Paris ‘Liberal Cami’nin ilk kadın imamı: İslamolog Kahina Bahloul

İslamolog Kahina Bahloul, Fransa’nın başkenti Paris’te açılacak olan ‘Liberal Cami’ projesinin iki kurucusundan biri. Bu camide imamlık da yapacak olan Bahloul, İslam tarihinde kadın imam örneği olduğunu belirtirken, sorunu kadını camide görmek istemeyen ataerkil yaklaşımın İslam dünyasına hakim olmasına bağlıyor.

Liberal Cami projesi ile tüm Fransa’da gündem olan Bahloul, “Bir kadının dini liderlik yapabileceğini kabullenemeyen erkekler var”derken aldığı tehditlere rağmen projesine devam edeceğini belirtiyor.

Bahloul ile Paris’te ‘Liberal Cami’ projesini, kadının bugünün müslüman dünyasındaki yerini, İslama göre bir kadının erkeklerin önünde imam olup olamayacağını ve baş örtüsü örtme gibi diğer konuları konuştuk.

‘Liberal Cami’ projenizden bahseder misiniz? İsmi buydu değil mi, ‘Liberal Cami’?

Evet tam olarak öyle. İsmi Fatıma Camii olan Liberal Cami projesi aslında kadınlara kutsal mekanlardaki, camilerdeki yerlerini geri teslim etme amacında olan bir cami kurma projesi. Bunun yanı sıra dini metinleri okuma metodunu yeniden gözden geçirme projesi.

Kadınla ilgili kısmı şu: Bizler üzücü, mutsuz edici bir durumdan geliyoruz. O da bugün kadının gittikçe ibadet yerlerinden dışlanıyor olması.

Biz hepimiz, kadın ve erkeğin birlikte aynı yerde ibadet ettiği geleneksel camileri biliyoruz. Hadislerde de görüyoruz ki peygamberin camisinde de kadın ve erkekler aynı yerde ibadet ediyordu. Erkekler önde kadınlar arkada ibadet etse bile bu sadece dönemin sosyal yapısı gereği ibadet alanını organize etme durumuydu.

Kadınlar camilerden önce çıkmak istiyordu, erkekler de daha sonra çıkıyordu. Bu şekilde organize edilmişti. Bugün maalesef bütün bu gerçeklere karşı bir gerileme görüyoruz. Kadın bugün kendisini camilerin bodrumlarında, camilerin dışında kalan odalarında buluyor. Ya da genellikle yeni yapılan camilerde kadınlar için asma katlar veya balkonlar inşa ediliyor.

Böylece kadınlar kafes gibi yerlerde kalıyor. Onlara göre kadınları görmemek gerekiyor. Kesinlikle onları saklamak gerekiyor. Biz 21’inci yüzyılda böyle bir İslamın yaşanan sosyal evrimle bağdaşabilir bir İslam olduğunu düşünmüyoruz.

Bir de tabi ki projenin ‘kadın imam’ tarafı var. Bu hassas bir konu çünkü bugün İslam dünyasında hiç kadın imam yok.

Bütün bu uygulamalar İslam değilse nedir? Bu uygulamalar nereden geliyor? Gelenekten mi?

Aslında İslami metinleri incelediğimizde onları sosyo-tarihsel bağlamlarına yeniden yerleştirdiğimizde bütün bunların ataerkil toplum yapısından kaynaklandığını görüyoruz. Öncelikle 7’nci yüzyılda İslam kadına haklarını vermeyen çok ataerkil bir toplumda doğdu. Öncelikle bunu bir belirtmek gerek. Bilmek gerekir ki 7’inci yüzyılda Arabistan’da kadın hukukun bir öznesi değildi. Kadın erkek tarafından miras alınabiliyordu. Örneğin bir adam ölünce oğlu onun karısını miras alabiliyordu. Kadın mirasın bir parçasıydı. Ona bir obje gibi davranılıyordu. Kadın hukukun öznesi değil nesnesiydi. Biliyoruz ki o dönemde kız çocukları doğunca diri diri toprağa gömülüyordu.

Dolayısıyla bütün bunları bağlamına yerleştirmek ve Kuran’ın mesajının, ruhunun, amacının bir toplumsal adalet inşaa etmek ve kadını hukukun öznesi olarak yeniden tanımak olduğunu anlamak gerekiyor.

‘Ataerkil okuma kadını camideki yerinden ediyor’

Bugün İslam ile ilgili ‘kadına özgürlük vermeyen bir din’eleştirileri de yapılıyor. İslam’da kadının yeri nedir?

Bence dinin kendisi kadını haklarından mahrum ediyor demek doğru değil. Bence gerçekten bu 7’nci yüzyıldan beri var olan toplumsal bir problem. Geleneklerle ilgili bir problem. Dini metinlerin yüz yıllardır ataerkil bakış açısıyla okunma problemi. Kadını haklarından ve yerinden, camideki yerinden eden bir okuma.

