‘Parlamentoya işlev kazandırmak için yeni bir cephe gerekli’

HDP’nin farklı kesimleri bir araya getirmeyi planladığını söyleyen HDP MYK Üyesi Alican Önlü, ‘Doğuda kayyımla, batıda rantla mücadele edeceğiz’ dedi.

HDP MYK’sini belirledi. Bu yeni dönemde HDP’nin yol haritası ne olacak, yerel seçimlere nasıl hazırlanıyor, tutuklu eş genel başkanları ve milletvekilleri için neler yapıyorlar? HDP MYK Üyesi, Örgütlenmeden Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Alican Önlü ile Esra Koçak Nayda Artı Gerçek adına konuştu.

“SİSTEM TIKANDIKÇA ÖNÜNÜ DARBELERLE AÇMAYA ÇALIŞTI”

– Geçtiğimiz MYK toplantısı sonrasında Parti Sözcünüz Saruhan Oluç, “Demokratik toplumsal muhalefetin ortak davranışının sağlayabilmek için bunun meşru alanlarının kurulması, örgütlenmesi gereklidir” demişti. Bu alanların örgütlenmesi için ne gibi çalışmalar yapıyor HDP?

Demokratik rejimden tek adam rejimine gidildiği söyleniyor. Buna karşı cepheler, bloklar da oluşturuluyor. Millet ittifakı, Cumhur ittifakı gibi. Ancak bunların dışında Türkiye’deki tüm toplulukların, farklı kesimlerin, inanç gruplarının vs. temsil edildiği bir cepheye de ihtiyaç olduğu su götürmez bir gerçek.

Biliyorsunuz parlamento işlevsiz bırakıldı. Parlamentoya tekrar işlev kazandırmak için de yeni bir cephe oluşturmak gerekli. Parlamento şu haliyle demokratik olan her şeye kapısını kapatmış durumda. Aslında doksan yıllık parlamento bu şekildeydi. Tüm farklılıkların, kimliklerin inkar edildiği bir parlamentoydu. Ancak son 16 yıldır bu inkar faşizan bir karakter kazandı. Yargı, yasama, seçimler her şey şeklen olmaya başladı. Ne zaman bu süreçler yürümedi, o zaman da sistem kendini darbelerle var etmeye çalıştı. Ancak atılan her adım kısa vadeli oldu. Olmaya da mahkumdu. Çünkü sistem 10 yılda bir kendini darbelerle var etmeye çalıştı. Bu artık ulus devlet sistemlerinin kendini yürütemez hale gelmiş olduğunun göstergesidir.

Bu başlıklar ışığında HDP’nin öncülüğünde tüm toplumsal kesimleri kapsayan bir cephe oluşturulması gündemde.

“HERKES ESKİDE ISRAR EDİYOR, HDP YENİ DİYECEK”

– Yeni Cumhurbaşkanlığı sistemiyle sizin de belirttiğiniz gibi itibarsızlaştırılan ve işlevsizleştirilen parlamentoda HDP nasıl bir çalışma yürütecek?

HDP’nin çalışmasını yalnızca parlamentoyla sınırlı tutmamak gerekiyor. HDP asıl hedefi olan ülkenin demokratikleşmesi, bütün kimliklerin özgürleşmesi, birarada özgürce yaşayabilmesi için ortak bir mücadele zemininin oluşturulması gerektiğini düşünerek hareket ediyor. Mücadele alanını da buna göre şekillendiriyor. Bu minvalde demokratik anayasa, demokratik cumhuriyet talepleri öne çıkıyor.

Herkes eskide ısrar ediyor. CHP’nin öncülük ettiği kesim statükocu bir rejimde ısrar ederken, başka bir kesim de bu statükocu rejimin sürdürülemez hale geldiğini, yeni bir yapılandırmaya gidilmesi gerektiğini savunuyor. Biz HDP olarak bunların dışında bir şey öneriyoruz. Demokratik bir Türkiye, tüm farklılıkların ortaklaşarak yaşayabildiği bir ülke diyoruz. Bunları derken yalnızca parlamento üzerinden siyaset yapamayız. Biz bunu antifaşist bir cephe olarak değil “demokratik toplumsal muhalefet” olarak tanımlıyoruz. Bunun içinde tek adam rejimini savunanlar dışındaki herkes var.

Burada bizim yapmak istediğimiz bu demokratik toplumsal muhalefeti örgütlemektir. Burada herkesi HDP’li yapmaktan bahsetmiyorum. Ortak mücadele alanını örmekten bahsediyorum. Bunun çalışmaları da yürümektedir. Bu girişimimizin diğer bir ayağı olan, yani görünür yanı Meclis’i kullanmaktır. İşte burada HDP Meclis’te ne yapacak diye sorabiliriz. HDP, tüm bu örgütlenmeleri Meclis çatısına taşıyacak hatta yerel seçim çalışmalarını buna göre şekillendirecektir.

