Otomotiv sektöründeki özel tüketim vergisi (ÖTV) matrah limitlerinin yeniden belirlenmesine ilişkin Cumhurbaşkanı kararı, Resmi Gazete’de yayımladı. Otomotiv sektörünü canlandırması beklenen bu adım nasıl karşılık bulacak?

Türkiye’deki ekonomik krizden en fazla etkilenen sektörlerin başında otomotiv geliyor. Büyük oranda ithalata dayanan sektör, kurdaki tırmanmadan yoğun biçimde etkilendi. Buna bir de sektöre dönük vergilendirme politikası eklendiğinde sıfır araç satın alanların sayısı giderek azaldı. Sektördeki bu tıkanma karşısında Cumhurbaşkanı kararnamesiyle ÖTV’de düzenlemeye gidildi. Yeni düzenleme ışığında sektöre yakından bakalım…

OTOMOTİV SEKTÖRÜ NEDEN ÖNEMLİ?

Dünyadaki en büyük sektörlerin başında gelen otomotiv, Türkiye pazarı açısında da önemli. Türkiye ihracat rakamları dikkate alındığında otomotiv sektörü son 12 yılda lider konumunda yer alıyor. Otomotiv, 28.5 milyar dolarlık ihracat rakamıyla 2017’de de ihracatta önemli bir kalemdi. Bu rakamlar uyarınca otomotiv Türkiye ihracatının yüzde 17-18 aralığındaki payı elinde bulunduruyor. Başka bir anlatımla Türkiye’de üretilen her 10 otomobilden 8’i yurtdışına satılıyor. Sektörün Türkiye sanayi üretimi içindeki payı da yüzde 10’a yakın.

İhracat dışında otomotiv sektörü istihdam açısından da hayati bir kalem. Türkiye genel istihdamının yüzde 6’sını elinde bulunduran sektörün sanayi üretimi içindeki istihdamı yüzde 15’in üzerinde.

OTOMOTİV SEKTÖRÜNÜN KABUSU: VERGİ

Otomotiv sektörü, vergilendirme politikası nedeniyle Türkiye’de en fazla tartışılan konulardan biri. Hükümet’in 2018’de otomotive yüzde 40 vergi geleceğini duyurması tepkilere neden olmuştu. Tepkiler karşısında hükümet geri adım atarak vergi oranı artışını yüzde 25 ile sınırlandırmıştı. İşte son Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle bu vergilendirmede de indirime gidildi.

Son düzenlemeye göre motor silindir hacmi 1600 cc ve altındaki araçlarda ÖTV matrahının alt limiti 46 binden 70 bine, üst limiti 80 binden 120 bin TL’ye yükseltildi. Özellikle alt limitte düzenleme yapılması otomotiv sektörünün öncelikli talepleri arasında yer alıyordu. Sektör temsilcileri Mayıs 2018’den bu yana ÖTV matrahı alt limiti olan 46 bin TL’lik araç üretiminin kalmadığını defalarca dile getirmişti.

Düzenlemeye göre matrahı 70 bin TL’yi aşmayan araçlar için ÖTV yüzde 45, 70 bin-120 bin arasındaki araçlar için yüzde 50, matrahı 120 bin TL’yi aşan 1.6 litre ve altı araçlarda ise yüzde 60 olacak. Kararname ile ayrıca 1600 cc üstü ve 2000 cc’yi geçmeyen araçlar için de düzenlenmeye gidildi. Bu araçlarda limit 114 bin TL’den 85 bin TL’ye inerken, üst limit 170 bin TL oldu. Vergi matrahı 85 bin TL’nin altındaki araçlarda ÖTV yüzde 45 olurken, 135 bin TL’yi aşmayanlarda yüzde 50, 135 bin TL’nin üzerindeki araçlarda ise yüzde 60 olacak. Matrah değeri 135 bin-170 bin arasında ve 1600 cc üzerinde olanlarda vergi oranı yüzde 100 olurken, 170 bin TL’nin üzerindeki araçlarda ÖTV yüzde 110 olarak belirlendi.