Çünkü aynı zamanda insan, tarihi ve islam literatürünün ilk kaynaklarını iyi inceleyince  görüyor ki birçok dönem boyunca büyük kadın din bilginleri olmuş. Çok çok büyük bilginler. Ve bu kaynakları inceleyince kadın imamların hikayelerini de buluyorsunuz. Hadislerde, peygamberi gelenekte, Umma Raka isminde bir kadın görüyorsunuz. Ebu Davud ve İbn-i Hambel’de bunu görüyorsunuz. Bu hadislerde peygamberin bir kadına imam olma yetkisi verdiğini görüyorsunuz. Bu hadis, bu kadının erkekler ya da kadınların önünde imam olup olmadığından bahsetmiyor.

Burada ki sorun daha sonra bu hadisin sadece erkekler tarafından yorumlanması. Bu hadisi değerlendiren erkekler “O kadın sadece kadınlara imam olmuştu” diye yorum yapıyor. Halbuki hadiste bununla ilgili hiçbir ifade yok. İşte burada İslam’ın kaynak eserlerinin sadece erkekler tarafından yorumlanması ve ataerkil bir okuma problemi olduğunu görüyoruz.

Projenize geri dönersek, Paris’te caminiz için bir yer buldunuz mu?

Projeyi somut hale getirmek için yer arayışlarımız sürüyor. Paris’te bir yer bulmak çok zor ama bu projenin gerçekleşmesini isteyen insanların yardımına güveniyoruz. Şimdilik namazları kılabilmek için, en azından cuma namazlarını kılmak için bir salon ya da bir yer tahsis etme imkanı olan kişilere de çağrı yapıyoruz.  Şu anda Fransa’daki 1905 yasası kapsamında ekonomik yardımları resmi olarak kabul edebilmemiz için gerekli olan bir dini dernek kurma çalışmalarımız da devam ediyor. Böylece gelecekte bir yer kiralama ve gelecekte cami için bir yer satın alma imkanımız olabilir.

‘Cumayı bir hafta erkek bir hafta kadın imam kıldıracak’

Bir yer bulduğunuz takdirde caminin imamı siz mi olacaksınız?

Evet, evet. Proje bu. Aslında biz iki kişiyiz. Bu projeyi arkadaşım Faker Korchane, bir erkek ve ben yürütüyoruz. Arkadaşım daha çok mutezile eğilimi olan birisi. Akılcı bir teolojiden gelen İslam anlayışı, bu düşünceyi yaşatmaya çalışıyor. Mutezilik, dini metinlerin okunmasında akılcılığın önemine vurgu yapıyor. Bana gelince benim yaklaşımım daha çok mistik ve sufilik geleneğine yakın. Amaç camide cuma namazının bir hafta Faker Korchane yani bir erkek, bir hafta da bir kadın yani benim tarafımdan kıldırılması ve vaazın da aynı şekilde bir hafta erkek, bir hafta kadın imam tarafından verilmesi.

‘Kadının dini liderlik yapabileceğini kabullenemeyen erkekler var, üzücü ama böyle’

Projeniz Fransız medyasında oldukça yer aldı. Liberal Cami projesi duyulduktan sonra hiç tehdit ya da sınırlarını aşan eleştiriler aldınız mı?    

Evet, tabi ki. Facebook ve diğer sosyal medyalar üzerinden tehditler aldım. Bir kadının dini liderlik yapabileceğini kabullenemeyen erkekler var. Bir kadının, erkekler ve kadınların önünde camide cuma namazının imamı olabileceğini kabul edemeyen erkekler var. Bu çok üzücü ama böyle. İnsanlığımızı, bütün karmaşıklığı ile, bir bütün olarak ele almak, bu bütünle ilerlemek gerekiyor. Ama tehditler benim ilerlememi engelleyemeyecek. Kadınların kendilerini ifade etmeleri gerekiyor. Toplumdaki yerlerini almaları gerekiyor. Kadınların hakları, özgürlükleri verilmiyor, genellikle onların söküp alması gerekiyor.

Türkiye’de de konuşulan tartışılan önemli bir konu olarak kadınların başörtüsü takması ya da takmaması konusunda ne düşünüyorsunuz?

Tamamen dini ve teolojik açıdan, ben baş örtüsü takmanın dini bir zorunluluk olmadığına inanıyorum. Kuran metinlerini okursak, ki bunu söyleyen birçok ilahiyatçı da var, Kuran ayetlerinde açık seçik, kesin bir kıyafet tarif eden, saçlar kesinlikle örtülmelidir diyen bir ifade yok. Üç tane ayet var kıyafetten bahseden. Bu üç ayeti okuyunca sadece Kuran’ın kadından düzgün, münasip bir elbise giymesini istediğini anlıyoruz. Saygılı bir elbise, aşırı olmayan.

‘Hicab’ kelimesi bazen bir başörtüsünü vurgulamak için kullanılıyor. Bir ayet var: “Peygamberin hanımlarına bir perdenin arkasından seslenin” burada hicap kelimesi ‘perde’anlamıyla geçiyor. Bir başka ayette müslüman kadınların kim olduğu anlaşılsın, tanınsınlar ve saldırıya uğramasınlar diye bir elbiseden bahsediliyor. Bütün bunları tarihsel bağlamına yerleştirmek gerekiyor. Bu ayetler kadınlardan sadece gösterişsiz, alçak gönüllü kıyafetler istiyor.