Eskiden emek ve demokrasi blokları vardı, barış inisiyatifleri vardı. Bunların aktifleştirilmesi gerekiyor ve bunların dışında halkın talebi olan platformları kullanmak gerekiyor.

Meclis kürsüsünü tüm farklıların mücadelesinin önünü açacak şekilde kullanacağız. Bu parlamentoyu gerçekten demokratik parlamenter sisteme kavuşturmak için çalışacağız.

“HDP DOĞUDA KAYYIMLA BATIDA RANTLA MÜCADELE EDECEK”

– Yerel seçimler demişken; HDP bu konuda nasıl bir çalışma yürütüyor. Kayyım atanan belediyelere ilişkin özel bir tasarrufunuz olacak mı?

Yerel seçimler öncesi MYK’mizi yeniden şekillendirdik. Yerel seçime ilişkin etkin olduğumuz kentlerde içinde HDK ve DTK’nin de bulunduğu farklı kesimlerle toplantılarımızı yapıyoruz. Diğer inisiyatifler ve örgütlerle de görüşüyoruz. Sadece siyasi partiler değil, tüm sivil toplum örgütleriyle, demokratik kitle örgütleriyle, inanç örgütleriyle görüşmeler yapıyoruz.

AKP yerel yönetimlere iki yönlü yaklaşıyor. Doğudaki yerel yönetimleri kayyımla rehin alarak yönetiyor, batıda ise müteahhit kafasıyla buraları ranta açarak yönetiyor. Biz de iki şekilde yaklaşıyoruz AKP’nin bu siyasetine. Bölgede bu kayyımları bertaraf edecek, halkın iradesinin yerel yönetimlere yansımasını sağlayacak bir siyaset yürütüyoruz. Ayrıca yine buralarda belediye sayımızı arttıracak çalışmalar içerisindeyiz. Bu kayyım zihniyeti ile bir hesaplaşmadır. Batıda ise AKP’nin rant kapısı haline getirdiği mevzileri kazanmak için çalışmalarımız var. Bunun için geniş ittifaklar kurma kararlılığımız devam ediyor.

Yerel yönetimlerin demokratikleşmesi için yeni bir anayasa gerekiyorsa yeni bir anayasa, başka bir çözüm varsa o çözüm, yetkili kurullarımızda tartışılıyor.

“Nasıl bir yerel yönetim modeli istiyoruz?” başlığını tüm kesimlere tartıştırıp, bir yönetim modeli ortaya çıkarmak istiyoruz. Bir mutabakat metni gibi olabilir bu. Elbette yerel yönetimler konusunda oldukça önemli bir deneyime sahibiz. Ancak tüm toplumsal kesimleri belirlenecek bu modele katkı sağlamaya çağırıyoruz. Bunun için Ankara, İstanbul ve Diyarbakır merkezli çalışma alanları belirlendi.

Yerel seçimlerde daha geniş, daha yaygın bir ittifak zemini de yakalamaya çalışıyoruz. Bunun için toplantılar, paneller, konferanslar düzenleyeceğiz.

“REHİN TUTUKLULAR İÇİN HUKUK MÜCADELEMİZ SÜRECEK”

– Cezaevinde olan belediye başkanlarınızı 2019 yerel seçimlerde aday göstermek gibi bir kararınız olacak mı? Tutuklu bulunan eş genel başkanlarınız, milletvekilleriniz başta olmak üzere diğer seçilmiş başkanlarınız için ne gibi çalışmalar yürütüyorsunuz?

Sadece belediye başkanlarımız için değil, cezaevlerinde rehin tutulan tüm seçilmişlerin serbest bırakılması için çalışmalarımız yürüyor. Öncelikli olan bu mağduriyetlerin ortadan kaldırılmasıdır. Sonrasında ise elbette bu mağduriyeti yaşayan belediye eş başkanlarımıza dair böyle bir düşünce geliştirilebilir.

Eş genel başkanlarımız, milletvekillerimiz ile her zaman fikir alışverişlerimiz sürüyor. On bine yakın üyemiz, yöneticilerimiz, seçilmişlerimiz, başkanlarımız için de eş genel başkanlarımız için de hukuk alanında yürüttüğümüz mücadelemiz devam ediyor. Rehin olarak tutulan tüm arkadaşlarımız için de mücadelemiz devam ediyor.

Kaynak: Artı Gerçek

İlginizi çekebilir