararının, mahkumiyet kararının TBMM Başkanlığına gönderildiği aynı usûlle TBMM Başkanlığına gönderilmesi ve TBMM Başkanlığının de kesin hükmün ortadan kaldırıldığına ilişkin ceza mahkemesi kararını, Anayasa, m.84/2’de öngörülen aynı usulle TBMM Genel Kuruluna bildirmesi gerektiğini düşünüyorum. Bildirme işleminin tamamlandığı an, Enis Berberoğlu milletvekilliğini tekrar kazanmış olur.”

Kaynak: ARTI GERÇEK

İlginizi çekebilir