Ben başörtüsünün dini bir zorunluluk olmadığına ikna olmuş birisiyim. Bununla beraber bu konuda hesaba katmamız gereken bir başka nokta daha var. Ben manevi ihtiyaç gereği  başörtüsü takan bütün kadınlara tamamen saygı duyuyorum. Çünkü onlar tinsel yolculuklarında buna ihtiyaç duyuyorlar. Onlar için baş örtüsü takmak önemli.

Öte yandan başörtüsünün bir dini zorunluluk olmadığının bilincinde olduğunu söyleyip başörtüsü takan bir sürü kadın tanıyorum. Bunun kendileri için önemli olduğunu ve baş örtüsü takmak istediklerini söylüyorlar. Bence buna saygı duymak gerekiyor.

Ancak aldanmamak, farkında olmak gerekir ki bazı başörtüsü takma durumlarının arkasında bir ideoloji var. Bu konuda net olmak gerekiyor. Radikal ideolojilerin kadınları zorlaması sonucu takılan başörtülerde başka bir durumla karşı karşıyayız. Bu dini bir şey değil. Çünkü dinde bir şeyi yapıp yapmama konusunda zorlama yoktur. Bu bir inanç meselesidir. İnsanın iç meselesidir.

Bir kadını başörtüsü takmaya zorlayamazsınız. Bu dinle ilgili değil, bu kendini kontrol edemeyen erkeğin kadının vücudunu kontrol altına alma ideolojisi ile ilgili. Burada erkekler kendilerini kontrol etmeyi denemek yerine, kendi dışlarında kalan bir şeyi, kadının vücudunu kontrol etmeye çalışıyor. Bence bunu kınamak gerekiyor. Bu normal değil.

‘Kuran’ın her yerinde ‘Aklınızı kullanın’ diyen ayetler görüyoruz’

Liberal Cami fikri ve insanlara bir kadının imam olabileceğini gösterme fikri nasıl doğdu?

Neden özellikle bir cami, çünkü cami inancımızı, dini aidiyetimizi gösterdiğimiz kamusal bir alan. Ben son yüzyıllarda maalesef bir ideolojinin tek başına dini norma dönüştüğüne inanıyorum. Yani kökten dinci ve aşırıcı İslam anlayışı İslam’ın kendisine dönüştü. Bu tamamen yanlış bir şey. Aslında biz bu proje çerçevesinde İslam okumalarının çeşitliliğini ve İslam düşüncesinin zenginliğini göstermek arzusundayız. Gerçekten üzücü olan ise şu: Müslüman düşünce yapısı o kadar geri gitti ki örneğin bugün size felsefe ‘Haram’ diyecek insanlar var. Kelam’ın yani akılcı islam teolojisinin size tamamen haram olduğunu söyleyecek insanlar var. Bütün bunlar kabul edilemez. Kuran’ı okunduğumuz zaman her yerde “Aklınızı kullanın” diyen ayetler görüyoruz. “Ayetleri düşünün” diyen ifadeler görüyoruz. Bu Kuran her seferinde zekamıza, aklımıza bir çağrı yapıyor, aklımızı kullanmamızı söylüyor demek. Bugün görünen ise bunun tam tersi.

‘Mükemmellik sadece Allah’a mahsustur’

İnsanlar bugün dini normların kendilerine dikte edilmesini bekliyor, arkasında ne olduğunu aramak yerine. “Bundan başka bir şey var mı” diye sorgulamıyorlar. Sonuç olarak da kutsal olan ile kutsal olmayanı birbirine karıştırıyorlar. Böylece Kuran’ın ruhu ile başka insanların ürettiği, fıkıhçıların ürettiği fikirleri birbirine karıştırdık. Halbuki onlar da insan fikri olduğu için mükemmel değil, hatalı. Mükemmellik sadece Allah’a mahsustur. İnsanlar bunu fark edemiyorlar. Dolayısıyla bir cami fikri ile yapmaya çalıştığımız dinimize yeniden sahip olmak. Çünkü müslümanlık hiç bir cemaat ya da ideolojiye ait değil. İslam tüm insanlara, müslümanlara ait.

Liberal Cami’de LGBTQ+ bireylerin yeri nedir ? 

Bu cami projesindeki amaçlardan biri de bütün azınlıklarla ilgili dışlama eylemlerinden kurtulmak. Bir dinin herhangi bir azınlığı dışlama fikrine karşıyım. Cami Allah’ın evidir. Müslümanlar bunu çok iyi bilir. Cami Allah’ın yarattığı herkese açıktır. Ben bir insan olarak neden o ya da bu kişiyi dışlama yoluna gideyim. Herkesin özel hayatı kendisini ilgilendirir. Cami herkese açık olmak zorunda olan bir yerdir.

Kaynak: Diken

İlginizi çekebilir