Kararnamede dikkat çeken diğer bir unsur elektrikli araçlar için gelen düzenleme. Motor gücü 50 kilovatı geçip motor silindir hacmi 1800 cc’yi geçmeyen elektrikli araçlar için ÖTV matrahının limitleri motorlu araçlarla aynı olacak. Motor silindir hacmi 2000 cc’yi geçenlerde kritik eşik 170 bin. 170 bin TL’yi aşmayanların vergisi yüzde 100 ve 110 olurken, 170 bin TL’yi aşan 2000 cc’lerde ise ÖTV oranı yüzde 160 olacak.

Peki Türkiye’nin dünyada vergi düzenlemesinde ‘şampiyon’ sayıldığı otomotiv sektöründe siyasi iktidar neden böyle bir düzenlemeye gitti?

OTOMOTİV SEKTÖRÜ ÇÖKÜŞÜN EŞİĞİNE GELDİ

Faiz artışı, kurdaki rekor tırmanma, hurda indirimindeki sorunlar ve vergi politikası ithal girdisi yüksek olan otomotiv sektörünü derinden sarstı. Sektör için 2018 yılı daralmanın damgasını vurduğu bir kâbusa dönüştü.

Mayıs 2018’de açıklanan rakamlar uyarınca sektör yüzde beş küçülmüştü. Yaz aylarına geçildiğinde daralma daha dramatik bir hal aldı. Haziran ayında sektör yüzde 39 daraldı. Temmuz ayında da daralma devam etti. Temmuz 2018’de, başta binek otomobiller olmak üzere orta ve küçük taşıtlardaki satışlarda bir çöküş yaşandı. Temmuz 2017 ile Temmuz 2018 karşılaştırıldığında otomobil satışlarında yüzde 36 oranında gerileme görüldü.

Otomotivdeki düşüş eğilimi ağustos ayında da sürdü. Otomotiv Sanayii Derneği (OSD) verilerine göre ağustos ayında toplam üretim bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 34 azaldı. Sektör 2018’in ilk sekiz ayında yüzde 21 küçüldü. Bu veriler, hükümetin vergi politikasında düzenlemeye gitmesinin en önemli nedeni.

OTOMOTİV DEVLERİNİN CAZİP ÜRETİM ÜSSÜ: TÜRKİYE

Neoliberalizmin en önemli özelliklerinden birisi doğrudan yatırımın, yani üretimin ucuz olduğu ve nakliye açısından kârlı olan bölge ve ülkelere kaydırılması. Bu dinamiğin en açık örneklerinden birisi Türkiye’de otomotiv sektöründe yaşanıyor. Her ne kadar ihracat kalemleri açısından otomotiv sektörü Türkiye’de aslan payına sahip olsa da ülkemizde üretilen araçların neredeyse tamamı ‘dünya devi’ olarak anılan firmaların fabrikalarında gerçekleşiyor. Yani söz konusu üretim Türkiye’de ancak Türkiye kendi başına kendi markasına sahip değil. Ucuz iş gücü ve AB Gümrük Birliği vergi düzenlemesi uyarınca cazip bir pazar olduğu için Avrupalı firmalar başta olmak üzere otomotiv devleri montaj ve üretim bir kısmını Türkiye’de gerçekleştiriyor.

Türkiye’de üretim yapan belli başlı firmalarda sektördeki aslan payına sahip olan Ford ilk sırada yer alıyor. Onu Toyota, Fiat, Mercedes, Renault, Hyundai, Isuzu takip ediyor. Türkiye’de otomotiv üretimi Bursa, İzmit, Sakarya ve Aksaray gibi şehirlerde yoğunlaşmış durumda. Sonuç olarak vergi düzenlemesi sektöre biraz hareket katacak olsa da esas sorun, yani kur-faiz-enflasyon üçlüsüne çözüm bulunmadığı sürece, otomotivden ciddi bir atak beklemek zor görünüyor.

Kaynak: Gazete Duvar

  • Hakkımızda
  • Künye

 

Başka Bir Denizli… Başka Bir Ülke… Başka Bir Dünya… MÜMKÜN…