Pandora belgeleri – Ertan Erol

Geçtiğimiz hafta ortaya çıkan Pandora Belgeleri ile vergi cennetleri olarak adlandırılan ülkelerde şirketler kurarak, uluslararası para transferlerini bu şirketler üzerinden gerçekleştiren ve bu sayede de astronomik rakamlara ulaşan vergi kaçırma operasyonlarına imza atan; kara para aklayan, nereden geldiği belli olmayan milyon dolarları finansal sisteme sokan binlerce iş adamı, politikacı, sanatçı ve sporcu ifşa olmuş bulunuyor. Aslında tam olarak ifşa edildikleri de söylenemez çünkü yaklaşık 12 milyon belgeden oluşan bu 3 terabaytlık sızıntının içinde milyonlarca evrak, e posta, yazışma ve resim yer aldığı için bunların tam olarak tasnif edilmesi ayları bulacaktır. Ancak şimdiden, evrensel bir ilke olarak zenginliğin en önemli kaynaklarından birinin vergi ödememek olduğu bir kere daha kanıtlanmış bulunuyor iddiasında bulunulabilir.

Türkiye’de vergi ödemeyenlerin bile vergi kaçırdığını gösteren Pandora Belgeleri, Latin Amerika’da orta sınıflarca gayet kabul gören bir ayrım olan üreten, istihdam yaratan, çalışkan ve vergileri ile ülkeyi ayağa kaldıran sınıflar ile tüketen, istihdamdan faydalanan, müteşebbislik ruhundan yoksun kitleler arasındaki ayrımın tam üstüne karabasan gibi çöküyor. Belgeler sayesinde, politik elitlerden ve ailelerinden tutun da tanınmış sporculara, büyük sermaye gruplarından, herkesçe sevilen şarkıcılara kadar tüm zenginlerin itina ile vergi kaçırdığı ve bunun da profesyonel ve kurumsallaşmış bir biçimde sunulan bir hizmet olarak kabul edildiği görülüyor. Bir de zenginlerin vergi ödememekteki hassasiyeti de göz yaşartıcı, en ufak alışverişte bile Virjin Adaları’ndaki hayalet şirketlerini kullanmaktan çekinmiyorlar. 30 bin nüfuslu bu tropik ada aynı zamanda kapitalizm tarihinin en müteşebbis halkını barındırdığından yaklaşık 400 bin çok uluslu şirkete de ev sahipliği yapan güzide bir yer. Sayıştay raporları, Ziraat Bankasının da bu adadaki müteşebbislik dalgasını kaçırmadığı ve adadaki bir şirkete 1.6 milyar dolar kredi verdiği tespitinde bulunmuştu. Yani Pandora’dan bizi çok şaşırtacak şeyler beklemek yerine Sayıştay raporu okumak daha mantıklı olabilir.

Ancak dünyada hâlâ şaşırabilen fanilerin olduğunu da söyleyebiliriz. Şili’de Devlet Başkanı Sebastián Piñera da Pandora Belgelerinin yarattığı girdabın içine düşen liderlerden biri. Piñera’nın, 2010’da başkan olarak görevdeyken yüzde 33 hisselerine sahip olduğu Dominga madencilik şirketinin satışından aldığı ödemeyi Virjin Adaları’ndaki bir şirkete ait hesap üzerinden göstererek hem 152 milyon dolarlık bir operasyonu saklamış olduğu hem de vergi kaçırdığı hem de görevini kötüye kullandığı ortaya çıktı. Aynı zamanda çevresel riskler barındıran bölge, Piñera’nın oğullarından en yakın arkadaşlarına gerçekleşen bu satış sonrasında madenciliğe açık hale geliyor. Skandal burada da bitmiyor, Başkan, ailesine ait olan hisselerin arkadaşına satılmasından önce bölgedeki başka şirketlerin faaliyetlerine de karşı çıkarak bunları bölgeden uzaklaştırıyor. Başkanlık seçimlerinden hemen önce ve görev süresi bitmesine çok az süre kalmış olan, görev kabul oranı yüzde 20’lere düşmüş olan Piñera, şimdi başkanlığı bitse dahi anayasal bir biçimde suçlanacak ve yargılanacak bir başkan olma riski ile karşı karşıya.

Kendi kabinesinden ve partisinden de tepkiler alan Piñera’nın, senatodaki oylamada 5 senatörün muhalefet ile hareket etmesi durumunda ise başkanlığını erken kaybetmesi de ihtimaller arasında. Seçimler öncesinde skandalın örtülmesine destek verir gibi gözükmeyen iktidar blokunun vekilleri başkanı oldukça yalnız bırakmış olsalar da senatoda başkanın azledilmesi halen düşük bir ihtimal olarak görülüyor. Bununla birlikte yaklaşan seçimlerin Piñera’nın ve ailesinin kurtarılması tartışmalarına kurban gitmesinin seçilmesi durumunda, Şili sağı açısından seçimlerde daha zararlı sonuçların ortaya çıkması ise kaçınılmaz olacaktır.

Kaynak: Evrensel

İlginizi çekebilir